Aykut Bababalım: “Edirne kendi haline bırakılırsa on yıl sonra da aynı problemleri konuşuruz…”

Aykut Bababalım: “Edirne kendi haline bırakılırsa on yıl sonra da aynı problemleri konuşuruz…”

Aykut Bababalım: “Edirne kendi haline bırakılırsa on yıl sonra da aynı problemleri konuşuruz…”

  • Albaraka Katılım Bankası A.Ş. Edirne Şubesi müdürü olarak Edirne ekonomisini değerlendirmenizi istesek neler söylersiniz?

Aykut Bababalım: Edirne ekonomisi nispeten kendi içine kapalı bir ekonomi. Tarım, turizm ve hizmet sektörü gibi temel alanlardan oluşan ve kendi içerisinde dönen bir ekonomi var. Ekonomik sıkıntılara karşı da çok fazla kur riski olmadığı için nispeten daha dayanıklı olduğunu söylemek mümkün. Küçük ama gelişmeye açık bir Edirne ekonomisi olduğunu söylemek mümkün. Piyasalarda bir durgunluk olmakla beraber, Edirne’nin bu durgunluğu nispeten daha az yaşadığını söylemek durumundayız. Tabi ki bunda da en büyük etken Bulgar ve Yunan misafirlerimizin Edirne’ye döviz bırakması.

  • Edirne’ye yeteri kadar turist geldiğini düşünüyor musunuz?

Aykut Bababalım: Öncelikle turist kavramına bakış açısını değiştirmek gerektiğini düşünüyorum. Edirne’ye gelip, Edirne’de konaklamayan insana turist dememek gerektiğini düşünüyorum. Günübirlik ziyaretçilerimiz fazla. Gıda, temizlik gibi günlük ihtiyaçlarını karşılamak için Edirne’ye gelen misafirlerimiz var. Tabi gönül ister ki Edirne’de üretilen malları almak için buraya gelsinler ama durum maalesef böyle değil. Kur farkından dolayı, buraya gelip, alışveriş yapan insanlara turist demek yanlış olur diye düşünüyorum. Özellikle merkezde bulunan esnaflarımızın bu işten karlı çıktığını söylemek mümkün ama maalesef turizm böyle olmaz. Misafirlerimizin burada kalmasını sağlayacak çalışmalar yapmak gerekiyor. Bu konuda eksik olunduğunu düşünüyorum.

  • Edirne ekonomisi neden gelişmiyor?

Aykut Bababalım: Bunda en büyük etken müteşebbis ruhun zayıf olması. Siyasi irade desteği de zayıf olunca, ekonomi gelişmiyor. Avrupa ile İstanbul arasında köprü olmak varken, Edirne ekonomisini elinde bulunduranlar risk almadığı için Edirne yerinde sayıyor, ne uzuyor, ne kısalıyor. Bunun için insanları üretime yönlendirmek gerektiğini düşünüyorum.  Edirne halkı maalesef tarım dışı alanlarda üretim yapmaktan imtina ediyor. Devletin bu konuda yol gösterici olması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin, Edirne’ye bir buğday firması geldiğinde; devlet vereceği teşvikler ile firmaların buraya gelmesini teşvik etmek durumunda. Edirne merkezde üretim yapan çok az yer var, kapanmayanlar da düşük kapasite ile çalışmalarını devam ettiriyor. O yüzden Edirne de insanları üretime yönlendirmek, özel teşebbüsü arttırmak gerekiyor. İnsanlar Edirne’ye para yatırmalı ve tarım dışında faaliyetlere yönelmeli. Gönül ister ki burada büyük fabrikalar olsun; onlara kredi verelim, ham madde alalım, makine alalım… Edirne’nin markalaşması gerekiyor. Türkiye’deki pirinç ve çeltiğin yarısı şehrimizde üretilmesine rağmen Edirne pirinç denince akla gelmiyor. Edirne’yi ciğer, ayçiçeği sarmalından kurtarıp, markalaşmaya gitmek gerekiyor. Kapıkule’deki insan girişinden sonra şehrimizden geçen para Edirne’nin değil; oradan geçen para yüzünden Edirne’nin teşvike ihtiyacı yok gibi görünüyor ama bu algı yanlış. Mevzu sadece ekonomik teşvik değildir; mevzu Edirne ekonomisini doğru alanlara yönlendirmek, devlet desteği ile burada bulunan parayı arttırmak. Yerel ve merkezi yönetimler birlikte çalışırsa sorunlar büyük ölçüde çözülür ama bunun kadar önemli olan müteşebbis sayısının artması. Bunu arttırmak için de Edirne’ye yatırım için gelen insanları teşvik etmek, onlara imtiyazlar vermek gerekiyor. Böylelikle Edirne ekonomisi çok rahat bir biçimde geliştirilebilir. Edirne kendi haline bırakılırsa on yıl sonra da aynı problemleri konuşuruz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: