Hakan Demir: “Edirne’de sel baskını gibi felaketlerden kurtulmak mümkün!..”

Hakan Demir: “Edirne’de sel baskını gibi felaketlerden kurtulmak mümkün!..”

Hakan Demir: “Edirne’de sel baskını gibi felaketlerden kurtulmak mümkün!..”

Hakan Demir: “Edirne’de sel baskını gibi felaketlerden kurtulmak mümkün!..”

► Kendinizi tanıtır mısınız?

Hakan Demir:1972 Edirne doğumluyum. İlk ve ortaokulu Edirne Süloğlu İlköğretim okulunda tamamladım. Meslek lisesi mobilya dekorasyon mezunuyum. Askerliğimi 1992’de Aksaray’da jandarma olarak yaptım. Askerden geldikten sonra 1994 yılında Ortakçı köyünde evlendim. 1994 yılında Çerkezköy’e gittim ve 5 yıl boyunca fabrikalarda çalıştım. 1995 yılında bir oğlum oldu, şu anda Trakya Üniversitesinde Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Bölümü’nde okuyor.Çerkezköy’den 2001 yılında geldim. Geldikten sonra çeşitli işlerde pazarlamacı olarak çalıştım. Yaklaşık 17-18 yıldır pazarlamacılık yapıyorum. İnşaat sektörüne 2010 yılında girdim, doğalgaz sektörü ile. 4 yıl doğalgaz sektöründe çalıştım, 4-5 yıldır da mantolama işi yapıyoruz.

► Edirneli bir vatandaş olarak Edirne’de gördüğünüz sorunlar nelerdir?

Hakan Demir:Ben çalışıp, kazanan, vergisini veren, devletini ve vatanını seven bir insanım.Bu yüzden devletim, bulunduğum şehrin belediyesi bana iyi hizmet vermesini istiyorum, kaliteli hizmet vermesini istiyorum. Edirneli bir vatandaş olarak belediyeden kaliteli hizmet alamıyorum. Biraz evvel yağmur yağdı, şehirde tur attığımız zaman her yerin göl olduğunu, sular altında kaldığını gördük. Ben mühendis değilim, meslek lisesi mezunuyum ama altyapının böyle olmaması gerektiğini anlayacak birikime sahibim. Edirne’de Çok basit küçücük projelerle, lagarlara küçük bağlantılar ile sel baskını gibi felaketlerden kurtulmak mümkün.Belediye en temel altyapı sorunlarını çözmek yerine, günü kurtarmaya yönelik,oysa 2-3 günlük planlar peşinde. Günü kurtararak belediyecilik olmaz, çiçek ekerek belediyecilik olmaz. Belediyecilik altyapı sorunlarını çözmek ve uzun vadeli projeler üretmektir. Genç nesilleri, gelecek nesilleri şehirde mutlu bi şekilde yaşatabiliyor, onları geliştirebiliyorsanız o zaman iyi belediyeci olursunuz, günübirlik planlarla bu iş olmaz. Uzun vadeli planlar gerekiyor. 90’lı yıllarda Wolksvagen’ın araba fabrikasında çalışıyordum. İşe girdiğimde iki bölüm ilgimi çekmişti: planlama ve hassas planlama. 90’lı yıllarda hassas planlama noktasında olan bir zihniyetten bahsediyoruz. Hassas planlama demek üretim süreçlerini ince detaylarına kadar projelendirmek demektir. Üç gün sonra satacağı arabanın müşterisi ile yaptığı görüşmeye istinaden üretim yapan bir zihniyetten bahsediyoruz. Belediyecilikte de bu hassas planlama olmalı. Mimari projeler üretilir ama önemli olan planlamaktır. Bence her belediyenin planlama birimi olmalı. Yapılacak her proje; irili ufaklı ne olursa olsun en ince detayına kadar projelendirilmeli. Bizim belediyemiz de AR-GE diye bir şey yok.Söylediğim gibi uzun vadeli planlara ihtiyacımız var. Mesela Şehrin 20 yıl sonraki nüfusu ne olacak? Bu konuya dair neden bir çalışma yapmaz Edirne Belediyesi? Bu konuda çalışma yapan sivil toplum kuruluşlarımız var mı?İnsanlar bu sivil toplum kuruluşlarına ne sıklıkla gidiyorlar? Bu soruların cevabını sormadığımız sürece bir arpa boyu yol gidebileceğimizi zannetmiyorum. Edirne’nin en büyük sorunu reklam eksikliği. Edirne bu şekilde yerinde sayar,daha fazla turist çekemez.

► Edirne’nin daha fazla turist çekmesi için neler yapılabilir?


Hakan Demir: “Edirne’de sel baskını gibi felaketlerden kurtulmak mümkün!..”

Hakan Demir:Söylediğim gibi Edirne’nin reklama ve tanıtıma ihtiyacı var. Her şeyin başı reklam ve tanıtım. Edirne’de sadece ciğer mi var? Edirne dendiğinde neden yalnızca ciğer akla geliyor? Edirne’de ciğerden başka yemek yok mu? Karaağaç’ta yetişen organik patlıcanımız, yeşil fasulyemiz var. Bunlar da önemli tatlar.Bunları da ön plana çıkartmak gerekiyor. Ayçiçeğinden, domatesine, salçasına,yeşil fasulyesine, patlıcanına kadar birçok lezzetimiz var. Bu lezzetlerimizi tanıtmak zorundayız. Bununla birlikte uzun vadeli projeler üreterek Kırkpınar,Kakava gibi şenlikleri daha iyi tanıtmak zorundayız. Edirne’nin giriş kapısı olmadığını da hatırlatmak isterim, insanlar bu şehri transit bir şekilde geçerek, yurt dışından ülkemize bağlanırken Edirne’yi transit geçiyorlar. Bu şehir seksenli doksanlı yıllarda daha hareketliydi çünkü otoban o zaman şehir dışından geçmiyordu. Edirne’nin girişini gösteren bir heybet olmaması da tanıtımdaki eksiklerimizden birisi.

► İnşaat sektöründe çalışan birisi olarak ithal ürün tercih ettiğinizi biliyoruz. Biz de sormak isteriz: Neden ithal ürün? Biz bunu üretemez miyiz?

Hakan Demir: “Edirne’de sel baskını gibi felaketlerden kurtulmak mümkün!..”

Hakan Demir: “Edirne’de sel baskını gibi felaketlerden kurtulmak mümkün!..”

Hakan Demir:Tabi ki üretebiliriz. Hemen izah edeyim. Dolardaki yükseliş hepimizin malumu,bu yükseliş birkaç kez çok agresif bir biçimde gerçekleşti. Yerli firmalar bu süreçte ürünlere 10 kez zam yaparken, yabancı firmalar sadece 2 kez zam yaptı.Yerli firmalardan ürün talep ettiğimizde her daim zam ile karşılaştık. Günlük fiyat almamız istendi. Biz de iktisat bilen bir insan olarak mecburen yurtdışı ürünlerini tercih etmek durumunda kaldık. Şirket olarak Edirne ve çevre ilinde büyüme hızımızı devamlı arttırmayı planlıyoruz. Bu doğrultuda projelerimiz devam edecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: