Edirne Merkezde Konut Piyasasını Anlamak 2:

Edirne Merkezde Konut Piyasasını Anlamak 2:

Yeni Trend Kırsal Konut Piyasası ve Ne Olacak Bu Apartların Hali

İki sene önce olsa şehirden köye göçüldüğünde ne yenip içilecek denildiğinde cevap veremezken bugün şehirde çalışamamaktan dolayı ne yiyemeyip neyi içemiyorsan köyde de en fazla o olura gelindi. Şehirden köye göçenlerin geçmişte olsa bahçe ve tarlalarının olması önemliydi. Bu da çok büyük maliyetlere sebep oluyordu. Bugünse köylerin meraları tarlalara olan bağımlılığı ortadan kaldırmış durumda. Mera köyün ortak alanı. Küçükbaş hayvan yetiştirmeye kalktığınızda senenin ancak birkaç ayı hayvanları yemle besleseniz yetiyor. 30-35 bin TL’ye 20 koyun alsanız senede 10 koyun arttırsanız, sütünü saymıyorum kesimde değerlendirseniz bile 15-20 bin TL kazanırsınız.

Besi ve yumurta tavukçuluğu imkanlarını da değerlendirebiliyorsunuz. Örneğin 35 TL’ye aldığınız yumurta tavuğunun 2-3 ayda yumurtlar hale getirmek için kg fiyatı 3-3,5 TL’den 5-6 kg yem veriyorsunuz ve size 50-55 TL’ye mal oluyor. Haftada sadece 4 yumurta alsanız yumurtadan kesilene kadar 300-400 yumurta alıyorsunuz. Hayvanın yediği zaten günde 100 gr yani yumurtlayacağı bir buçuk yılda 50 kg’ı geçmeyecek. Aspirini şusu busu deseniz, bir yumurtanın maliyeti 50-60 kuruşu bulmuyor, 1 TL’den satınca bile yumurtlama dönemi boyunca 150 – 200 TL net kar bırakıyor. Senede 100 TL’ye yuvarlayalım. 300 tavuğun net getirisi ayda 2,500 TL oluyor. 300 tavuğun yumurtlayana kadar maliyeti 15-18 bin TL. Bu paraya köfteci arabası zor alınır. Hoş alınsa da zaten yasaklarda satış yapamazsınız. Merada bedavaya otlacağınız koyunlardan kazanacağınız parayı da düşünün. Yani 50 bin TL kuruluş sermayesiyle ayda 4 bin TL gelir imkanı. Şehirde nerede bunu yapabilirsiniz..

Geçmişte ürettiğini satamıyordun. Bu kadar piyasalaşmamıştı. Şehir ve köy bu denli iç içe değildi. Dijitalizmle iletişim sınırı ortadan kalktı. Her şekilde üretilen satılabiliyor. Şimdi diyeceksiniz ki hoca sen sadece hayvan alım maliyetlerinden yürüdün. Bunların yaşam ortamının da maliyeti var, niye hesaba katmadın? Hemen cevap vereyim. Zaten köy evinin de önemi orada başlıyor. Kerpiç köy evi alıp yaşayacaksan zaten tadilatını alan kendisi doğal ortamda rahatlıkla yapabiliyor. Youtube videoları zaten insanları usta etti. Yok eğer arsa alıp yaptırılacaksa da 100 m2’lik bir betonarme ev inşaa ettirdiğinizde 200 bin TL’ye anahtar teslim mal edebiliyorsunuz. 70-80 m2’lik kısmının ev, 20-30 m2’lik kısmının ağıl olduğunu düşünün. Tavuklar için briketten eve bitişik duvar örüp ondülin çatı koymanız yeterli. Ya da 10-15 bin TL’ye çadır sistemi de oluşturabilirsiniz. Bütün bunların hepsini 500 – 600 m2’lik bir köy arsasında yapmak mümkün. Yaşam alanı kurmanın maliyeti evi kendiniz inşaa ettirecekseniz 300 bin TL civarı. Kerpiç evli bir köy arsasını ise evin durumuna göre 150 – 200 bin TL bandında rahatlıkla tedarik edebilirsiniz. 50 bin TL’de hayvan için kuruluş sermayesi. Yani 200 – 350 bin TL arasında yaşayacağınız evinizle, ağılınız kümesinizle hayvanlarınızla ayda 4000 TL yata yata gelir elde etme imkânınız oluyor. Bu arada Edirneli’ nin misafirperver olduğunu iddia etmiyorum. Sonuçta “dışarlıklı” tabirinin mucidi bir yer. Ama Edirneli yeni geleni kabullenmese dahi kendince tahammül ediyor ve yeni gelenler sorun yaşamadan rahatlıkla yaşıyorlar. Yeni gelenler açısından da Edirneli’ nin kendisini hangi sıfatla tanımladığının bir önemi yok, yüzüne gülmesi yeterli sonuçta.

Şimdi soruyorum size değerli okurlarım. Son bir yıldır niçin köy evleri ve köy arsalarının fiyatları ikiye katladı. Lalapaşa Süloğlu dağ köylerinde bile köy arsalarının dönümü 15 bin TL’lerden 40 bin TL’lere fırladı. Üstelik her geçen gün arsa ve ev bulmak zorlaşıyor. İstanbul’un zenginlerinin hobi amaçlı yer alımından mı kaynaklanıyor, yoksa artık şehirde tutanamayacak niteliksiz garibanların yeni ekmek kapısı olarak gelip köylere sığınmasından mı! İstanbul’da yaşayanlardan hareket edelim. 45 yaş üstü kesimin önemli bölümü İstanbul doğumludur. Ya da çok küçük yaşta memleketinden İstanbul’a ailesiyle göç etmiştir. Memleketiyle İstanbul arasında 1000 km varsa oraya gitmez. İstanbul’a en yakın köye gidip yerleşir. Dolayısıyla Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale köyleri, yerleşip aktif şekilde başta hayvancılık olmak üzere üretim yapacak 45 yaş ve üstü iş bulamayanların yeni adresi olmaya devam edecektir. Talebin duracağını düşünmeyin. Milyonlarca bu durumda olan insan var. İnsanca yaşamak için gelip sığınacakları adresse Trakya’nın köyleri. Bu da doğal olarak Edirne köylerindeki emlak piyasasını da canlı tutmaya devam edecektir. Hani klişeleşmiş bir söz vardır İstanbul’un taşı toprağı altın diye. 2021 Türkiye’sinde bu sözü köyüyle kentiyle her yeriyle Edirne’nin taşı toprağı altın diye değiştirme vakti geldi gibi görünüyor.

Gazete sahibi Cengiz beyin sayfa sınırını yine aştık. Ama yine de apartlar kısmına kısa da olsa değinilmesi gerek. Daha etraflıca analiz fırsat olunca ayrıca yapılır. Pandemi deyim yerindeyse apartları yıkıp geçti. Çoğu bir yılı aşkın zamandır kapalı. Yeni yeni açılmaya çalışıyor. Açık olanlarınsa kapasitelerinin onda birine dahi ulaşamama sorunları oldu. Kullanılmayan daima eskir. Boş duran konutta su – elektrik – doğalgaz tesisatları yavaş yavaş çürür. Daha vahimi pek çok apartın şu an yataklarına varana kadar eşyalarında kullanılamaz hale gelme durumu var. Ama maalesef apart işletmecilerinin bir yılı aşkın süredir gelir elde edememeleri sebebiyle eşyaları yenileyip tadilat yapacakları imkanları çok sınırlı. Apartları bu saatten sonra uzun süreli kalınacak konutlar olarak görmeyi bırakmak lazım. Artık hepsi birer otel ve pansiyon adayıdır.

Apartlar öğrenciler için yapıldı. Pandemide eğitim online olunca çoğu kapandı ya da çok düşük kapasiteyle çalışmaya devam etti. YÖK’ün kararı net ve dijitalleşme pandemi sonrasında da sürecek. Pandemi sonrasında derslerin %40’ının online yapılması söz konusu. Bunun anlamıysa 7 dersi olanın en fazla 4 dersi örgün olacağıdır. 4 dersi örgün ve akşam “ikinci öğretim” olan bölümlerde öğrenci tek günde, sadece örgün öğretimi olan bölümlerde iki günde görüp dönebilir. Hızlı tren mesafeyi azaltınca öğrencinin örgünde %70 devam koşuluna göre her hafta da muntazam olmamak kaydıyla haftada tek gün konaklaması yeterli olacak. Devlet yurtlarının da ne kadar çok kapasite artışına yol açtığını da unutmayalım.

Apartların geleceğinde de iki dönüşümü göreceğiz. Birkaç yıl içinde projeleri uygun olanların 2+1 ve 3+1 aile konutlarına dönüştürülerek normal apartmanlara çevrilip satılması veya kiraya verilmesi söz konusu olacak. Projeleri uygun olmayan veya aile konutuna dönüştürmenin tercih edilmediği apartlarsa günlük kiraya vermek zorunda kalınacak. Yani otel veya pansiyona dönüşümle karşılaşılacak. Pansiyon veya otele çevrilecek olanlar için bu sene çok önemli. Geçmişte olduğu gibi öğrenci apartı mantığıyla 9 aylık tam zamanlı sezon beklentisiyle hareket edenlerin beklentileriyle gerçekleşmeler uyumsuz olabilir. O yüzden apartların acilen tadilatlarının yapılıp eşyalarının yenilenmesi lazım. Böylece yaz döneminde düşük fiyatlamayla oteller yerine Balkanlar başta olmak üzere yurt dışından gelen turistlerin konaklaması sağlanabilir. Tam kapasite olmasa da en azından öngörülebilir bir geleceğin oluşumuna kadar işletmelerin ayakta durmaları böylece sağlanabilir. Konuyla ilgili kredi mekanizmalarının işletilmesi büyük önem taşıyor. Bakalım ne olacak, yaşayıp göreceğiz. Herkese selamlar…

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: