57. Alay 17 Mart gecesi tamamen şehit olmadı, dünyanın en kahraman alayı oldu.

57. Alay 17 Mart gecesi tamamen şehit olmadı, dünyanın en kahraman alayı oldu.

  • Alay mensubu Türkü, Ermenisi, Yahudisi, Lazı, Çerkezi, Boşnağı… 72 milleti ile atalarımızı şükran ve minnetle anıyoruz. Atalarımız gereğinde son birliğine, son neferine, son damla kanına kadar mücadele ederek düşmana aman ve geçit vermediyse biz de onlar gibi son an ve son damla kana kadar mücadele edeceğiz.

57. Alay Çanakkale’de yok olmadı ve 57. Alay’ın tüm askerleri şehit olmadı. Efendim hikâyeyi kısaca anlatayım;

57. Alay, Çanakkale Savaşı’nın başlangıcı olan Anzak Çıkarmasını durdurmak için 15 Nisan 1915 sabahı harekete geçen efsaneleşmiş bir alaydır.

19. Piyade Tümenine bağlı üç alaydan biri olan 57. Alay, 1 Şubat 1915’de Tekirdağ’ın Yarkışla mevkiinde kurulmuştur. Bu şanlı birliğin kahraman kumandanı Yarbay Hüseyin Avni Bey’dir.

57. Alay, 23 Şubat 1915’te Çanakkale’ye doğru yola çıkmış ve 25 Şubat 1915’te Eceabat’a gelmiştir. 19. Piyade Tümeni’nin bağlı olduğu 5. Ordu Komutanlığı’nın Enver Paşa tarafından kurulmasının ardından 57. Alay, yedek kuvvet olarak 26 Mart 1915’te Bigali Köyü’ne geçti.

Bu tarihten 24 Nisan 1915 tarihine kadar 57. Alay, Yarbay Mustafa Kemal ve Binbaşı Hüseyin Avni Bey tarafından Bigalı Köyü’nde sürekli eğitime tabi tutuldu.

57. Alay, Bigalı Köyü’ndeki eğitim ve tatbikatlarını sürdürdüğü sırada 5. Ordu tarafından yeri değiştirilmek istendi fakat düşman kuvvetlere çıkartmaların yapılacağı noktaya en yakın yerlerden biri olmasından dolayı Mustafa Kemal, 57. Alayın Bigalı Köyü’nde kalmasında ısrarcı oldu ve bunda da başarı sağladı. Böylece 57. Alay, Bigalı Köyü’nde kalmıştır.

25 Nisan 1915 Pazar sabahı, Mustafa Kemal, kendisine herhangi bir emir gelmiş olmamasına rağmen düşman çıkartmasını haber alır almaz kişisel inisiyatifiyle Conkbayırı’na doğru hareket etti. Conkbayırı’na hareket eden 3 taburu ve bir dağ bataryasını oluşturan yaklaşık 3000 subay ve askeriyle 57. Alay, bizzat Mustafa Kemal’in yönetiminde kendisinden çok daha büyük bir düşman gücüne karşı saldırıya geçmiştir.

57. Alay, çatışmalarda mevcudunun üçte ikisini kaybetmiş, savaşın ortasında takviye edilmiştir. 13 Ağustos 1915’te 57. Alay komutanı olan Hüseyin Avni Bey, karargâha düşen bir top mermisiyle şehitlik mertebesine ulaşmıştır.

Hüseyin Avni Bey’in yerine atanan Binbaşı Hayri Bey, alayı Keşan bölgesinde konuşlandırmış ve alay, eksikleri giderildikten sonra 19. Tümenle birlikte 15. Kolordu bünyesinde Galiçya Cephesi’ne gönderilmiştir.

57. Alay, Galiçya Cephesi’nde büyük yararlılıklar göstermiş, alayın mevcudunun çok büyük bir kısmı buradaki çatışmalarda kaybedilmiştir. Mevcudu çok azalan ve sadece 1100 kişi kalan 57. Alay, cephe gerisine alınarak eksikleri giderildikten sayıca arttırıldıktan sonra yeniden cepheye alınmıştır fakat Rusya’da patlak veren Bolşevik Devrimi’nin ardından Galiçya Cephesi’ndeki savaş sona ermiştir. 15. Kolordu ise bu sefer Sina ve Filistin Cephesi’ne yollanmıştır.

57. Alay burada da çok faydalı olmasına rağmen İngilizler tarafından çembere alındığı için mevcudu iki gün içerisinde sadece 260’a düşmüştür. Megiddo Muharebesi sırasında ise 57. Alayın kalan mevcut esir edilmiştir.  

Bu kahramanların anısına o günden beri Türk ordusunda 57. Alay bulunmamaktadır. 57. Alay, dünya üzerinde en çok madalya sahibi olan alay olduğu için dünyanın en kahraman alayı olarak nitelendirilmektedir.

Yani Çanakkele Savaşı’nda tamamının şehit olduğu zannedilen 57. Alay, Çanakkale’nin ardından Galiçya’ya sonra da Sina ve Filistin Cephesine gönderilmiştir.

57’nci Alay’ın alay doktoru olarak görev yapan İstanbullu Rumlardan Yüzbaşı Dimitroyati de yer almıştır. Yüzbaşı Dimitroyati bugün 57 nci Alay şehitliğinde, alay imamı Konyalı Hasan Fehmi Efendi ile birlikte adeta milli birlik ve beraberliğimizin simgesi olarak yatmaktadır.

Dimitroyati, Çanakkale Savaşı başladığında gönüllü olarak savaşa katılmış ve tabip yüzbaşı rütbesiyle yaralı askerleri tedavi etmiştir. Yüzbaşı Dimitroyati, yaralı bir askeri tedavi ettiği sırada düşmana hedef olmuş ve ağır bir şekilde yaralanmıştır. Dimitroyati, doktor olduğundan yarasının ölümcül olduğunu ve kısa bir süre sonra sonsuza dek gözlerini yumacağını anlamıştır. 

Dimitroyati öleceğini anlayınca, Ali Çavuş’a dönerek şöyle der:

“Bak Ali Çavuş, öldüğümde gâvur-mavur deyip başka yere gömmeye kalkarlar. Sakın, beni sizden ayırmalarına müsaade etme.”

Dimitroyati’nin bu vasiyeti eksiksiz olarak yerine getirilmiş ve yüzbaşı bugün yatmakta olduğu ay yıldızlı mezarına defnedilmiştir. Cenaze törenine ailesi ve Papaz’ın yanı sıra tedavi edip iyileştirdiği Müslüman askerler de katılmış, hem Hıristiyan hem de Müslüman adetlerine göre dualar okunmuştur.

Bugün Dimitorayati, vasiyetine uygun olarak on binlerce şehidimizle birlikte Çanakkale‘de, bizlere bu ülkenin hangi bedeller uğruna emanet edildiğinin göstergesi olarak huzur içinde yatmaktadır.

Aziz Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun!…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: