Hasan Hüseyinca: “Ciğer yemek vesilesiyle Edirne’ye seyahat etmek turizmi kurtarmaz. Altyapımız ve şehir hizmetleri oldukça kötü durumda.”

Hasan Hüseyinca: “Ciğer yemek vesilesiyle Edirne’ye seyahat etmek turizmi kurtarmaz. Altyapımız ve şehir hizmetleri oldukça kötü durumda.”

  • Kendinizi tanıtır mısınız?

Hasan Hüseyinca: 1969 yılından beri esnaflık yapıyorum. Kasaplık yaparak başladım bu işe, 2000 yılında da restoran işine girdim. An itibariyle 50 yıldır esnaf olarak Edirne’ye hizmet ediyoruz. 2000 yılında Edirne’de ciğercilik yapmaya başladık. Dünyada bu tür yemekler sayılı lezzetlerdir. Unutulmaya yüz tutan Edirne ciğeri markasını tekrar ayağa kaldırdık. Arz-talep ilişkisi gözetmeden, belki de risk alarak bu işe girdik. Amacımız Edirne ciğerini sadece ulusal anlamda değil, uluslararası manada da tanıtmaktı. Zannediyorum bunda da başarılı olduk.

  • Edirne ciğeri son yıllarda bir marka olduysa bunda emeğiniz oldukça fazla. Edirne ciğerini tüm Türkiye’nin tanımasına önayak olduğu gibi Edirne turizminin de gelişimine yol açıldı. Bu hususu kendi pencerenizden anlatmanızı rica ediyoruz.

Hasan Hüseyinca: Edirne ciğerinin bir yemek kültürü olarak geniş kitlelere yayılması için maddi manevi büyük emek verdik. İşe reklamla başladık. Televizyon programlarına, Popstar gibi halkın fazlasıyla teveccüh gösterdiği programlara çıkarak bu geleneksel yemeğimizi tanıttık. Bununla da yetinmedik. EMİT fuarı gibi ulusal alanda propaganda manasında oldukça güçlü fuarlarda ciğerimizin tanıtımını yaptık. Bu işler kolay değil, madden ve manen kendinizden harcıyorsunuz. Bugün karşılaştığımız sonuç iyi ki yapmışım dedirtiyor. Sağlam bir altyapı hazırladık ve Edirne dendiğinde ciğer akla geliyor. Bu leziz yemek ile Edirne’yi özdeşleştirmek harikulade bir duygu. Tanıtım ve reklam işine önayak olan insanlardan biriyim ve bununla da gurur duyuyorum ancak ciğer yemek vesilesiyle Edirne’ye seyahat etmek turizmi kurtarmaz. Altyapımız ve şehir hizmetleri oldukça kötü durumda.

  • Ne gibi eksiklerimiz var? Biraz açmanızı rica ediyorum.

Hasan Hüseyinca: Verdiğiniz hizmet ne denli kaliteli olursa olsun bunu şehirciliği iyi yaparak desteklemek zorundasınız. Örneğin iyi bir ciğerci açabilirsiniz, müesseseniz düzgün işliyor, çalışanlarınız işinin ehli insanlardan oluşuyor olabilir ama Edirne’ye ciğer yemek için gelen insanlara iyi hizmet de vermek zorundasınız. Sözgelimi misafirlerimiz araçlarını park edecek otopark, ihtiyaçlarını giderecek tuvalet bulamadıktan sonra, otel sıkıntısı yaşadıktan sonra, gece Edirne’de kalmaları için bir bahane olmadıktan sonra, o misafirden, o turizmden ne hayır gelir?  Sıkıntılarımız genel olarak böyle.

  • Yıllardır turizme hizmet ediyorsunuz. Sıkıntılarımıza dair çözüm önerileriniz nelerdir?

Hasan Hüseyinca: Bir defa Edirne’nin merkezinde seyyar tuvaletlerin sayısını arttırmak, otellerin de sayısını ve kalitesini arttırmak gerekiyor. Cumartesi ve Pazar günleri Edirne’ye hatırı sayılır miktarda turist geliyor. Bu misafirlerimizin en temel ihtiyacını karşılayamaması gerçekten kötü reklam olmamıza neden oluyor. 2-3 gün Edirne’de kalmak isteyen insanlar otellerde yer bulamıyor, bütün oteller dolu. İhtiyaç katiyen karşılanamıyor. Edirne bir açık hava müzesi. Onlarca cami, onlarca tarihi eserden müteşekkil bir şehir. Dünya’da Floransa’dan sonra metrekare başına en çok tarihi eser düşen ikinci şehirde yaşıyoruz ama kıymetini bilmiyoruz. Biz doğru düzgün tanımıyoruz ki reklamını yapalım! Yabancıların tarihi eserleri ile mukayese ettiğimiz vakit, batılılar belki bizimkiler kadar büyük bir tarihi mirasın, kültürel değerin, zenginliğin üzerinde oturmuyor ama sıradan bir tarihi eserlerini bile ‘satmasını’, ‘sunmasını’ biliyorlar. Turizme bir sektör olarak, profesyonel bir biçimde, devlet politikası olarak yatırım yapıyorlar ve bunda da başarılı oluyorlar. Biz heybetli, yüzlerce yıllık tarihi birikimin üzerine oturmuş eserlerimizin tanıtımını yapmaktan aciziz ve millet olarak bu işe önem vermemiz gerektiğinin idrakinde değiliz.

  • Kaleiçi hakkında neler söylemek istersiniz? Sizce Edirne turizmine yeterince hizmet ediyor mu?

Hasan Hüseyinca: Kaleiçi eskiden Edirne’nin yüz akı idi. Bugün insanların içine girmekten korktuğu bir mahalle. Tarihi evlerimizin durumunu görünce içim acıyor. Her biri ayrı ayrı mimari değer ve özgün yapılar ancak turizme kazandırmak şöyle dursun ayakta kalmalarını bile sağlamaktan aciziz. Tarihi bir evin yanından, kanalizasyon borusu geçiyor, hemen arkasında elektrik kabloları… Küçük bir konağın yanında zevksiz, sıradan bir beton bina. Şehrin estetiği ve ruhu buradan belli oluyor işte! Yapılması gereken belli, devlet bu işe kafayı takacak, Edirne aşığı insanlarla beraber Kaleiçi trafiğe kapatılmak suretiyle baştan sona aslına sadık olarak restore edilecek. O zaman hepimiz bu şehrin ruhunu derinden hissederiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: