Ecz. Şükrü Ciravoğlu: “Sağlık turizmini geliştirmenin yolu tanıtımı daha iyi yapmaktan geçiyor.”

Ecz. Şükrü Ciravoğlu: “Sağlık turizmini geliştirmenin yolu da tanıtımı daha iyi yapmaktan geçiyor.”

Ecz. Şükrü Ciravoğlu: “Sağlık turizmini geliştirmenin yolu tanıtımı daha iyi yapmaktan geçiyor.”

Ecz. Şükrü Ciravoğlu: “Sağlık turizmini geliştirmenin yolu tanıtımı daha iyi yapmaktan geçiyor.”

Edirne bir turizm kenti olarak sağlık turizminden yeterince faydalanabiliyor mu? Bu konudaki görüşlerinizi anlatır mısınız?

Ecz. Şükrü Ciravoğlu: Edirne’nin sağlık turizminden, en azından Balkanlar anlamında daha fazla yararlanması gerekiyor, elindeki imkânlara baktığımızda. Hastane ve yatak kapasitemiz şu anda gayet iyi durumda. Devlet hastanemiz var, iki tane özel hastanemiz var ve fakülte hastanemiz var. Bunun dışında bir de fiyat avantajımız olduğunu vurgulamak gerek. Bugün Avrupa’da sağlık hizmetleri bize göre çok pahalı. Dolayısıyla Balkanlar diye konuştuğumuz ülkelerin çoğu AB üyesi olduğu için, gerek hastane, gerekse ilaç fiyatları oralarda çok yüksek. Fiyat avantajı bakımından biz tercih sebebiyiz. Bütün bunları değerlendirdiğimiz zaman gayet iyi koşullarımız var. Kaliteli doktorlarımız var, kaliteli hizmet veriyoruz. Üniversite daha üst düzey bir araştırma merkezi olarak hizmet veriyor. Ekonomik sıkıntılardan dolayı arzu edilen seviyede olmasak da Balkan ülkeleri ile kıyaslarsanız Trakya Üniversitesi Hastanesi de gayet iyi durumda. Hal böyle iken sağlık turizminden daha fazla yararlanmak gerek. Bunu sadece hasta olarak değerlendirmeyelim. Hastanın yanında gelen refakatçiler de Edirne’ye gelip, giderek, buraya döviz bırakıyorlar. Sağlık turizmi dendiğinde sadece hasta değil refakatçi de aklımıza gelmeli. Sağlık turizmini geliştirmenin yolu da tanıtımı daha iyi yapmaktan geçiyor.

Mevcut hastane ve olanaklarımızı, doktor kadroları ile birlikte görsel olarak tanıtmalıyız. Daha fazla kitapçık, broşür hazırlayıp, komşu ülkeler başta olmak üzere irtibat büroları kurmalıyız. Aynı zamanda internet ve sosyal medya üzerinden tanıtım yapan hesapların sayısını arttırmak zorundayız. Hasta ve refakatçilerin Edirne’ye daha kolay nakledilmesi için tur firmaları ile organizasyonlar da yapmak gerektiğini düşünüyorum. Edirne Beyazıt Külliyesi ve Sağlık Müzesi, işin tarihsel boyutunu da gözler önüne seriyor. UNESCO tarafından korunan ve parmakla gösterilen sağlık müzemiz, 16.yüzyıldan beri Edirne’de sağlığa ne denli ehemmiyet verildiğini de gösterir nitelikte. 16.yüzyılda Edirne’de hem fiziksel hem ruhsal hastalıkların tedavi edildiği bir şifahane vardı. Dolayısıyla bunun da tarihsel arka planını anlatarak şu mesajı vermeliyiz: ‘’Edirne, Osmanlı döneminden beri sağlık konusunda öncü noktalardan birisidir.’’ Şifahane kültürünü devam ettirmek boynumuzun borcudur. Bu tanıtım açısından çok anlamlı bir argüman…

Edirne, Balkan ülkelerinin ve Avrupa ülkelerinin nüfusuna nazaran çok daha genç bir nüfusa sahip. Yani Avrupa ülkelerinin nüfusu bize göre daha yaşlı. Edirne’de yaşlılar için bir rehabilitasyon merkezi kurulabilir mi? Bu konuda görüşleriniz nelerdir?

Ecz. Şükrü Ciravoğlu: Sizin de söylediğiniz gibi genç bir nüfusumuz var. Bu potansiyelden yararlanmak zorundayız. Avrupa’daki sağlık imkânlarının bizden daha pahalı olduğunu düşündüğümüz de yaşlılar için bir bakım merkezi kurmak gerçekten çok anlamlı olacaktır. Çünkü Türk milleti insana değer veren, ona yatırım yapan bir millettir. Edirne insanı da yardımseverdir. O yüzden böyle bir proje şehrimizin genetik kodlarına da gayet uygundur. Örneğin, Karaağaç’taki göçmen evi bölgesi bu iş için biçilmiş kaftan bana göre. Dediğiniz projeyi bu bölgede hayal edince, çok güzel olabileceğini öngörüyorum. Yaşlı bakım evleri var ama yeterli değil. Öncelikle yaşlı bakım evlerimizin standardını geliştirmek, yenilerini açmak ile işe başlamak gerek. Daha sonra da gelişime bağlı olarak Avrupa’ya da bu hususta destek olabiliriz. Bu durum Edirne’ye kazandırır, ciddi döviz getirir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: