Erdoğan Bayramoğlu: “Step Dizayn olarak çalışan personelimizde kısıtlamaya gitmeyeceğiz. Kalifiye eleman alımlarımıza devam edeceğiz. Fabrika alanımız çalışma standartlarına uygun. Makinalar arasında ki uzaklık zaten sosyal mesafeye göre dizayn edilmiş. Ramazan Bayramdan sonra çalışmaya başlayacağız. İlk planda maske ve önlük çeşitleri üretimi yapacağız.”

Erdoğan Bayramoğlu: “Step Dizayn olarak çalışan personelimizde kısıtlamaya gitmeyeceğiz. Kalifiye eleman alımlarımıza devam edeceğiz. Fabrika alanımız çalışma standartlarına uygun. Makinalar arasında ki uzaklık zaten sosyal mesafeye göre dizayn edilmiş. Ramazan Bayramdan sonra çalışmaya başlayacağız. İlk planda maske ve önlük çeşitleri üretimi yapacağız.”

  • Bize kendinizden bahsedermisiniz?

Erdoğan Bayramoğlu: Aslen Ispartalıyım. 38 yıl önce İstanbul’da bir Alman firması ile tanışmamla oldu. Kısa süre orada çalıştıktan sonra Cemsel Tekstil’e geçtim. Cemsel Tekstil, Alman markası olan More&More Tekstil’in Türkiye’de ki üretici şirketi. Şirketin Türkiye genelinde birkaç fabrikası var. Yani Almanya’da ki More&More tekstil ile bizim Yönetim Kurulu Başkanımız aynı kişi, Yaşar Eşgin Bey. Ben 37 yıldır kuruluşundan buyana şirketin çeşitli kademelerinde çalıştım. İşin mutfağından geldim. Birkaç ay önce de Edirne’de faaliyet gösteren Step Dizayn Tekstil Fabrikasına müdür olarak gönderildim.

  • Koronavirüs salgını ülkemizi hazırlıksız yakaladı. Koronavirüs salgınının yayılmasını engellemek için ne tür önlemler aldınız. Bu gibi zamanlarda bazı fabrikaların kendilerine özgü sorunlarla karşılaştığını biliyoruz. Çalışanlarınızın ve müşterilerinizin bu günleri sorunsuz şekilde atlatması için nasıl bir strateji izleyeceksiniz?

Erdoğan Bayramoğlu: Bu dünyayı etkileyen bir salgın. Hazırlıksız yakalandık demeyelim. Aniden yakalandık da diyemeyiz. Kısa sürede ülkemizi ve fabrikamızı etkiledi diyelim. Karamsar bir tablo çizmek istemiyorum. Çünkü öyle değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlüdür. Tarihte de Osmanlıdan günümüze ülkemiz kolera veba gibi birçok salgını defalarca yaşadı. O zamanlar teknoloji ve tıp bu kadar ileri seviyede değildi. Yüz binlerce insan vefat etti. Oysa bu gün tıp ve teknoloji ileri seviyede. Yaşadığımız salgının en az can kaybı ekonomik zararla geçiştirilmesi için bütün imkânların kullanıldığını görüyorum. Herkesin üstüne düşen görevi yaparsa bütün sıkıntıların zaman içinde aşılacağına eminim.

Koronavirüs salgını Türkiye’de etkisini göstermeye başladığı anda biz fabrikamızı tatil ettik. Çalışanlarımızdan evlerine gitmelerini, dışarı çıkmamalarını, kendilerini karantinaya almalarını istedik.

Bizim ana müşterimiz yine kendi şirketimiz olan Cemsel Tekstil, o da Almanya’da ki kendi markası olan More&More Tekstil’e hazır giyim malı ihraç ediyor. Bunun dışında bazen birkaç seçkin firmaya da fason olarak çalışıyoruz. Müşteri kaybımız diye bir şey söz konusu değil.

Şirketimiz ekonomik yönden güçlü bir şirket. Koronavirüs salgını başlayınca biz fabrikamızı kapatmadık, işçilerimizi ne işten çıkarttık, ne de ücretsiz izne ayırdık. Devletin öngörüsüne göre işçilerimizden hak edenler devletten kısmi ödenek aldılar. Maaşlarının kalanını da biz verdik. Devletten ödenek almaya hak kazanamayan işçilerimize ise maaşlarının tamamını biz yatırdık. İşçilerimizi kesinlikle mağdur etmedik. Bu prosedürün uygulanması konusunda teknik bilgiye muhasebe müdürümüz Selma Hanım hakim.

Bundan sonra izleyeceğimiz stratejiye gelince, fabrikanın tatil süresince ben ve muhasebe müdürümüz her gün fabrikaya geldik. Muhasebe Müdürümüz çalışanların ekonomik olarak mağdur olmamasını sağladı ben ise bundan sonraki çalışma sistemimiz için projeler ürettim. Geçtiğimiz hafta İstanbul’a giderek Cemsel Tekstil’de toplantılara katılıp projelerimi anlattım. Daha sonra Edirne’ye dönüp teknik ekibimizle hazırlıklara başladık.

Step Dizayn olarak çalışan personelimizde kısıtlamaya gitmeyeceğiz. Hatta yeni kalifiye elemanlar alacağız. Fabrika alanımız çalışma standartlarına uygun. Makinalar arasında ki uzaklık zaten sosyal mesafeye göre dizayn edilmiş. Ramazan bayramdan sonra çalışmaya başlayacağız. İlk planda maske ve önlük çeşitleri üretimi yapacağız. Bu mamulleri üretmek için ek makineler sipariş ettik birkaç güne kadar gelmesini bekliyoruz. Kıza zaman içinde fabrikamızın arkasında boş alanı kullanarak ek inşaat yapıp eleman sayımızı arttırmayı düşünüyoruz. Personelimizin giriş ve çıkışlarında devamlı ateş ölçümlerini yapacağız. Maskesiz, önlüksüz kimseyi çalıştırmayacağız. Hijyene dikkat edeceğiz. Sosyal mesafe kurallarına uyum sağlayacağız. Sık sık fabrikamızı koronovirüse karşı dezenfekte edeceğiz. Bizler için çalışanlarımızın sağlığı kar etmekten önce geliyor.

  • Edirne’ye geleli birkaç ay oldu. Yabancı sayılırsınız Yabancı gözü ile bize Edirne’yi değerlendirirmisiniz desek neler söylersiniz.

Erdoğan Bayramoğlu: Yabancı sayılmam. Daha önce de defalarca Edirne’ye gelip gezme imkânı buldum. Edirne’yi ve Edirnelileri çok sevdim. Edirne’ye yerleşmeye karar verdim. Hatta fabrikaya yakın hobi bahçesi kiraladım. Vakit buldukça gidip toprakla iç içe oluyorum. Edirne’yi Sokak sokak gezdimim tarihi özellikleri hakkında bilgi aldım. Edirne tarihi ile ve konumu ile bir turizm şehri. Lakin sahip olduğu özelliklerden yeterince yararlandığı söylenemez. Koronavirüs tehlikesi bertaraf edilince uygulanacak kriterlere göre şunların yapılması gerektiğini görüşündeyim.

Edirne’m tarihi eserler, kültür, medeniyet açısından mükemmel bir geçmişe sahip olmasına rağmen, aslında tam manasıyla tarihinde; tarihiyle kavuşamamış,  buluşamamış bir şehir. Edirne bir tarih akvaryumu. Ağır sanayiyi Edirne’ye getirerek geçmiş ve görkemli tarihi ile buluşturamayız. Tabi Edirne’ye sanayi de lazım ama bacalı sanayi değil. Tekstil sektörünün gelişmesi lazım. Bizim gibi tekstil sektöründe yatırım yapacaklara bazı teşvikler, kolaylıklar getirilmesi gerekir ki işlerimizi daha çabuk geliştirip istihdam sağlayabilelim. Eğitimi ve kültürü turizme uyarlayarak geçmişimizin ihtişamını bugünümüze ve yarınımıza taşıyacak yatırımlar yapılması lazım. İlin tarihini ön plana çıkarmamız lazım. Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün, Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun  Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün işini biraz ciddiye alması lazım. Göstermelik olarak gün yüzüne çıkarıp bırakarak değil, işlevsel hale getirecek projeler üreterek hayata geçirmesi lazım. Birçok ilde bu gerçekleştirilmiş. Biz sadece gelen turiste Alipaşa Çarşısını gezdirip gönderiyoruz. Nereden gelirse gelsin Edirne’de en az bir gece konaklatacak bulunduğu saat ve günler süresince sadece tarihi eserlerimizle değil bunun yanında kültürel geçmişimizle de tanıştırmayı sağlayacak projeler üretilmesi lazım. Geçen yılki verilere göre Edirne’ye 4 milyondan fazla turist gelmiş.

Yurt dışından gelen, gümrüklerden giriş yapan kişilerde Edirne topraklarına girdiklerinde öyle yâ da böyle bir katma değer oluşturuyorlar. Gümrükte çalışanlar Edirne’de oturuyorlar. Aldıkları maaşı Edirne’de harcıyorlar. Giriş yapanlar Edirne merkezine giriş yapmasa da, en azından otoban gişelerinden geçiş yapıyorlar ve otoban parası ödüyorlar. Giriş gişelerinde çalışanlar da Edirne’de oturuyor, aldıkları maaşı Edirne’de harcıyorlar. Dolaylı da olsa Edirne’mize bir katma değer sağlanmış oluyor. Çeşitli il belediyelerinin Edirne’ye gezi amaçlı gönderdikleri turistler kumanyalarını yanlarında getirseler dahi mutlaka en az bir öğün yemek yiyip ufak da olsa hediyelik eşya alıyorlar. Alış veriş için gelenler zaten ihtiyaçlarını karşılamak için geliyorlar para harcıyorlar. Demek oluyor ki bu rakamı turizm verileri dışında tutamazsınız. Bu demek oluyor ki biz eksiklerimizi gidererek günü birlik gelen veya geçip giden turistleri konaklamalı Edirne’ye yönlendirecek projeler hazırlayıp uygulamaya koymamız gerekiyor. Kısa ve özetle, Edirne’ye turist geliyor biz yeterince istifade edemiyoruz. Gelen kişilerin belli program dâhilinde gezip göreceği, alışveriş yapacağı, konaklayacağı yerleri oluşturmak lazım Rüstem Paşa Kervansarayı atıl vaziyette duruyor. Diğer Ekmekçizade Kervansarayı’da aynı şekilde sadece belli zamanlarda resmi davet ve protokollerde açılıp kalan zamanlarda maalesef âtıl vaziyette duruyor. Projesini iyi yapamadıkları için senelerdir onarımı devam ediyor. Yoksa on defa onarımı biterdi.  Onarımı yüklenici firmanın şartnamede kabul edilen süre içinde bitirmesi gerekir. Bunun dışına çıkamaz. Bunların bir an önce faaliyete geçerek tanıtımın gerçekleşmesi bir nevi reklamının yapılması lazım.

  • Edirne’nin kültürel anlamda tanıtımını nasıl yapabiliriz?

Erdoğan Bayramoğlu: Edirne’nin tanıtım yönünden büyük sıkıntıları var. Edirne’de“Roman Kültürü” ile ilgili ön plana çıkan ya da çıkartılan bir durum söz konusu. Ağırlıklı olarak bu vurgulanıyor. Roman kültürü bizim zenginliğimiz, bunun yanında Roman vatandaşlarımız okuldan mahalleden çocukluğumuzdan gençliğimizden arkadaşlarımız, dostlarımız ve kardeşlerimiz. Fakat Edirne geneli olarak düşündüğümüzde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, Türkiye’nin Balkanlar/Avrupa sınırına en yakın yerleşim bölgesi olduğundan ülkemiz açısından önemli bir transit merkezi; ülkenin Avrupa’ya açılan kapısı niteliğindedir. Yaklaşık 90 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış; Osmanlı mimarisini doruk noktasına taşıyan görkemli dini yapıları ve sivil mimarlık örnekleri ile ön plana çıkmıştır. Edirne’de cami, mescit, tekke, türbe gibi dini yapılar; medrese, külliye gibi eğitim ve imaret, çeşme, sebil, hamam gibi sosyo-kültürel yapılar; han, çarşı, bedesten gibi ticari yapılar; kilise, sinagog gibi Osmanlı gibi muazzam bir yönetim kabiliyetine sahip olan devletimizde diğer dinlere inanan kişilere yönelik kendilerinin dini mekanları ve yapıları; köprü, su kemeri gibi su yapıları yanı sıra çok sayıdaki sivil mimarlık örnekleri kente kimliğini kazandıran, Osmanlı kültürünü ve mimarisini yansıtan ögeler arasındadır. Edirne Osmanlı Türkleri tarafından Bizanslılardan alındığında şehirde kültür itibari ile Rumlaşmış, din itibari ile de Hıristiyan olmuş Traklar mevcuttur. Hatta Türklerle birlikte Bulgarlar, Yunanlar, Yahudiler, Ermeniler de Edirne’de yaşamışlardır. 15. yüzyılın ikinci yarısında da Osmanlı topraklarına sığınan Musevilerin birçoğu Edirne’ye gelerek burada cemaatler halinde yaşamışlardır. Tüm bu kültürlerin çok ilgi ve dikkat çekici halde tanıtılması lazım.

  • Edirne’nin gelişimini, kalkınmasını nasıl sağlayabiliriz?

Erdoğan Bayramoğlu: Edirne’nin değişik alanlardan gelişmesi, kalkınması çok kolay değil. Yerleşim alanlarını genişletmeye, sanayi sokmaya çalışırsak tarım alanlarında ki zenginliğimizi kaybedeceğiz. Planlamanın bunları düşünerek yapılması lazım. Siz halka sorduğunuzda bunu söylemiyorlar. Şehrin altyapısından başlayıp kendi sorunlarını dile getiriyor. Yerel yönetimin de bunlara yönelmesi çok zor. Yerel yönetimin halkın günlük yaşantısında ki sorunları çözmesi lazım. Diğer sorunları ilgili Bakanlıkların İl ya da Bölge Müdürlükleri vasıtasıyla çözüm yollarına gidilmesi gerekir diye düşünüyorum. İnsanlar amaçlarından sapmış.

Yeni nesli ortak hedeflere yönlendiremediğimiz sürece hiçbir şeyden sonuç alamayız. Çocuklarımıza ve gelecek nesillerimize Kültürümüzü, medeniyetimizi, eserlerimizi bilmeye, öğretmeye çalıştığımız gibi bunların yanında tarihimizin başarılı ve acı dolu zamanları birlikte olmak üzere öğrenmeli ve öğretmeliyiz. Japonlar öğrencilerini Hiroşima’ya Nagazaki’ye götürüp bombalanan yerlere götürüp gezdiriyor tarihlerini orada öğretiyor, bilinç oluşturuyorlar. Örneğin Selimiye Camii’ne Balkan savaşı döneminde isabet eden daha sonraki restorelerde bu iz kalsın diyerek bırakılan top izini kaç kişi biliyor? Biz ne yapıyoruz? Çanakkale gezisi düzenliyoruz, orada ne anlatabiliyoruz ne yaşatabiliyoruz? Edirne’ye gelen turiste ne anlatabiliyoruz ne yaşatabiliyoruz?

  • Edirne’de kurumlar uyumlu çalışıyor mu?

Erdoğan Bayramoğlu: Bütün kurumların Edirne’ye menfaat sağlama bilinci ile hareket etmesi lazım. Ortak paydanın sen ben değil Edirne olması gerekir. Müdüründen personeline, Başkanından üyesine kadar bütün kurumların önce Edirne’ye, sonra Türkiye’ye faydalı işler yapabilme çabasında olması lazım. Siyasi görüş, din, dil, ırk ayrımı yapılmadan toplumun genelinin menfaati için çalışmak lazım. Edirne’de en büyük sorun işsizlik. Buna siyasilerin müdahale etmemesi lazım. Müdürler veya başkanlar çalışacağı kişileri kendi kriterlerine göre hiç kimseye rant yaratmadan seçip işe alması. İş yapacak kişilerde ya da iş yapması için makama gelen kişilerde işinde liyakat bunun yanında Edirne’ye sadakat olmalıdır.

  • Tekstil sektöründe yeterli kalifiye eleman bulabiliyormusunuz? Size göre Edirne’de iş mi yok işçi mi yok?

Erdoğan Bayramoğlu: Malesef yeterli sayıda kalifiye eleman bulamıyoruz. Bana göre hem Türkiye’de ki hem de Edirne’de sıkıntı etiket sıkıntısı. Biz karşımızda ki kişiye önce adını sonra ne iş yaptığını sorup ona göre yaklaşımımızı belirliyoruz. Bunu gören insanlarda ara meslek veya emeğe dayalı mesleğe yönelmiyorlar. Bugün iyi bir inşaat kalfası ayda 30 bin lira civarında para kazanıyor. Hangi memur ayda 30 bin lira kazanıyor? Bu nasıl olur eğitim politikası ile olur. Köylerde çobanlar dahi 3 bin lira civarı maaş alıyorlar. Kaç tanesi Edirneli? Hepsi Suriyeli, Özbekistanlı falan. Sürü sahibinin çocuğu kendi hayvanlarını otlatmıyor. Bu sektörlerde gelecek olduğunu görmüyorlar. Bu döngüyü devletimizin ve hükumetimizin ilgili bakanlıklarının çok iyi toparlaması lazım. Edirne’de teşviklerin tekstil, tarım ve hayvancılık sektörlerinde cazip halde sunulması sonucu büyük bir iş sahası oluşabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: