Hikmet Kılık: “Şanlıurfa halkının %80’ni Türk kökenli ailelerden oluşur. Bunların içinde kendisini Kürt olarak kabul eden Türkmen kökenli ve Arap kökenli ailelerde vardır.”

Hikmet Kılık: “Şanlıurfa halkının %80’ni Türk kökenli ailelerden oluşur. Bunların içinde kendisini Kürt olarak kabul eden Türkmen kökenli ve Arap kökenli ailelerde vardır.”

  • Kendinizi Tanıtır mısınız?

Hikmet Kılık: 1959 Şanlıurfa Hilvan doğumluyum. DSİ den emekliyim. Çocuğum eğitimi için bir süredir İstanbul’dayım ama önümüzde ki aylarda tekrar memleketime döneceğim. 1989 yılında Şanlıurfa Ülkü Ocakları’nı kuruluşunda görev aldım. 16 Haziran 1996 yılında merkez ilçe kongresin de Şanlıurfa Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanlığı görevine getirildim. 2001 yılına kadar bu görevimi sürdürdüm. Çocuğumun eğitimi için İstanbul’a gelmek zorunda kaldım. Ama memleketim burnumda tütüyor.

  • Şanlıurfa’nın sorunları nelerdir ve bu sorunların çözün yolları nedir?

Hikmet Kılık: Şanlıurfa genellikle çiftçilikle geçimini sağlayan bir şehir. Sanayi konusunda çok az gelişme kaydeden bir ilimiz fakat 1999 ve 2002 yıllarında yapılan girişimler sonucu çok güzel gelişim sağladı. Elektrik sıkıntıları haricinde gelişmelerden memnun olduğumu söyleyebilirim.

  • Siyasi kimlik taşıyan Şanlıurfalı bir kişi olarak sizce Şanlıurfa halkının siyaseten ve misyon olarak hangi özellikleri taşıdığına inanıyorsunuz?

Hikmet Kılık: Şanlıurfa halkı dini örf ve adetlerine çok bağlıdır. En başta gelen önemli bir konudur bu. Dolayısıyla Şanlıurfa halkı olarak Milliyetçi, Müslüman ve anasına babasına büyüklerine bağlı, saygılı bir kimliğe sahip aynı zamanda da il milliyetçiliği olarak ta ön planda olduğunu düşünüyorum. Halk olarak acı günlerde hemen bütünleşebilen birbirine kenetlenebilen bir kimliğe sahip olduğunu düşünüyorum. Başta Fransızlara karşı olmak üzere vatanı milleti için çok kez başkaldırıp mücadele vermiş cesur bir halktır Şanlıurfa halkı.

  • Şanlıurfa şehri dünyanın en kadim şehirlerinden biri. Göbekli Tepe ile birlikte insanlığın ilk yazılı ve kaynak olarak belirlenen ilk şehirlerinden biri. Bu tarihin Şanlıurfa halkına ve kültürüne ne şekilde yansımıştır?

Hikmet Kılık: Şanlıurfa halkının Türk Töresi olarak kabul ettiği töreye bağlı olarak günümüze kadar geldiğini söyleyebiliriz. Şanlıurfa halkı töresinden ve örf adetlerin bugüne kadar ödün vermemiş. Vatanına milletine ve devletine bağlı bir halk olarak tanımlarım Şanlıurfa halkını.

  • Şanlıurfa bazı dönemlerde diğer bölgelerden göç almış bir şehir. Bu göçler genellikle hangi bölgelerden olmuştur?

Hikmet Kılık: Ağırlıklı olarak Mardin şehrinden olmuştur. Son 15-20 yıllık bir dönemde ise ağırlıklı olarak doğudan göç almış bir ilimizdir. Şanlıurfa’nın nüfusu 1996 yılında 370 bin civarlarındayken günümüzde ise 2 milyonu geçmiş bulunmaktadır. Kısa sürede büyük bir nüfus artışı sebebiyle her bölgeden de göç aldığını söyleyebilirim. Bilim insanlarımızın tahminlerine göre ise 2025 yılı dolaylarında 10 milyona kadar çıkacağı tahmin edilmektedir. Şanlıurfa aynı zamanda da Türkiye’nin en genç nüfusuna sahip ilimizdir.

  • Şanlıurfa köklü bir medeniyete sahip bir şehir. Şanlıurfa’ya ait ‘Sıra Geceleri’ olarak adlandırdığımız bir eğlence var. Bunun geçmişi neye dayanmaktadır?

Hikmet Kılık: Sıra geceleri aslından Kerkük ile bağlantı bir geleneğimizdir. İnsanların dışarıda bir yerlere gitmeden ahenkli bir şekilde yaptıkları eğlence türüdür. Sıra gecelerinde bildiğiniz üzere alkollü içecekler yoktur. İnsanların gecelerini çok eğlenceli ve güzel geçirmelerine vesile olan kültürel bir olaydır. Türkü söyleyen sesi yanık Şanlıurfa gençlerimizin de gün yüzüne çıkmalarına olanak sağlayan güzel bir geleneğimizdir.

  • Şanlıurfa’nın kendine has Mırra adında bir kahvesi var. Bu kahvenin geçmişi neye dayanmaktadır?

Hikmet Kılık: Bu kahve çok eski bir tarihe dayalıdır. Mırranın aslı murradır. Büyüklerimizin kendi elleriyle hazırladığı ve 7 tane gümgüm adı verilen büyük cezvede 2 saat kaynatılarak yapılan bir kahvemizdir. 7 tane gümgüm den en ufak gümgüme kadar ayrı ayrı kaynatılır son gümgümden sonra ise cezveye aktarılıp son kez kaynatılır. Daha sonra ise evin sahiplerinin arasında en genç olan kişi son gümgümde cezveye aktarılıp kaynatılmış olan kahveyi 2 tane fincana boşaltır. Acı bir kahve türüdür. İki fincandan birini içtiğiniz zaman yere bırakmanız yasaktır. Sebebi ise fincanlar toplandığı zaman yere koyulan fincanın altındaki pisliklerin diğer fincana geçmemesi içindir. Eğer kahveyi içip yere koyarsanız kahveyi dağıtan kişi bekâr ise onu evlendirme mecburiyeti vardır. Eğer evli ise de o fincanı altın ile doldurup kahveyi dağıtan kişiye taktim etme mecburiyeti vardır. Asıl amaç maddiyat değildir. Asıl amaç o fincanın yere koyulup mikrobu kapmaması ve diğer fincanlara geçirmemesidir. Bu sebepten dolayı da bu kadar ağır mecburiyetler konulmuştur.

  • Kahve çiğ köfteden sonra mı içilir yoksa öncemi içilir?

Hikmet Kılık: Kahve saat başı olur. Kahve çiğ köfteden öncede olur sonrada olur. Özellikle de kahve ile bizim orada doğal türün içilir.

  • Şanlıurfa’ya mahsus olan Halil İbrahim bereketi dediğimiz bir deyim var. Bu deyimin aslı nedir?

Hikmet Kılık: Harran ovası dediğimiz bir bölgemiz vardır. Bu bölgemize Halil İbrahim hürmetine yağan yağmurlar sonucu 1 dönüm yer 41 dönümlük mahsul vermiştir. bol bereketli bir ova olmuştur. Bu bölgemiz altın başak unvanına sahiptir. Halil İbrahim’in sofrası bol ve bereketli olduğu için ve bu gibi olaylarda yaşandığından dolayı Halil İbrahim bereketi olarak adlandırılır.

  • Çiğ köfte sizce kimindir? Kime aittir?

Hikmet Kılık: Nemrut Hz. İbrahim’i ateşe atacağı zaman o kadar büyük bir ateşte yanmasını istiyor ki bölgedeki tüm yakacakları toplatıyor. Kadının birinin koçasıda o gün ava çıkıyor ve bir ceylan avlayıp eve getiriyor. Hanımına bu ceylandan yemek yapmasını söylüyor. Malum hanımı da tüm yakacaklar toplandığından dolayı hayvanı pişiremeyeceğinden dolayı, hayvanın budunu kesiyor ve iyice yoğuruyor. İyice yoğurup ezdikten sonra salçasını yeşilini katıp sofraya koyuyor. Beyi ise yemeği gördükten sonra hanım sen bu yemeği hiç yapmamıştın. Niye bu gün bunu yaptın bu yemeğin ismi nedir diye soruyor. Hanımı ise beyim malumunuz Nemrut bütün yakacakları topladı. Yakacak bir şey olmadığından dolayı bende bu şekilde bir yemek düşündüm. Bu yemeğin adı Çiğ’dir diye söylüyor. Yani Çiğ Köfte Hz. İbrahim’in ölümünden bu güne kadar gelmiş daha sonrada Türkiye’nin her yerine dağılmış bir yiyeceğimizdir.

  • Çiğ köftenin orijinali nasıl yapılır?

Hikmet Kılık: Çiğ köftenin bir sürü çeşidi vardır. Etlisi etsizi yumurtalısı ve kısırı olmak üzere bir sürü çeşide sahiptir. Şanlıurfa usulü çiğ köfte etin iyice dövülmesi ile başlar. Et iyice dövülür yoğurulur. Daha sonra bulguru salçası ve yeşillikleriyle birlikte iyice yoğurulur. Daha sonra sıkılıp hazırlanarak sofralarımıza gelmektedir. Fakat bazı insanların el lezzeti daha da farklı olur. Yapılan çiğ köfte yapan kişinin el lezzetine bağlı olarak daha da lezzetli hale gelebilir. Şanlıurfalıların %90’nı çiğ köfte yapar. Zaten çiğ köfte yapan Şanlıurfalı’ların dışarıda çiğ köfte yiyeceklerini de pek sanmam.

  • Şanlıurfa’da hangi etnik kökenler mevcut ve Şanlıurfa’nın yerlisi kimlerdir?

Hikmet Kılık: Şanlıurfa halkının %80’ni Türk kökenli ailelerden oluşur. Bunların içinde kendisini Kürt olarak kabul eden ve Arap kökenli ailelerde vardır. Şanlıurfa aşiretçiliğin hâkim olduğu bir bölgemizdir ve çok büyük aşiretler bulunmaktadır. Şuan da Kürtçe konuşan aşiretlerin %80’nin den fazlası Türkmen asıllıdır. Bunlara örnek vermek gerekirse Karakeçili, Badılı, Baziki ve Bucak aşiretleri diyebilirim. Bu aşiretlerin kökeni öz ve öz Türk’tür veya Türkmen’dir.

  • Konuşmanızın başında biz Türk Milliyetçisiyiz dediniz. Bunu biraz açıklar mısınız?

Hikmet Kılık: Ben Türkmen kökenli bir aşirete mensubum. Onu da Fahrettin Taşkın isminde yayıncı, yazar bir başkanım ve arkadaşım vardı. İstanbul’a ziyaretine geldiğim de başka bir arkadaşımın, Kürt müsün Türk müsün sorusu üzerine Kürdüm demiştim. O da Fahrettin Taşkın Başkana, “Hikmet Başkan kendini hep Kürt olarak tanıtıyor.” demişti.  Hiç unutmam, Fahrettin Başkan da ona dedi ki “Kendisini Kürt olarak biliyorsa Kürt’tür. Eğer sen ona Türk olduğuna ispatlayacak herhangi bir kanıt veya bilgi sunamıyorsan kendini Kürt kabul etmeye devam edecektir.” demişti. Daha sonra bana ufak bir kitapçık vermişti. Ben kendimi o kitapta buldum. Öz ve öz Orta Asyalı Oğuz boyundan olduğumu gördüm ve Türk olduğuma kanaat getirdim. Bana göre Türk Milliyetçiliği ırk milliyetçiliği değil, Laz’ı ile, Çerkez’i ile Kürt’ü ile Arnavut’u ile Boşnak’ı ile ………. 72 milleti ile aynı toprakların üstünde yaşayanların kültürel bütünlüğüdür. Türk Milliyetçiliği kesinlikle bir partini veya kurumun tekelinde tutulacak kadar küçük kavram değildir. Ama biz fikrimize en yakın siyasi parti MHP’yi gördüğümüz için çalışmalarımızı bu partide yapmayı tercih ettik. MHP bana göre bir siyasi partiden ziyade Türk Milliyetçiliğinin, Türk Siyasi konjonktüründe yer almış halidir. Türk Milliyetçileri vatan, millet ve bayrak için canını vermeye hazır insanlardır. Bir Türkün üzüntüsü ile üzülüyorsak, sevinci ile seviniyorsak, havada uçan kendi uçağımızla, tarlada kendi ürettiğimiz traktörümüzle, terör mücadelesi veya tatbikatlarda kullandığımız kendi ürettiğimiz silahımızla, milyonlarca işçinin çalıştığı teknolojisini yaptığımız kendi fabrikalarımızla gurur duyabiliyorsak, tarihimize ve tarihi eserlerimize sahip çıkıyorsak ve bunları yapmak için var gücümüzle çalışıyorsak, bunların yapılması için vergimizi ödüyorsak biz Türk Milliyetçisiyiz demektir. Bu Türk Milleti sevgisidir, Türk Milliyetçiliği. Rengini şehit kanından alan al yıldızlı bayrağımızı başımızın üzerinde taşımak bizim gözümüzde Türk Milliyetçiliğidir. Türk Milliyetçiliği bizim gözümüzde Atatürk’ün çizdiği yoldur. Türk Birliği veya Turancılık ayrı bir olgudur. Hayallerinde Turancılık fikrini barındırmayan kişi zaten Türk Milliyetçisi olamaz.

  • Güneydoğuda Kürt sorunu yok, etnik Kürt Milliyetçiliği sorunu var. Etnik Kürt Milliyetçiliği terör odaklarını oluşturmaktadır. Halk huzursuz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Hikmet Kılık: Doğu ve Güneydoğu’ya bilgi olarak hâkim olduğumu düşünüyorum. Geçmişte de bu etnik Kürt milliyetçiliğinin, daha önce APO adı altında daha sonrasında ise PKK dediğimiz yapılanan örgüt benim bulunduğum Şanlıurfa Hilvan ilçesinde kuruldu. O tarihte de ilk olarak öldürmeye Kürt diye nitelendirdikleri kişilerden başladılar. İlk önce Kürt olarak nitelendikleri kişilerden başladılar. Önde gelen isimleri, kanaat önderlerini katletmeye başladılar. Amaçları ise oradaki Kürt olarak nitelendikleri halkı sindirip kendilerine bağlamaktı. Dolayısıyla sene 1976 dan 1980 yıllarına kadar bu olayların içerisindeydim. Terör örgütü dediğimiz bu PKK isimli lanet örgütü ve yandaşlarıyla oralardaki kırsallarda sürekli bir çatışma içerisindeydik. Bu nedenle çok sayıda can kaybı verdik. Çok bedeller ödedik. 12 Eylül olaylarında sonra devlet bizleri, devlet yandaşı ve devlet karşıtı olan grupların içine koyup yargıladı. Bunun cezasını da çektik. Fakat bu bizim devletimize, vatanımıza, bayrağımıza olan aşkımızı daha da arttırdı. 1980 sonrası temize çıktık. Şanlıurfa’da Ülkü Ocakları’mızı kurarak bu savaşımıza siyasi olarak devam etme kararımızı aldık. Milliyetçi Çalışma Partisinin o zamanlarda mülkü yokken biz Şanlıurfa’da parti adına mülk alıp Ülkü Ocağı’nı kurduk. Daha sonrada Milliyetçi Çalışma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi adını aldıktan sonra da 16 Haziran 1996 da Milliyetçi Hareket Partisi Şanlıurfa Merkez İlçe Başkanlığı görevine getirildim. Daha sonrasında 3-4 kere üst kurul üyeliği ve Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Aday Adaylığı gibi görevler üstlendim. Görevler diyorum. Çünkü bu iş veya meslek değildir Görevdir.

  • Hikmet Bey, Türk Milliyetçiliğini savunuyorsunuz. Kürtçe konuşuyorsunuz!

Hikmet Kılık: Kürtçe konuşuyorum. Kürtçe bir dil değil lehçedir. Türkçe bir bedenin sağ kolu ise Kürtçe lehçesini de bir bedenin sol kolu olarak görüyorum. Fakat az önce de bahsettiğim gibi arkadaşımın bana verdiği kitapçıkta kendimi gördüğümden beri, Türk olduğumu biliyorum. Kendimi Türk hissediyorum ve Türk’üm. Kendilerinin Kürt olduğunu iddia edenlerin %80’inin de Orta Asya’dan göç eden Türk ve Türkmen’ler den olduğuna inanıyorum

  • Şanlıurfa’da bir sürü Kürt olarak nitelendiren aşiretler mevcut. Tüm kendisini Kürt olarak nitelendiren aşiretler için bunu söyleyebilir miyiz? Teröre bedel ödemiş birisiniz. Şanlıurfa Türk, kendisini Kürt hissedenler ve Araplar olmasına karşın milliyetçi bir topluluk mu?

Hikmet Kılık: Milliyetçi bir toplum. Doğuda ve Güneydoğu’ teröre geçit vermeyen tampon bir toplum. PKK’nın özellikle Şanlıurfa’daki siyasetini hızlandırması, bu bölgeye diğer bölgede ki siyasi olarak güçlü isimlerini getirmesi de bu sebepten dolayı olmuştur. Fakat Şanlıurfa halkı akıllı ve zeki olduğu için bu oyuna gelmemiştir. Bu güne kadar Şanlıurfa, Şanlıurfalılar tarafından yönetiliyor. Şu an yönetenlerinde devlet ve vatan sevdalısı kişiler olduğunu söyleyebilirim.

  • MHP Şanlıurfa’da rahat siyaset yapabildi mi?

Hikmet Kılık: MHP Türkiye’nin her noktasında siyaset yapabilecek bir partidir. Bugüne kadar yaptı ve şu anda da yaptığı çalışmalarla halen siyasi konektörünü sürdürmektedir. Şanlıurfa’dan halkı geçtiğimiz seçimde de bir önceki seçimlerde de MHP’den milletvekili seçti. İnanıyorum ki önümüzdeki seçimlerde de milletvekili sayısını arttırarak bu istikrarını devam ettirecektir.

  • Şanlıurfa’nın etnik yapısından sizde biraz bahsedebilir misiniz?

Hikmet Kılık: Kimsenin kimseyle sıkıntısı olmayan ve kendi örf ve adetleri bağlı olarak yaşayan bir toplum olarak değerlendiriyorum ben Şanlıurfa’yı. Şanlıurfalı olduğumdan dolayımı bilmiyorum ama Şanlıurfa halkı biraz daha inançların örf ve adetlerine Milliyetçiliğine bağlı bir halk olduğuna inanıyorum.

  • Yani Türk Milliyetçiliğini İslam ile kesin olarak bütünleştirmiş midir?

Hikmet Kılık: Kesinlikle bütünleştirmiştir. Bunu durumu bozmak isteyen bazı gruplar örgütler mevcuttu. Ancak Şanlıurfa halkı bu gibi hain örgüt ve gruplara taviz vermeyecek kadar akıllı ve zeki bir toplumdur. Akıllı ve zeki olduğu kadar aynı zamanda bu gibi oluşumlara karşı koyabilecek kadar da cesur bir topluluktur. Şanlıurfa’da şu an 14 tane milletvekili seçiliyor. Bu 14 milletvekillerinin 5 tanesi PKK sempatizanlığı yapan partiye mensup. Fakat son seçimlerde milletvekili sayıları 2 ye düştü. Umuyorum ki bundan sonra ki seçimlerde terör örgütü destekçisi partiler Şanlıurfa’dan milletvekili seçtiremeyeceklerdir. Milliyetçilik ve Vatanseverlik Şanlıurfa halkının yerlisi için hat safhadadır. Bunu herkesin gözlemlediğini düşünüyorum. Geçmişten bu güne kadar çizgisinden hiç taviz vermeyen birlik beraberlik vardır.

  • Bize Türk-İslam ile bütünleşmiş bir toplum anlattınız. Peki, bu kadar Milliyetçi bir şehirden 4 tane hdp milletvekili çıkarken neden Milliyetçi Hareket Partisi 1 tane Milletvekili çıkabiliyor?

Hikmet Kılık: İşte orası bam teli dediğimiz bir olaydır. Görevde bulunan ve MHP ile hiçbir alakası olmayan bir Milletvekilinden bahsediyoruz. Bu gün MHP den milletvekili olmasına karşın geçmişte Milliyetçi Hareket Partisiyle hiçbir bağlantısı olmayan, siyasetini sadece Arap kitlesi üzerinde yapan, geçmişte de birçok parti gezip, son durak olarak MHP ye gelen ve burada Milletvekili seçilen fakat partiye geldiği andan itibaren ülkücü gençlerin partiden uzaklaşmasına sebep olan bir kişiden bahsediyoruz. Şanlıurfa parti teşkilatına baktığım zaman aralarında ülkücü olarak nitelendirdim çok az ülkücü görebildiğimi söyleyebilirim. Milletvekili olarak kürsüde her ne kadar MHP’yi temsil ediyorsa da Şanlıurfa halkı bunu kabullenemedi. Geçmişte değişik siyasi partinin belediye başkanı iken kendi ilçesinde 2000’li yıllarda kurulan Milliyetçi Hareket Partisinin tabelasını ayaklarının altına almış birinden bahsediyoruz. Bundan ne derece Ülkücü olur? Milliyetçi Hareket Partisinin kurmaylarının ilerleyen zamanda düşünüp doğru kararı vereceğini düşünüyorum.

  • Kanaatinizce Milliyetçi Hareket Partisi’nden en az 5 Milletvekili tabanı Şanlıurfa’da mevcut mudur? Yani Şanlıurfa’dan 5 milletvekili seçtirme ihtimali var mıdır?

Hikmet Kılık: Kesinlikle MHP’nin 5, hatta daha fazla milletvekilini Şanlıurfa’dan seçtirme şansı vardır. MHP’nin Şanlıurfa il ve İlçe Yönetimleri Vatanına Milletine bağlı, halkının etnik kökenine bakmadan sorunlarına sahip çıkacak kişilerden oluşursa daha başarılı olacağını düşünüyorum.

  • Fakat Genel Merkezin bu şekilde bir düşüncesi yok. Parti Milletvekili çokluğu, ya da arayışı derdinde değil!

Hikmet Kılık: Öyle düşünecek olursak mevcut milletvekili ile çelişmiş oluruz. Onun hakkında konuşulacak çok mevzu vardır. Fakat Milliyetçi Hareket Partisi Mensubu ve Milletvekili olduğu için fazla teferruatına girmek istemiyorum. Dolayısıyla bu konunun Şanlıurfalı ülkücüler olarak benimsendiğini sanmıyorum. Aynı zaman da oğlu da Belediye Başkanı seçilmiştir. Tabi nasıl ve ne şekil seçilmiştir, malumunuz tahmin edileceği şekilde olduğundan şüphemiz yoktur.

  • Şanlıurfa İl ve Teşkilatlarında akraba bağı bir teşkilatlanma olduğu söyleniyor. Bu konuda sizin bir görüşleriniz neler?

Hikmet Kılık:  Teşkilatların %80’ni akraba ve çevrelerinden oluşan kişilerdir. Geçmişten günümüze gelen bazı ilçelerimiz de halen daha bizim kurduğumuz zamandan kalan insanlarla devam etmektedir. Bunun sebebi yerlerine geçecek kişileri bulamamasındır. Ülkücü kadrolar mevcut olsa da her ne hikmetse bu arkadaşlarla çalışmak istenilmemektedir. Bazı İlçelerde ise MHP ile hiçbir bağlantısı olmayan MHP kelimesini ağzına almamış insanlar göreve getirilmişlerdir. Ceylanpınar, Harran gibi birçok ilçede teşkilatlar davaya gönül vermiş ülkücüleri dışarıda bırakılarak kurulmuştur.

  • Beni rahatsız etmeyin. Vatandaşların mağduriyetlerini bana iletmeyin. Millete referans olmayın. O anlamda mı?

Hikmet Kılık: Kesinlikle, kısa bir süre önce Ceylanpınar’da bir güvenlik görevlisi çok ağır bir hastalanmıştı, MHP Genel Merkezini arıyor. “Ankara’dan böyle bir ilaca ihtiyacım var, maddi gücüm bu ilacı almaya yetmiyor ne yapabilirim diyor. Talepte bulunuyor. Arkadaşa sayın vekili araması gerektiğini öneriyor ve yönlendiriyor. Güvenlik görevlisi arkadaşımız Vekil’e ulaştığında beklemediği şekilde azarlanıyor ve bu konuyla alakalı bir daha kendisini rahatsız etmemesini söyleyip, telefonu kapatıyor. Bu güvenlik görevlisi arkadaşımız ülkücü, milliyetçi, vatansever dava arkadaşımızdı. Sonra vefat ediyor. Tabi, bu acılar duracak gibi değil. Ben, bırakın bir milletvekili olarak, normal bir vatandaş olarak bile, böyle bir telefon alsam, evimdeki yorganı satar teşkilatım ve bizzat kendim olarak o arkadaşımın yarasına merhem olmaya çalışırdım. Bunlar acı verici şeyler, “ülkücü ülkücünün öz kardeşidir” diye gördüğümüz, öğrendiğimiz ve böyle devam ettirdiğimiz düsturun Şanlıurfa’da ki bazı görevdeki teşkilatlarda olmadığını görüyoruz.

Şanlıurfa’daki yönetimde olan kişilerin, geçmişte akrabalarının cezaevine yattığı, FETÖ denilen terör örgütünden yargılandığı, ceza aldığı, geçmişte Zaman gazetesinin bölge bayiliği veyahut dağıtımını üstlendiği biliniyor. Devlet bu konuyla araştırma yaptığı zaman, bizden daha iyi bir neticeye ulaşacağı kanaatindeyim. Bunların kim olduğunu Şanlıurfa halkı da mevcut ülkücü kadrolar da çok iyi biliyor. Ama Şanlıurfa’yı şu anda ülkücü kadroların yönettiği kanaatinde değilim. Şu anda Şanlıurfa yönetiminde ülkücü olarak nitelendireceğim, üç kişiden fazlasını göremiyorum. Yani, açık ve net diyebilirsiniz ki, Milliyetçi Hareket Partisi’nin genel merkezindeki bulunan misyonu ile Şanlıurfa’daki merkezin misyonu bir birisi ile bağdaşmıyor.

  • MHP Genel Merkezi bunu biliyor mu?

Hikmet Kılık: İllaki biliyor, MHP Genel Merkezinin de beklediği bir gün vardır. Zamanı geldiğinde konuyu görüşüp gereğini yapacak oradaki yönetimi değiştirecektir diye düşünüyorum. Milliyetçi Hareket Partisi çok büyük bir camia. Kimin ne olduğunu çok iyi biliyor. Kimi nerede, ne zaman değerlendireceğini çok iyi biliyor. Bazı görevlerde olup,  ehemmiyet teşkil etmeyen kişilerin,  çok iyi analizini de yapabilen bir siyasi teşekküldür.  Baştaki kadrolarımız bunun analizini yaptıktan sonra, düşünüp, işi ehillerine teslim edeceklerinden zerre şüphem yoktur.

  • Hikmet Kılık olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Hikmet Kılık: Şu anda Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkez kadrosu bütün olarak uyumlu bir şekilde çalışmaya devam ediyor. İnşallah genel başkanımızın düşüncesi doğrultusunda, Türkiye’nin daha aydın, daha güzel günleri beklediğine inanıyorum. Yüce Rabbim Genel Başkanımıza sağlıklı uzun ömürler versin.

  • Şanlıurfa’ya dair bir şey ekleyecek misiniz? Geri dönmeyi görev almayı düşünüyor musunuz?

Hikmet Kılık: Bizim ülkücü hareketin içerisinde görev istenmez, görev verilir. Ve verilen her göreve, boynumuz kıldan incedir, boyun eğilir. Verilen her göreve de verildiği andan itibaren, takdiren yerine getireceğime de inanıyorum. O güç ve kabiliyete sahip olduğuma da inanıyorum. Genel Merkez’in emrettiği takdirde ben seve seve, koşa koşa, geçmişten bugüne olan sevgim ile çalışmalarıma devam ettirmek isterim.

  • Yani, kırgınlığınız falan yok mu?

Hikmet Kılık: Hayır, kırgınlık olabilir mi? Benim hayatım orada geçti, bundan sonra da orada geçecek. Ben o ahlak ve terbiye ile büyüdüm, bu böyle devam edecek. Genel Başkanımızın izinde, emrinde, ne görev uygun gördüyse o andan itibaren hiçbir şekilde yönümü, yüzümü çevirmeyerek göreve talip olacağım.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: