Gökhan Namlıcı: “Unutmayalım, eski Edirne’yi tekrar ayağa kaldırmak, bütün Edirne’nin menfaatine olacaktır.”

Gökhan Namlıcı: Unutmayalım, eski Edirne’yi tekrar ayağa kaldırmak, bütün Edirne’nin menfaatine olacaktır.”

  • Kendinizi tanıtır mısınız?

Gökhan Namlıcı: Doğma büyüme Edirne’liyim. Kaleiçi’nde büyüdüm. Gençliğimde halter sporu ile amatör olarak ilgilendim.  Babam Trakya Birlik’te uzun yıllar memur olarak görev yaptı ve emekli oldu. Mali müşavirim. 2003 yılından beri Edirne’de mali müşavirlik yapıyorum. Üniversite hayatım ve akabinde yaptığım stajlardan sonra 2003’te Vakıf İş Hanı’nda kendi büromu açarak Edirne’ye hizmet vermeye başladım.

  • Edirne’de mali müşavirlik mesleğinin durumu nedir? Sektörünüzü değerlendirirmisiniz? Sorunları nelerdir, çözüm önerileriniz var mı?

Gökhan Namlıcı: Öncelikle şunu söylemek gerekiyor. Bu iş göründüğü kadar kolay değil. Üniversite hayatı ve stajlarla beraber yaklaşık 10 yılınızı bu işe vakfetmeniz gerekiyor. Bildiğiniz gibi müşavir danışman manasına geliyor. Biz danışman olduğumuz için, insanların ekonomik konularda birçok ihtiyacını karşılarken buluyoruz, kendimizi. Çünkü insanlar mali müşavir tabelasını gördükleri vakit, içeri giriyor ve sizin alanınız olmasa da ekonomi ile ilgili bütün sıkıntılarını size anlatıp, sizden yardım istiyorlar. Bu da elbette daha çok çalışmak demek ve ailemize ayırmamız gereken zamandan feragat ediyoruz.

Temmuz ayı, mali tatil ayı olarak ilan edilmesine rağmen an itibariyle ciddi manada bir çalışma içerisindeyiz. Bankalar ile evrak alışverişi yapmak durumundayız ve mali tatil diyerek bu işleri erteleme imkanımız yok. Böyle yapsak müşteri kaybederiz. Bu yüzden yılın hemen her döneminde çalışmak durumundayız. Sistemsel sıkıntılar da yaşadığımızı belirtmek gerekiyor. Geçtiğimiz aylarda ‘poşetlerde kdv’ yasası yürürlüğe girdi. Ancak bu iş tam manasıyla temeline oturtulmadan deyim yerindeyse paldır küldür ortaya çıktı. Toplumda bunun kabulü olmadan, hangi sektörlerde olacağının sınırları çizilmeden bu değişiklik yürürlüğe konmuş oldu ve biz meslek grubu olarak bundan etkilendik. Yıllardır sıkıntılı olduğumuz bir konu var. Ankara’daki odamızın bizim sorunlarımız ile yeteri kadar ilgilenmediğini üzülerek görüyoruz. Televizyon programlarına çıkıp, meslektaşlarımızın sorunlarını, sıkıntılarını dile getirdik diyerek bu işler çözülmüyor.  Bizler danışman olarak kalmak, bu sınırlar dâhilinde hizmet vermek istiyoruz ama bütün angarya işlerle bizim meslek grubumuz uğraşıyor. Yani şeytan taşlamaktan, ibadet yapmaya vaktimiz kalmıyor!

Mali müşavirlik mesleğini yapmak için girdiğiniz yol oldukça zor ve dikenlerle dolu. Bu yüzden son yıllarda insanlar bu zorlu yolu tercih etmekten imtina etmeye başladılar. Edirne’de de bu meslek ile ilgili gördüğüm en temel problem, birçok mali müşavir olması sebebiyle, yapılan işlerde bir fiyat standardı koyamamak. İnsanlar, ekonomik önceliklerle, para kazanmak için fiyatlarda ciddi oynamalar yapabiliyorlar. Söz gelimi 500 liralık bir iş, 100-200 liraya yapılabiliyor. Bu da elbette kaliteyi ciddi manada etkiliyor. Mesleğe yeni atılan kardeşlerimizin, ‘bilirkişilik’ unvanı ile adli vakalarda hizmet vermesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Böylelikle hem para kazanmış olurlar, hem de mesleğimizin inceliklerini öğrenip, bir nevi staj yapmış olurlar.  Bizim iş alanımız 100 binin üzerinde insanın çalıştığı bir alan olmasına rağmen örgütlenerek sorunları çözme hususunda çok eksik kalıyor.

  • Doğma büyüme Edirnelisiniz. Dolayısıyla Edirne’nin sıkıntılarına vakıfsınız. Sizden bir Edirne değerlendirmesi rica edeceğiz. Öncelikle ticaret ile başlayalım. Edirne’yi bir ticaret kenti olarak değerlendirmenizi rica ediyoruz.

Gökhan Namlıcı: Edirne mevcut krizden etkilenmedi ve bu krizin artçı şoklarını çok geç idrak etti. Bunun da en temel nedeni yurtdışından; Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen misafirlerimiz. Bununla beraber, her ne kadar büyük eksikler olsa da, Kapıkule’nin çok önemli bir ticaret merkezi olması, Edirne’yi bu açıdan güçlü kılıyor. Ancak temel bir problemimiz var: Edirne’de ticaret bir şekilde işliyor ama Edirne’de üretim yok. Edirne’de al-sat ile hayatını idame ettiren insanların çoğu belirli bir süre sonra maalesef ihtiyaçlarını tedarik edecek firma bile bulamayacak. Üretimden kastım, buraya Çorlu, Çerkezköy örneklerinde olduğu gibi bir sanayinin gelmesi de değil. Bu hususu vurgulamak istiyorum. Buraya o manada bir sanayi getirmek, şehrin nüfus yapısını bozacağı gibi, Edirne’de ciddi bir asayiş ve düzen problemi de ortaya çıkacak, hayat kalitesi düşecektir. Bu noktadan bakarsak, Edirne’yi kurtaracak olan turizm sektörüdür. Ticaret ile ilgili problemlerimiz küçük önlemler ile geçiştirilebilecek kadar basit değil. Yapılması gereken Edirne’de üretimi yapılabilecek ürünleri; sebze, meyve, tekstil gibi alanları harekete geçirmek. Bu manada üretime dayalı bir sistem geliştirmek zorundayız. Ama yine de olayı turizme döndürmek ana hedefimiz olmak durumunda.

  • Turizm konusuna dönelim. Edirne turizmini değerlendirmenizi rica ediyoruz.

Gökhan Namlıcı: Öncelikle sistemli ve organize bir turizm faaliyeti yürütmek zorundayız. Günübirlik şehre gidip gelen insanların yaptığına turizm demek doğru değil. Tarihi eserlerimizi; o da birkaçını, hepsini değil, gezip, akşam ciğerimizin tadına bakarak şehrimizden ayrılan insanlara turist demek doğru değil. Öncelikle bu günübirlik turizm işinden kurtulmalı, insanların burada konaklaması için birtakım atılımlar yapmalıyız. Düşüncem, tarihi konak ve evlerimizi bu işin hemen kullanmak zorundayız. Yıkılmaya yüz tutmuş ya da restore edilmesi gereken konakları turizme kazandırmak zorundayız. Bununla ilgili valimizin önemli çalışmalar yaptığını duyuyorum, zannediyorum bununla ilgili gelişmeler olacak. Bu da beni mutlu ediyor. Eğer tarihi ev ve konaklarımızı turizme kazandırarak; otel, kafe, içkili eğlence yerleri vs olarak değerlendirirsek gerçekten turizm faaliyetlerinde kat ve kat fazlasını kazanırız.

  • Tarihi konaklar dendiğinde akla Kaleiçi semtimiz geliyor. Burayı eski ihtişamına kavuşturmak için neler yapılabilir?

Gökhan Namlıcı: Bu iş elbette şahsi gayretler ile çözülecek bir iş değil. Bina sahibi insanların kendi başına bu işi çözecek maddi kaynağı bulması neredeyse imkânsız. Yatırım yapan insanların önüne de özellikle Anıtlar Kurulu ciddi sorunlar çıkartıyor.  Müteşebbisler yatırım yaptığına pişman oluyor zira paralarına yazık oluyor. Bunun için Edirne’deki bütün kurumların olaya el atması gerekiyor. Unutmayalım, eski Edirne’yi tekrar ayağa kaldırmak, bütün Edirne’nin menfaatine olacaktır.

Kaleiçi bölgesinde konaklar kadar ciddi başka bir sorun sosyolojik yapının değişmesi. Kaleiçi eskiden Edirne’nin en nezih mahallesiydi. Edirne nüfusu ekseriyetle burada yaşardı ve eski Edirne kültürü devam ettiriliyordu. Maalesef bugün şehir yapılanmasının da doğru yapılamamasından dolayı Kaleiçi ne idüğü belirsiz insanların yaşadığı bir yer haline geldi. Nereden neyin çıkacağı belli değil. Bazı bölgelerinde asayiş problemleri var, akşamları girmenin mümkün olmadığı yerler var. Bununla beraber yıkılmaya yüz tutmuş binalar da insanların canına kast eder nitelikte. Edirne’nin her tarafında zevksiz, niteliksiz, ticari kaygı ile hareket edilerek yapılan evler mevcut. Bu yapıların aynısını Kaleiçi’ndeki tarihi evlerin yanında görmek bizi oldukça üzüyor. Estetik ruhun zirvesi geçmiş yıllarda Edirne Kaleiçi iken bugün maalesef her açıdan Edirne’nin en büyük sorunu haline geldi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: