Halil Bodur: “Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki son aylarda Balkanlardan gelen turistleri kendi elimizle kaçırmaya başladık.”

Halil Bodur: “Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki son aylarda Balkanlardan gelen turistleri kendi elimizle kaçırmaya başladık.”

  • Halil Bey, Balkanları ve bölgeyi iyi tanıyan bir Türk esnaf olarak Edirne’yi değerlendirmenizi rica ediyoruz.

Halil Bodur: Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki son aylarda Balkanlardan gelen turistleri kendi elimizle kaçırmaya başladık. Onlar da alternatif olarak Çorlu, İstanbul gibi bölgelere daha çok gitmeye başladılar. Bu konuyu biraz daha açmak istiyorum. Başımdan yıllar evvel geçen bir olayı anlatarak başlayayım. Yunanistan’a ilk kez 2000 yılında seyahat ettim. O zamanlar bile turizm konusunda bizden yarım asır önde olduklarını üzülerek tecrübe etmiştim. Türkiye’de o dönemde koalisyon hükumeti ülkeyi yönetiyordu ve biz turizm konusunda oldukça gerideydik, Balkan ülkelerine nazaran. Daha o günlerde bu insanları Edirne’ye çekmek için bir Türk evladı olarak beyin jimnastiği yapmaya başlamıştım. Arkadaşlarımla Yunanistan’a sık sık giderek arkadaş edindik ve orada bizimle aynı mesleği yapan arkadaşlarla ortak işler yapmak noktasında adımlar attık. Yunanistan’dan çok ciddi oranda yedek parça siparişi almama rağmen Yunan gümrüğünde yedek parçaları sınırdan sokmam engellendi, malzemelerim faturalı olmasına rağmen. Oradaki sınır kapısından geçmem engellendi. Daha sonra mal giriş çıkışının resmi olarak yapıldığı diğer sınır kapılarından ticaretimizi yaptık ve devam ettirdik. Bu süreç içerisinde Yunan arkadaşlarımızla ticaretimizi devam ettirirken, Türkiye’ye karşı bir ön yargıları olduğunu, Türkiye’dekiler ile ticaret yapma noktasında kaygıları olduğunu gözlemledim. Bu elbette zamanla aşıldı. Koalisyon hükumetinden sonraki süreçte işler değişti ve gelişti. Yunan misafirlerimiz yavaş yavaş ülkemize ısınmaya başladılar ve Türkiye’de de onlara cazip gelen birçok güzelliğin farkına vardılar. Bilhassa yemeklerimize hayran kaldıklarını söylemek isterim. Bunun bir devlet politikası olmaması ya da Edirne genelinde bir prensibe dönüştürülmemesi çok üzücü elbette. Ben şahsım adına, kişisel ilişkilerimi geliştirerek dostluklarımı geliştirdim ve ticaret yapmaya başladık karşılıklı olarak. Ancak tekrar ediyorum, bu benim kişisel gayretlerimle oldu. Bizim oluşturduğumuz “Elit Balkan Master” isimli bir futbol ligimiz var. Komşumuz Yunanistan ve Bulgaristan’a gidip futbol maçları yapıyoruz. Onlarda bize geliyorlar. Bu şekilde dostlukları daha da çok pekiştiriyoruz. Biz üzerimize düşeni gerektiği yapıyoruz aynı duyarlılığı Edirne’de yaşayan bütün bireylerden de bekliyoruz.

  • Çok basit bir soru sormak isterim. İnsan kapı komşusuna nasıl davranır? Nasıl davranması gerekir?

Halil Bodur: Elbette tatlı dil, güler yüzle… Maalesef biz bundan çok uzağız. Edirne’de yaşayan insanlar, bilhassa esnaf misafirlerimize doğru davranmıyorlar, ahlaki sıkıntılar da maalesef oldukça fazla. Turisti rant kapısı olarak görmeyelim, görmeyelim ki daha çok gelsinler. Maalesef bu mantığı oturtamadık. İnsanlar otoparka, alışveriş için markete gittiklerinde fahiş fiyatlarla karşılıyorlar. Biz bu yaptığımız hareketlerle bindiğimiz dalı kestik. Yunan halkıyla ilişkilerim hala devam ediyor ve Edirne esnafından oldukça şikayetçi olduklarını söyleyebilirim.

Gerek esnaf arkadaşlar, gerekse de ticaretle uğraşanlar maalesef Yunan misafirlerimize ‘yolunacak kaz’ gözüyle bakıyorlar. Bu yüzden Edirne tercih edilmiyor doğal olarak ve çevre illere, ilçelere gidiyorlar. Allah aşkına, bir çorbayı 16-18 liraya satmak hangi mantıkla açıklanabilir? Bu tarz uygulamalarla Edirne’nin ekonomisinin kötüye gitmesine neden olduk. İnsanlar ürktükleri, güler yüz, tatlı dil görmedikleri yere neden gelsinler? Bu konuda maalesef çok eksiğiz.

Bütün Edirne esnafına, ticaret yapan insanlara seslenmek istiyorum. Edirne’nin, Türkiye’nin reklamını kötü yapmayın. En iyi reklam, tanıtım insanların birbiri ile konuşmalarıdır. Ben Yunanistan’a gittiğim vakit, hangi restoranda gidersem gideyim önce bana bütün her şeyin yazılı olduğu bir menü getiriliyor. Edirne’de bunu görmek mümkün değil. İnsanlar neyi, kaça yiyeceğini bilmeliler. Kafalarına göre hesap ödememeliler. Bununla beraber Yunanistan’daki menülerde yiyeceklerin Türkçe ve İngilizce ’ye çevrilmiş halini de görmek mümkün fakat Edirne’de birçok esnaf arkadaşımız bunu bir külfet, zahmet gibi görüyor ve bu uygulamaya gitmeyerek hata yapıyorlar. Tam da bu yüzden neye ne kadar ödeyeceğini bilmeyen insanlar Edirne’ye yemek yemeye bile gelmez oldular.

  • Bu tarz keyfe keder uygulamalara bir kontrol sistemi getirilemez mi?

Halil Bodur: Devlet ve yerel yönetim bir yere kadar müdahale eder. En büyük kontrol sistemi insandır. Kontrol insanın kendisinde; örfünde, kültüründe, adetinde, nefsinde olur. Baskıyla olacak iş değil. Esnaf odası da, ticaret odası da insanlar değişmediği sürece ne kadar kural kaide koysalar nafile! Hırsıza kilit işlemez… Ancak menülerin balkan dillerine çevrilmesi gibi konularda yerel yönetimin, ticaret ve sanayi odasının bütün esnaf arkadaşlara gerekirse cebren bu işi yaptırması gerektiğini düşünüyorum. Ama dediğim gibi insanın ne yaptığı önemli. Şuna karar verelim. Üzüm mü yemek istiyoruz, bağcı dövmek mi?

En büyük reklamı, Edirne’nin en güzel reklamını Ciğerci Bahri Bey gibi esnaf arkadaşlar yapıyorlar. Şunu unutmayın, kaçan turisti bir daha getirmek oldukça zor.

Ben buradan kıymetli valimize teşekkür etmek istiyorum.  Kervansaray otelin arkasındaki otoparkı kapatarak, Balkanlardan gelen misafirlerimizin maddi olarak mağdur olmasını engelledi. Bu uygulamalar devam etmeli, herkes sayın valimizin hassasiyeti ile davranmalı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: