Ciğerci Kemal Usta (Irmak): “İnsanlar evlerinde bir ay daha sıkılsın çünkü virüs kapıp, aylarca yaşam mücadelesi vermek daha zor olsa gerek!”

Ciğerci Kemal Usta (Irmak): “İnsanlar evlerinde bir ay daha sıkılsın çünkü virüs kapıp, aylarca yaşam mücadelesi vermek daha zor olsa gerek!”

  • Kemal Bey, Edirne’nin hatırı sayılır esnaflarından birisiniz. Korona (Corona) virüsü diye bildiğimiz Covid-19 salgını gündemimizi tamamen ele geçirdi. Siz de bu işten en çok etkilenen meslek dallarının birindesiniz. Neler söylemek istersiniz?

Ciğerci Kemal Usta (Irmak): Elbette bu Corona (Korona) Virüs (COVID-19) salgından ülkemiz de nasibini aldı. Gereken önlemleri alarak ülke olarak bu işten sıyrılacağımızı düşünüyorum. Elbette bütün Türkiye’de olduğu gibi Edirne’de de esnaf bu salgından etkilendi. Piyasalar çok kötü. Özellikle lokantaların da sadece paket servis verebiliyor olması işlerimizi fazlasıyla düşürdü ancak yapacak da bir şey yok. Devletimiz bu önlemleri almak zorunda idi. Umuyorum ki bu sıkıntılı günleri en kıza zamanda atlatırız.

Biliyorsunuz, Corona (Korona) Virüs (COVID-19)  salgınından evvel Edirne’miz bir mülteci krizi yaşadı. Bu salgın da piyasaları çok etkiledi. İnsanlar dışarıya, işlek yerlere çıkmaya korkar oldular sokakta Suriyelileri görünce. Korona hadisesi de tuz biber oldu zaten. Bu noktada maalesef Türk insanı da sınıfta kaldı. Salgın olayı ilk ortaya çıktığında her kafadan bir ses çıktı ve insanlar birbirini korkutarak, yalan yanlış bilgilerle piyasaların kötüye gitmesine neden oldular. Maalesef salgının boyutu arttıkça insanlarımızın tavırlarında da bir değişiklik yaşanmadı. Sosyal mesafeyi koruyamadık, kalabalık yerlerde gezmeye devam ettik vs. Hal böyle olunca salgın arttı ve en sonunda hepimizin iş sektörünü ilgilendiren malum kararlar alındı. Biraz da insanlarımızın bilinçsizliği yüzünden bugün Edirne’de tüm Türkiye’de olduğu gibi birçok esnaf arkadaşımız dükkanlarının kepenklerini uzun süredir kapalı tutuyor.

Başka bir örnek vereyim. Salgın ilk baş gösterdiğinde insanlar marketlere koştu. Maalesef Edirne’de de insanların market raflarını boşalttıklarını gördük. Bu noktada insanlarımızın doğru bilgilendirilemediğini de söylemek durumundayım. Toplum her zaman sürü psikolojisi ile hareket eder. Kitleleri bazen yönlendirmek gerekiyor. Sözgelimi, salgın ülkemizde ilk görüldüğünde insanlara marketlere hücum etmeleri durumunda, sosyal mesafeyi ayarlayamayacaklarını bunun da salgını arttıracağını anlatamadık. Bu durum Edirne’den daha fazla büyükşehirlerde yaşandı. İstanbul’da sokağa çıkma yasağından iki saat evvel olanları hepimiz gördük! Maalesef insanımız çok bilinçsiz davrandı.

  • Kemal Bey, Korona Virüsü ile mücadele noktasında ülkemizin aldığı önlemleri nasıl değerlendirmek istersiniz?

Ciğerci Kemal Usta (Irmak): Devletimizin cansiperane bir şekilde bu salgın ile mücadele ettiğini görüyorum. Bu beni bir Türk olarak mutlu ediyor. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, sağlık bakanımız ve kurmayları Türk milletini şeffaf bir biçimde bilgilendirdi ve süreç başladıktan sonra da gereken önlemleri aldılar. Biz belki farkında değiliz ama Avrupa ile mukayese ettiğiniz vakit oldukça iyi durumdayız. Bakın Avrupa nüfusu kırılıyor. Avrupa’da insanlar, ülkelerinin sağlık sistemine bela okuyorlar, Avrupa birliği bayrakları, ülkelerin belediyelerinden indiriliyor. Yüzyıllardır anlattıkları bir yalan var. Avrupa refahı. O yalan çöküşe geçti! Türkiye ise elinden geldiğince, imkanı yettiğince vatandaşının yanında oluyor. Kredilerin ertelenmesi, işsizlik maaşlarının ödenmesi gibi kararlar Türkiye’nin sosyal devlet olma özelliğinin lafta kalmadığını gösterir.

Bununla beraber, devletin çeşitli birimlerinin sokağa çıkamayan insanlara yaptığı yardımlar beni çok mutlu ediyor. İnsanlara maske, kolonya dağıtılması da beni sevindiriyor. Türkiye’nin geçte olsa her vatandaşına maske dağıtacak olması bana sorarsanız insana verilen değerin göstergesidir.

  • Salgınla mücadele konusunda neler söylemek istersiniz?

Ciğerci Kemal Usta (Irmak): Bu işin başında Türk insanı önlem almak konusunda geç kaldı. Adımlarımızı ona göre atmak durumundayız. Hiç bir şey için geç değil. Hijyen deyip geçmeyelim. Bu kelimenin altını dolduralım. Devletin koyduğu yasaklara uyalım. Maskesiz, eldivensiz dışarı çıkmayalım. Gerekmedikçe dışarı çıkmayalım çünkü belki bize bulaştığında kolay atlatırız. Yaşı genç olanlar da böyle düşünüyor olabilirler ama unutmasınlar ki evlerinde beraber yaşadıkları annelerine, babalarına, eşlerine, çocuklarına bulaştırma ihtimalleri var. Bu vebalin altında kalmayalım, kimseyi de bu vebalin altında kalmaya zorlamayalım.

Sağlık çalışanlarımızdan, terörle mücadele kadar zor ve takdire şayan bir mücadele örneği gösteriyor. Edirne Belediyesinin de gayretlerini göz ardı etmemek lazım. Salgın başladığından beri ailesini göremeyen, virüs kapan, yaşam mücadelesi veren, rahmetli olan doktorlarımız oldu. Aileme virüs bulaştırırım diye evine gidemeyen, hastanelerde yatıp kalkan doktorlarımızın, hemşirelerimizin, sağlık memurlarımızın hatırına, yarın daha çok üzülmemek için evde kalalım. İnsanlar evlerinde bir ay daha sıkılsın çünkü virüs kapıp, aylarca yaşam mücadelesi vermek daha zor olsa gerek!

Umuyorum ki mayıs ayı sonunda hem Türkiye’de hem de dünyada virüsün yayılma hızı yavaşlamaya başlayacak ve bu zor günleri atlatacağız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: