Bahçeli’den 100 yılda, 100 maddelik Anayasa hazırlığı

Bahçeli’den 100 yılda, 100 maddelik Anayasa hazırlığı

·      Yeni anayasa tartışmaları üzerine konuşan Bahçeli “100 maddelik önerimizin hazırlığı tamamlandı” dedi. Bahçeli, “Mazisi neredeyse 145 yılı bulan anayasa tartışmaları toplum ve devlet hayatımıza ambargo koymuştur”

Koronavirüs salgınına karşı aşılama çalışmalarında da değinen Bahçeli, “Bir diğer mesele de aşıların tedarikidir. Bununla ilgili memnuniyet verici gelişmeleri Sağlık Bakanımız sürekli vurgulamaktadır. Salgın yönetimi doğru bir şekilde yapılmaktadır” diye konuştu.

“Devlet ile millet arasındaki karşılıklı sorumlulukları esas alan anayasalar değiştirilemez metinler değildir. Şartlar el verdiğinde, zamanın ruhuyla müsemma bir anayasa yazılması kaçınılmaz bir görevdir. Anayasalar devletin ana teşkilat düzenin tayin ve tespit etmektedir. Devletin siyasi ve hukuki teşkilatlanması sosyal ve hukuki alana yaslanmalıdır. Masa başında devlet teşkilat düzenini hazırlamak demokrasiyle izah edilemeyecektir. Yeni anayasa yapmak demek, milletin ihtiyaç ve hedeflerini idrak etmek demektir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkeleri ve kurucu felsefeleri kıskançlıkla muhafaza edilmelidir. Ön şart bu ilk ve felsefenin anayasanın başlangıç kısmında kesin bir dille temellendirilmesidir. Millet nam ve hesabına hazırlanacak her anayasa teklifinin Türkiye’nin ruh kökünden doğması asıl olmalıdır. Her partinin yeni anayasa konusunda destekleyici tavrı görülmektedir. En azından herkes yeni bir anayasadan bahsetmektedir.

Görüşmek, konuşmak için müsait bir zeminin varlığına işarettir. Sıra nasıl bir anayasa yazılsın sorusuna geldiğinde ne yazık ki potansiyel anlaşmazlıklar, kutuplaşmalar kuvveden fiile geçmektedir. Ön yargıların giyotinine, mayınlı alanlara ülkemizi teslim etmek vatan ve millet sevgisiyle bağdaşmayacaktır. Sıkılı yumruklarla, ideolojik taassuplarla anayasa yapmak ne tarihte ne bugün mümkün olmuştur. Bu devlet bizimdir, bu millet biziz. Cumhuriyet cumhurun aziz mükâfatıdır. Daha iyiyi bulmak, daha güzele ulaşmak ütopya olarak görülmemelidir.

Artık uzlaşmak ve yeni bir anayasa hazırlamak milli vecibedir. Buna sırt dönenler fuzuli bahanelerle konuşmaya bile uzak olanlar demokratik hesaba şimdiden hazır olmalıdır.

Cumhuriyetin 100. yılında 100 maddelik yeni anayasa önerimizin hazırlık aşaması tamamlanmıştır. Partimiz cumhuriyetin 100. yılını yeni anayasa açısından hem bir fırsat hem de bir dönüm noktası olarak ele almaktadır.

Başkanlık sistemini kurumsallaştırmak, 100 maddelik yeni anayasa yapmak Türk milletine borcumuz, vefa görevimizdir. MHP, cumhuriyetin 100. yılı anısına 100 maddelik tam metin önerisiyle milletimizin ve siyasi muhataplarımıza sunmaktadır.

Metin hazırlanırken mevcut anayasa, geçmiş dönem Osmanlı, Türk anayasaları, dünya anayasaları, uluslararası insan hakları sözleşmeleri, bugüne kadar hazırlanmış anayasa önerileri ve raporları, bilimsel yayınlar dikkatle incelenmiş, kuyumcu hassasiyetiyle analiz edilmiştir.

BAŞLANGIÇTA “ALLAH’IN LÜTFU”

Bahçeli, partisinin hazırladığı yeni anayasa önerisinin içeriğini şöyle özetledi: 

“Anayasanın başlangıcı, dünyada 164 ülke anayasa başlangıçları incelenerek, Türk milletinin ortak değerlerini kucaklayan ve muasır devlet olmanın gereklerini dikkate alan bir yaklaşımla yazılmıştır.

Başlangıca, ‘Allah’ın lütfu, kardeşlik ruhu ve vatan sevgisiyle varlık bulmuş biz Türk Milleti’ düsturu ile giriş yapılmıştır.

Devletin genel esasları ilk beş maddede düzenlen, ‘Devletin şekli ve nitelikleri’ aynen korunarak birinci maddede ele alınmış, maddenin son fıkrasında ‘Bu madde değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez’ denilmiştir.

Anayasa’nın ikinci kısmında ‘Temel Hak ve Ödevler’ düzenlenmiş, birinci bölümde tüm haklara dair ortak rejimi belirleyen ‘Genel Hükümler’ yer almış, ikinci bölümde ‘Haklar ve Hürriyetler’ başlığı ile temel hak ve hürriyetler ‘sınıflandırılmadan’ en geniş şekilde güvenceye kavuşturulmuştur.

Temel haklara dair genel rejimde ‘Hakların bütünlüğü’ yaklaşımı esas alınmış, sınırlama rejimi tek bir maddede düzenlenmiş, temel hak ve hürriyetlerin korunması kenar başlığı altında yeni bir madde eklenmiştir.

Hakları düzenleyen tüm maddelerdeki sınırlama sebepleri kaldırılmıştır.

Temel hak ve hürriyetlerin kapsamı, taraf olduğumuz insan hakları sözleşmeleri baz alınarak kanunla belirlenmesi öngörülmüş, hakları düzenleyen maddelerde sadece ek güvencelere yer verilmiştir.

Hürriyetin esas, sınırlamanın istisna olduğu yaklaşım gerçek anlamıyla buluşturulmuştur.

Anayasa’nın üçüncü kısmında, üç bölüm halinde ‘Cumhuriyetin Temel Organları’, yasama, yürütme ve yargı başlıkları ile düzenlenmiş, Yasama organı için ‘Milli birliği sağlama’, yürütme için ‘Kurumsallaşmış başkanlık sistemi’, yargı için ‘Bağımsız ve tarafsız yapılanma’ anlayışı ön plana çıkarılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, yüz yıl önce kuruluş felsefesinde var olan ‘Milli birliği sağlama’ misyonu daha da güçlendirilmiştir.

Bu kapsamda TBMM Başkanı’na ‘Tarafsız konumuyla’ milli uzlaşmanın sağlanmasında ve siyasi krizlerin çözümünde arabuluculuk işlevi yüklenmiştir.

TBMM’nin yetkileri; kanun yapımında, antlaşmaların onaylanmasında ve sona erdirilmesinde, bütçenin kabul edilmesinde, anayasal kurum ve kuruluşlara üye seçmede, meclis soruşturması açılmasında kuvvetlendirilmiştir.

Milletvekillerinin dokunulmazlığıyla milletvekilliğinin düşme sebeplerine dair belirsizlikler giderilmiştir.

Yürütme organı ‘Başkan’ ve ‘İdare’ şeklinde iki başlık altında düzenlenmiş, Başkanlık Sistemi, yeni anayasa bütünlüğü içinde ‘kurumsal yapıya’ kavuşturulmuş, Başkan ile birlikte iki Başkan Yardımcısının seçilmesi öngörülmüş, Başkanlık Kabinesi anayasal statüye dahil edilmiş, Başkanlık Hükümet Programı’nın Meclise sunulması yöntemi getirilmiş, Başkanlık Kararnameleri ile kanunların münhasır yetki alanları çatışmayacak şekilde belirlenmiştir.

Türkiye’nin üniter yapısına uygun olarak, idarenin kuruluşunda ‘kanunilik ilkesi’ sağlam ve sağlıklı bir içeriğe taşınmıştır.

Üniter devlet ilkesine anayasada açıkça yer verilerek, idari yapılanmada ‘il esası’ korunmuştur.

Anayasal kurumlardan Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Kurumu varlığını sürdürmüş, Diyanet İşleri başkanlığı ‘Türkiye Diyanet Kurumu’ olarak yeniden yapılandırılmış, Yükseköğretim Kurulu’nun oluşumunda TBMM’nin yetkileri artırılmış, yeni bir kurum olarak ‘Türkiye Liyakat Kurumu’ önerilmiş ve Türkiye Merkez Bankası anayasal kuruluş haline getirilmiştir.

Yargı organının yapılanmasında, ‘Yargı ayrılığı sistemi’ devam ettirilmiş, Hakimler ve Savcılar Kurulu, ‘Yargı Yüksek Kurulu’ adıyla yeniden ele alınmış, avukatlık ve arabuluculuk mesleklerine anayasal statü tanınmış, Anayasa Mahkemesi yüksek mahkeme değil, özel bir statüde düzenlenmiş, Yüce Divan yargılaması ve siyasi parti kapatma davaları ‘Yüce Divan’ adıyla oluşturulan yeni bir mahkemeye verilmiş, Yüksek Mahkemeler başlığı altında Sayıştay ve Yüksek Seçim Kurulu’nun statüsü açıklığa kavuşturulmuş,  yargıya ilişkin üye seçiminde TBMM’nin yetkileri genişletilmiştir.

Anayasa’nın son kısmında değiştirilme usulü genel olarak korunmuş, Anayasa değişikliklerini halkoyuna sunma konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yetki verilmiştir.”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: