Edirne de yaşayan, projesi olan işsize ve vasıflı olup da vasıfsız çalışanlara Erdinç Kahraman’dan destek

Edirne de yaşayan, projesi olan işsize ve vasıflı olup da vasıfsız çalışanlara Erdinç Kahraman’dan destek

  • Edirneli genç iş adamı Erdinç Kahraman Edirne’de işsizliğe çözüm olmak için kişisel imkanları ile destek olmaya hazır olduğunu belirtti.

Kahraman, Edirne’de yaşayan, yeni iş fikri olan genç girişimcilere, evlerinde iş yapmak isteyen ev kadınlarına, en önemlisi vasıflı olup da vasıfsız çalışan kişilere istihdam yaratmak için her türlü projenin yanında olacağını belirtti.

Erdinç Kahraman konu ile ilgili açıklamasında “Örneğin genç bir arkadaşımızın bir ürünü pazarlama konusunda bir projesi mevcuttur. Belli bir müşteri potansiyelini saptayıp öngörüsü oluşmuştur. Fakat lojistik finansal veya herhangi bir konuda desteğe ihtiyacı vardır. Benimle irtibat kurar. Projesi ile gelir. Ne kadar rantabl olduğunu birlikte tartışıp projeyi geliştirip sermayeden istihdama kadar her türlü kararı birlikte değerlendiririz. Sağlayacağım destek sayesinde hem genç girişimci iş yeri sahibi olur, hem de iş arayanlar için istihdam sağlanmış oluruz, hem de ev kadınlarına evlerinde iş vermiş oluruz” dedi.

Konuşmasının devamında Edirne’nin sorunlarına da değinen Erdinç Kahraman: “Edirne tarihi eserler, kültür, medeniyet açısından mükemmel bir geçmişe sahip olmasına rağmen, aslında tam manasıyla hak ettiği övgüyü ve ilgiyi alamamış bir şehir. Edirne bir tarih akvaryumu. Ağır sanayiyi Edirne’ye getirerek geçmiş ve görkemli tarihi ile buluşturamayız. Eğitimi ve kültürü turizme uyarlayarak geçmişimizin ihtişamını bugünümüze ve yarınımıza taşıyacak yatırımlar yapılması lazım. İlin tarihini ön plana çıkarmamız lazım.  Göstermelik olarak gün yüzüne çıkarıp bırakarak değil, işlevsel hale getirecek projeler üreterek hayata geçirmesi lazım. Bu tür çalışmalar birçok ilde gerçekleştirilmiş. Şu anda korona virüs salgını dolayası ile pandemi sürecini yaşadığımız için Türkiye’ye gelen gurbetçiler dışında Edirne’ye gelen turist yok. Ama daha önceki yıllar Edirne’ye yoğun bir turist sirkülasyonu vardı. Biz sadece gelen turiste Alipaşa Çarşısını gezdirip gönderiyorduk. Yaşanan pandemi sürecini fırsata çevirerek, önümüzde ki yıllarda gelecek turiste Edirne’de en az bir gece konaklatacak, bulunduğu saat ve günler süresince sadece tarihi eserlerimizle değil bunun yanında kültürel geçmişimizle de tanıştırmayı sağlayacak projeler üretilerek uygulamaya koymamız lazım.

  • Edirne’nin kültürel anlamda tanıtımını nasıl yapabiliriz? Sorumuza cevap veren

Erdinç Kahraman: Tanıtım yönünden büyük sıkıntıları var. Edirne’de “Roman Kültürü” ile ilgili ön plana çıkan ya da çıkartılan bir durum söz konusu. Ağırlıklı olarak bu vurgulanıyor. Roman kültürü bizim zenginliğimiz fakat tek yönümüz değil. Edirne geneli olarak düşündüğümüzde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, Yaklaşık 90 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış; Osmanlı mimarisini doruk noktasına taşıyan görkemli dini yapıları ve sivil mimarlık örnekleri ile ön plana çıkmıştır. Edirne’de cami, mescit, tekke, türbe gibi dini yapılar; medrese, külliye gibi eğitim ve imaret, çeşme, sebil, hamam gibi sosyo-kültürel yapılar; han, çarşı, bedesten gibi ticari yapılar; kilise, sinagog gibi Osmanlı gibi muazzam bir yönetim kabiliyetine sahip olan devletimizde diğer dinlere inanan kişilere yönelik kendilerinin dini mekanları ve yapıları; köprü, sukemeri gibi su yapıları yanı sıra çok sayıdaki sivil mimarlık örnekleri kente kimliğini kazandıran, Osmanlı kültürünü ve mimarisini yansıtan öğeler arasındadır. Edirne Osmanlı Türkleri tarafından Bizanslılardan alındığında şehirde kültür itibari ile Rumlaşmış, din itibari ile de Hıristiyan olmuş Traklar mevcuttur. Hatta Türklerle birlikte Bulgarlar, Yunanlar, Yahudiler, Ermeniler de Edirne’de yaşamışlardır. 15. yüzyılın ikinci yarısında da Osmanlı topraklarına sığınan Musevilerin birçoğu Edirne’ye gelerek burada cemaatler halinde yaşamışlardır. Tüm bu kültürlerin çok ilgi ve dikkat çekici halde gelen turistlere tanıtılması lazım. Unutmayalım ki bunu tam anlamıyla yapıp mutlu edebildiğimiz her birey şehrimizin tanıtımını en iyi yapabilecek kişiler olacaktır.

  • Edirne’nin gelişimini, kalkınmasını nasıl sağlayabiliriz?

Erdinç Kahraman: Daha öncede vurguladığım gibi tarih ve kültür kenti olan Edirne’nin iş ve işçi istihdamında sanayinin yeri şehirle bağdaşmadığından bu yönde yatırımlar yanlış hareket olur. Edirne’nin değişik alanlarda gelişmesi, kalkınması çok kolay değil. Yerleşim alanlarını genişletmeye, sanayi sokmaya çalışırsak tarım alanlarında ki zenginliğimizi kaybedeceğiz. Planlamanın bunları düşünerek yapılması lazım. Durum böyle olunca da elimizde Edirne için çok fazla seçenek kalmıyor. En önemli erguvanımız olan tarihsel ve kültürel yapımızı ön plana çıkarıp bu konuda ilerlemeliyiz. Bugün Avrupa ve dünyada en önemli gelir kaynaklarından biri şehir turizmidir. Şehir turizmi deyince de akla ilk gelen bilinçli bir tanıtım ve profesyonel bir rehberlik eşliğinde turizm yapılmalıdır. Sonra tarihi yerlerde ve şehirlerde ki yerel turist rehberlerini görüyoruz. Bu konu üzerine eğilip Avrupa da ki gibi yerel rehberler Edirne içinden yetiştirilmelidir. Edirne dışından gelen yabancı rehberler Selimiye Camii’ni, Külliyeyi veya Meriç Köprüsünü gerektiği gibi anlatamaz, bütün özelliklerini tamamen anlatamaz. Mesela Eski Caminin Çeşmeli Minaresini bilen var mı?  Eski Caminin güney kısmında ki birinci minaresinde çift kapı olduğunu bilen var mı? Neden batıya doğru bir kapı daha açılmıştır? Mehmet Akif üç sene Edirne’de ziraat mühendisliği yapmış. Nerede kalmış, evi neresi? Bilen var mı? Bunu araştırıp, yaşadığı yeri bulup yerel rehberliğin farkını ortaya çıkarmak lazım. Bu da Edirne için bir iş alanı demek. Ama öncesinde de böyle yerleri düzeltip restore edeceksin, gelenlere mekanın atmosferini yaşatacaksın.  Çocuklarımıza ve gelecek nesillerimize kültürümüzü, medeniyetimizi, eserlerimizi bilmeye, öğretmeye çalıştığımız gibi bunların yanında tarihimizin başarılı ve acı dolu zamanları birlikte olmak üzere öğrenmeli ve öğretmeliyiz. Japonlar öğrencilerini Hiroşima’ya Nagazaki’ye götürüp bombalanan yerlere götürüp gezdiriyor tarihlerini orada öğretiyor, bilinç oluşturuyorlar. Örneğin Selimiye Camii’ne Balkan savaşı döneminde isabet eden daha sonraki restorelerde bu iz kalsın diyerek bırakılan top izini kaç kişi biliyor? Biz ne yapıyoruz? Edirne’ye gelen turiste ne anlatabiliyoruz ne yaşatabiliyoruz?

Edirne’de tüm bunları yapmaya çalışırken en önemli hususlardan biride bunları anlatacağımız göstereceğimiz yerli turistimizi en azından bir veya iki gün şehrimizde konaklatabilmemiz gerekir. Buda büyük olmasa bile küçük dahi olsa yerel işletmeler için yeni fırsatlar doğurur. Gelen kişinin konaklaması demek her türden esnafa katkı demek. Bu demek oluyor ki biz eksiklerimizi gidererek günü birlik gelen veya geçip giden turistleri konaklamalı Edirne’ye yönlendirecek projeler hazırlayıp uygulamaya koymamız gerekiyor. Kısa ve özetle, Edirne’ye turist geliyordu biz yeterince istifade edemiyorduk. Gelen kişilerin belli program dâhilinde gezip göreceği, alışveriş yapacağı, konaklayacağı yerleri oluşturmak lazım.

Diğer bir konu Edirne’nin yerel el sanatlarının örneklerinin gelen turistlerin alıp evlerine götürebileceği şekilde örneklerinin hazırlanması var olanlarının ise daha da geliştirilmesidir. Unutmayalım ki alınan bir örnek gittiği yerde görecek insanlar için şehrimizin en iyi reklamı olacaktır. Şu an el yapımı sabun süpürge gibi örneklerimiz mevcut ama yeterli değil. Örneğin Edirnekari denen bir desen ve boyama sanatımız mevcut ki gelenlere anlatılması ve alınabilir örneklerinin yapılması gerekir. Tarihte renk skalasına mal olmuş Edirne Kırmızısı denen renk tonunu anlatabilmeli yaşatabilmeliyiz. Edirne’nin tarihinde mum yapımı mevcut. Hatta Edirne’nin Mumcular sokağı dahi duruyor. Mumculuk sanatı tekrar gündeme getirip meyve sabunu gibi Edirne’ye mal etmek mümkün. Bunun gibi daha bir sürü iş ve çalışan istihdamı sağlayabilecek projelerin üretilmesini ve bende destek olmayı sabırsızlıkla bekliyorum.

Yerel turisti düşünürken Edirne’mizin bir serhad şehri Avrupa’ya açılan bir kapı olduğunu da unutmamamız lazım. Gerek transit geçişler gerekse komşularımızın son yıllarda artan Edirne ilgisini fırsata çevirmeliyiz. Bu konu üzerinde çalışmalı ve yoğunlaşmalıyız. Komşularımızın hafta sonunu şehrimizde geçirme oranlarının giderek artmakta olduğunu görüp bu konuda projeler üretmeliyiz

  • Bize Türk milliyetçiliğini tarif edermisiniz?

Erdinç Kahraman: Bana göre Türk Milliyetçiliği ırk milliyetçiliği değil, Laz’ı ile, Çerkez’i ile, Kürt’ü ile, Arnavut’u ile, Boşnak’ı ile. Romanı ile, Çingenesi ile kısacası 72 milleti ile aynı toprakların üstünde yaşayanların kültürel bütünlüğüdür. Türk Milliyetçiliği kesinlikle bir partini veya kurumun tekelinde tutulacak kadar küçük kavram değildir. Türk Milliyetçileri vatan, millet ve bayrak için canını vermeye hazır insanlardır. Bir Türkün üzüntüsü ile üzülüyorsak, sevinci ile seviniyorsak, önce yaşadığımız yerde kendi kapımızın önünü süpürüyorsak, havada uçan kendi uçağımızla, tarlada kendi ürettiğimiz traktörümüzle, terör mücadelesi veya tatbikatlarda kullandığımız kendi ürettiğimiz silahımızla, milyonlarca işçinin çalıştığı teknolojisini yaptığımız kendi fabrikalarımızla gurur duyabiliyorsak, tarihimize ve tarihi eserlerimize sahip çıkıyorsak ve bunları yapmak için var gücümüzle çalışıyorsak, bunların yapılması için vergimizi ödüyorsak biz Türk Milliyetçisiyiz demektir. Bu Türk Milleti sevgisidir, Türk Milliyetçiliği. Rengini şehit kanından alan al yıldızlı bayrağımızı başımızın üzerinde taşımak bizim gözümüzde Türk Milliyetçiliğidir. Türk Milliyetçiliği bizim gözümüzde Atatürk’ün çizdiği yoldur. Vatanını onun gibi sevebilmektir. Türk Birliği veya Turancılık ayrı bir olgudur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: