Kurt-Ar insani yardım derneği acil ihtiyaç sahiplerinin yanında

Kurt-Ar insani yardım derneği acil ihtiyaç sahiplerinin yanında

Kurt-Ar insani yardım derneği acil ihtiyaç sahiplerinin yanında

  • Kurt-Ar Uluslararası İnsani Yardım Derneği 2014 yılında kurulmuş olan, tamamen gönüllülük esasına bağlı olarak çalışan bir dernek. Derneğin genel merkezi Ankara’da, İstanbul’da da gönüllük esaslı çalışan bir ekip mevcut. Kurt-Ar Uluslararası İnsani Yardım Derneği, yurt içi ve yurt dışında bulunan ve acil yardıma ihtiyacı olan soydaşlarımıza yardım ulaştıran bir dernek ve tamamen bağışçılarının yardımları ile çalışmalarını yürütüyor. Dernek son derece şeffaf bir şekilde çalışmalarını yürütüyor. Tüm yardımları gönüllüleri aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine teslim ediyor ve yardımın yapıldığı yerden video-fotoğrafları sosyal medya hesaplarından paylaşıyorlar.

Kurt-Ar Uluslararası İnsani Yardım Derneği’nin gönüllüleri ile konuştuğumuzda gazetemize şu mesajı verdiler:                          

‘’Derneğimiz, tamamen Türk milletinin refahı için çalışmakta. Türkiye Cumhuriyeti Devletine zarar verecek herhangi bir faaliyette bulunmuyoruz. Yaptığımız yardım kampanyalarında hiçbir isim ön plana çıkmıyor. Yalnızca aracılık yapıyoruz. Faaliyet sırasında duyurulan isimler yalnızca bağışçıların ya da Kurt-Ar’ın ismi. Yardımlarımız esnasında önceliğimiz Türk milleti olsa da ihtiyaç sahibi kişiler başka bir milletten olduğunda da onlara yardım eli uzatmaktan asla imtina etmiyoruz. Türk milletine öncelik tanımak dışında kesinlikle ırk ayrımı yapmıyoruz.’’

Başta Türk illeri olmak üzere; soydaşlarımıza ve imkanların el verdiği ölçüde tüm yardıma muhtaç milletlere yardım etme gayesi ile çok önemli bir vicdani sorumluluğu yerine getiren Kurt-Ar Uluslararası İnsani Yardım Derneği’nin kuruluş serüvenini ve faaliyetlerini dernek Başkanı Çağrı KOÇYİGİT ile konuştuk.

Kurt-Ar Uluslararası İnsani Yardım Derneği’nin kuruluş amacı hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Çağrı Koçyiğit: Kurt-Ar özelinde Türk milletine, genel manada da insanlığa hizmet için kuruldu. Amacımız öncelikle Türk milletine mensup olan soydaşlarımıza yardım eli uzatmak. Savaş bölgesindeki insanların yarasına merhem olmak. Daha sonra da imkanlarımız el verdiği ölçüde, gidebildiğimiz her yerde, her milletten insanla bir araya gelmek, onların derdine derman olmaya çalışmak.

Derneğiniz bugüne dek hangi bölgelerde, ne gibi faaliyetlerde bulundu, genel hatlarıyla anlatmanızı rica ediyoruz.

Çağrı Koçyiğit: Yoğunlukla savaş bölgelerinde çalışma yürütüyoruz. Suriye, Irak, Karabağ esas faaliyet alanlarımız. Yakında Yemen’deki soydaşlarımızın yanına da gideceğiz. Bunun haricinde Türkiye’de de önemli faaliyetler yürütüyoruz. Bilhassa doğa ile ilgili faaliyetler yapıyoruz. Çöp topluyoruz, ağaç dikiyoruz, hayvanları besliyoruz. Yine Ankara’da bulunan genel merkezimizde gençlere ve öğrencilere yönelik eğitim faaliyetlerimiz oluyor. Savaş bölgelerinde ise faaliyetlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Hem ayni hem de nakdi yardımları bölgeye ulaştırıyoruz. Aynı zamanda bir Kurt-Ar gönüllüsü olan Afrin şehidimiz Musa Özalkan’ın vasiyeti üzere Çobanbey’de bir kültür evi açtık. Kültür evimizde bölgenin sivilleşmesi adına ve bölgedeki Türkmenlerin kalkınması adına faaliyet gösteriyoruz.

Bugüne değin ülkemizde insani yardım derneklerinin insanların iyi niyetlerini suiistimal ettiğine birçok kez şahit olduk. Son yıllarda ‘Deniz Feneri’ örneğini yaşadık. Sizler bunun aksine son derece ‘şeffaf’ bir şekilde hareket ediyor, her yardım kampanyanızın video ve resimlerini sosyal medya hesaplarından paylaşıyorsunuz. Buradan yola çıkarsak, tamamen gönüllülük esası ile çalışan, son derece şeffaf bir yardım derneği olarak Türk halkına ne söylemek istersiniz? Kurt-Ar İnsani yardım derneğinin faaliyetlerine neden iştirak etsinler?

Çağrı Koçyiğit: Faaliyetlerimize iştirak edilmesi için ya da yardım verilmesi için herhangi bir talebimiz yok. Çalışma mantığımız şu: Biz bir köprü, bir aracıyız. Yardımseverler İhtiyaç sahiplerine yardım götürmek istediğinde buna aracılık ediyoruz. Aynı şekilde savaş bölgesine yapılacak her türlü yardımda yardımsever insanlarımıza ve kurumlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu nedenle kimseden bir talebimiz yok. Bu mantıkla hareket ettiğimiz için de derneğimizde kesinlikle şahsi reklam yapılmıyor, kimsenin yüzü gösterilmiyor, isimleri zikredilmiyor. Amacımız yalnızca milletimize ve insanlığa hizmet.

Türk illerinde faaliyet gösterdiğinizi biliyoruz. Türkiye dendiğinde gözleri ışıldayan ve yıllardır Türkün yardım elini bekleyen insanlarla bir araya gelmek, onların yarasına merhem olmak nasıl bir his? Bölgeye devamlı surette giden Kurt-ar çalışanlarının ağzından dinlemek isteriz.

Çağrı Koçyiğit: Sadece bir araya gelmek ya da orada olmak değil. Herhangi bir insanın sorununu çözmek muhteşem bir duygu. Kendi adıma konuşayım, lise yıllarından beri bu yardım faaliyetlerinin içinde olmaya çalışıyorum. Gençliğimde bu tarz yardımlar noktasında Ülkü ocağında da faaliyet gösterdim. Son 4-5 yıldır yaşadığımız her şey, hayatımın geri kalanının boş olduğunu gösterdi.  İhtiyacı olan insanlara yardım eli uzatmak muhteşem bir duygu. Ne mutlu bize ki bugüne kadar binlerce insanın derdine dokunduk, sıkıntısını çözdük.

Afrin’de şehadet şerbetini ilk içen askerimiz Piyade Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan’ın bir Kurt-ar gönüllüsü olduğunu biliyoruz. Sizler de şehidimizin vasiyetini gerçekleştirerek Çobanbey’de Şehit Musa Özalkan Kültürevini açarak, faaliyete geçirdiniz. Kültür evinin açılma sürecinden kısaca bahseder misiniz?

Çağrı Koçyiğit: Şehidimiz Musa Özalkan, derneğimizin gönüllüsüydü ve yakın arkadaşımızdı. Şehit olmadan iki gün evvel Whatsup üzerinden bana vasiyetini gönderdi ve iki gün sonra da Allah kendisine şehadeti nasip etti. Basında çok bilinmeyen bir husus var. Şehidimizin vasiyeti iki bölümden oluşmakta. Musa Özalkan’ın Çobanbey ve Telafer için vasiyeti var. Çobanbey’deki kültür evimizi 5 ay evvel açtık çok şükür. Bu süreçte devletimiz bize izinler noktasında çok yardımcı oldu. Daha evvel Suriye faaliyetlerimizde geçişler noktasında sıkıntı yaşıyorduk. Musa Özalkan’ın şehadeti ve vasiyetinden sonra devletimiz bize geçişler noktasında yardımcı olmaya başladı. Ayrıca, bugün kültür evimizin olduğu yer, yıkılmış bir hali fabrikası idi. Bir protokol yapılarak söz konusu yer bize teslim edildi. Daha sonra ise Kilis Valiliği ve Kurt-Ar gönüllülerinin yardımlarıyla orada çok güzel bir kültür evi oluşturduk. O bölgenin en modern, en kullanışlı binasını oluşturduk. Kilis valiliği dışında hiçbir kurum ya da kuruluştan herhangi bir destek almadık. Tekrar ifade edeyim. Kurt-Ar gönüllülerinin yardımları ve Kilis Valiliği ile şehidimizin emanetini vücuda getirdik. Bu yardımlarda toplu olanlar ise yok denecek kadar azdı. Öğrenci arkadaşlarımız harçlıklarını gönderdiler, yardımseverler yüzüklerini satıp destek olanlar oldu. Bu şekilde binayı ayağa kaldırdık.

Şehit Musa Özalkan Kültür evinde ne gibi faaliyetler yapılıyor?

Çağrı Koçyiğit: Orası bir kültür evi öncelikle. Bu noktada çok yanlış anlaşılmalar da yaşıyoruz. Orası bir okul değil. Kültür evi olduğu için burada birçok kursumuz var. Türkçe öğretiyoruz; meslek kurslarımız var, kuaför kursumuzu açtık. İki tane anasınıfımız var. Bilgisayar eğitimine de başladık. Bölgede hiç bilgisayar görmemiş çocuklar var. Onları bilgisayar ile tanıştırmak için bilgisayar sınıfı açtık. Sportif faaliyetlerimiz de var. Futbol ve topaç takımlarımızı faaliyete geçirdik. Bahçemiz de çok önemli aslında. Bahçemizde küçük bir çocuk parkımız var. Bu parkımız bölgedeki çocuklar için inanılmaz bir eğlence kaynağı oldu. Yaz boyunca her gün 100-150 çocuk bahçede oynadılar, hala da yağmurlar başlamasına rağmen oynamaya devam ediyorlar. Bunun dışında anlık kurslarımız da oluyor, kültür evimizde. Cerablus ve Çobanbey’in tüm öğretmenlerine üç gün boyunca eğitim verdik. Bölgede çalışan müteahhitlere altyapı ile ilgili bir eğitim verdik, bu eğitim iki gün sürdü. Ayrıca bir konferans salonumuz var, 117 kişilik. Barkovizyon sistemi ile mütemadiyen çocuklara, gençlere ve yetişkinlere sinema ve belgesel izletiyoruz. Bu insanlar maalesef bugüne değin böyle bir ortamla tanışamamışlar. Hem vermek istediğimiz mesajları bu sayede verebiliyoruz, hem de onların bir nebze de olsa psikolojik olarak rahatlamasını sağlıyoruz. Bunun dışında konferans salonumuzu diğer kurumların kullanımına da açıyoruz. Bugün mesela konferans salonumuzda tarihi bir an yaşandı. Suriye Türkmenlerinin sancak kongresi yapıldı. Suriye Türkmenleri delegelerin oyları ile ortak bir bayrağa karar verdiler. Bu kongrenin yapıldığı yerin kültür evimiz olması bizi çok mutlu etti. Bunların dışında çocuklar için festival de düzenliyoruz. Yarışmalar, oyunlar ve yiyecek ikramı ile çocuklara güzel anlar yaşatmaya çalışıyoruz. Tüm bunların yanında yardım toplamaya da devam ediyoruz. 400’ün üzerinde çocuk kültür evimize devamlı gidip geliyor. Onların ayakkabı, mont gibi kışlık ihtiyaçlarını da karşıladık. Sürekli kurban kesimimiz oluyor. Türkiye’deki bağışçılarımızın gönderdiği kurbanları kültür evinde kesip, elimizde isimleri bulunan ailelere ulaştırıyoruz.

Şehit Musa Özalkan Kültür evinde eğitim alan Suriyeli çocukların derneğiniz tarafından sık sık Türkiye’ye getirildiğini basından takip ediyoruz. Çocuklar Türkiye’ye geldikleri zaman nasıl duygular ile buradan ayrılıyorlar, izlenimlerinizi rica ediyoruz.

Çağrı Koçyiğit: Türkiye’ye üç kez getirdik çocuklarımızı. İlki topaç turnuvası içindi. Altı gün boyunca Ankara’da misafir ettik çocuklarımızı. İlk kez savaş dışında bir şey gördüler, ilk kez memleketlerinden çıktılar. Bunu hep söylüyorum, bizim için normal, sıradan olan şeyler onlar için ilk oluyor. Mesela ilk kez masada oturup, yemek yediler yolda. İlk defa trafik lambaları gördüler, ilk defa tren gördüler. Ankara’da başbuğumuzun kabrini de ziyaret ettik. Anıtkabir ziyaretimizi de gerçekleştirdik. Onlar için tabiki unutulmaz bir gezi oldu. Burada amacımız çocukların ufuklarını açmak, onlara bir hedef koymak. Daha sonra Kilis’e gittik, Kilis Kültür Müdürlüğünün davetlisi olarak 12 çocuğumuzu Kilis’e götürdük, Kilisli çocuklarla vakit geçirdiler. Üçüncü olarak da 10 gün önce, 8 gencimizi; yine bunların tamamı ilk kez Türkiye’ye geliyorlardı, uzun bir yolculuğa çıkardık. Çanakkale’ye gittik, oradaki şehitliği gezdik. Sonra İstanbul’u gezdirdik. Çanakkale gezisi için şunu ifade edeyim, gençlerimiz neredeyse bütün geziyi büyük bir duygu seli içerisinde, ağlayarak geçirdiler. Şehitlikte Halep’ten, İdlip’ten gelip şehit olan dedelerinin kabirlerini görmek onları çok duygulandırdı. Atatürk’ün, Türk askerinin orada neyi, niçin yaptığını öğrendiler. İstanbul’da onlar için müthiş bir deneyim oldu. Hayatlarında ilk kez deniz gördüler, martılara simit attılar. Türkiye’ye getirdiğimiz bu çocuklar şu anda Çobanbey’de parmakla gösteriliyor; çünkü geziden sonra hayata bakışları değişti. İnşallah bu gezilerin devamını da getireceğiz.

Türkiye’nin en önemli spor kulüplerinden Ankaragücü’nün Şehit Musa Özalkan Kültür Evine destek olduğunu basından büyük bir memnuniyet ile takip ettik. Bu hususta kısaca bilgi vermenizi rica ediyoruz.

Çağrı Koçyiğit: Ankaragücü gerçek manada bize destek oldu, sağ olsunlar. Kültür evimizde bir futbol takımı kurduk. Kapımızın önünde futbol oynayan çocukları, içeri davet ettik. Gelin derneğimizde oynayın futbolu dedik ve onlara spor ayakkabıları hediye ettik. O esnada Ankaragücü Spor Kulübü ulaştı bize ve takımımıza sahip çıkmak istediklerini söylediler. Çocuklardan kurduğumuz takımımız için forma, spor ayakkakkabı, futbol topu ihtiyaçlarını karşıladılar. Ardından da bize eğitim programı gönderdiler, çocukların antrenman yapması için. Bunun dışında bize iki söz de verdiler. Altyapı hocalarının, biz hazır olduğumuzda, Suriye’de çocuklarımızı çalıştıracağına dair. İkincisi de inşallah çok yakın zamanda futbol takımımızı Ankara’ya getireceğiz ve üç gün Ankaragücü tesislerinde antrenmanları izleyecekler ve Ankaragücü ile birlikte bir maçta sahaya çıkacaklar. Bu ilgi ve destekleri bizi çok şaşırttı. Futbol takımımıza bunu ilk söylediğimizde inanmadılar, biz de Ankaragücü futbol takımından bir video istedik. Kulüp başkanı Mehmet Yiğiner, Teknik Direktör İsmail Kartal ve oyuncular, çocuklarımız için bir video çekerek, desteklerini dile getirdiler. Allah onlardan razı olsun, gerçekten samimiyetle, reklam amacı gütmeden bize yardım ettiler.

Kurt-Ar insani yardım derneğinin bundan sonra yapmayı planladığı projeler hakkında bilgi verir misiniz?

Çağrı Koçyiğit: Şu an devam eden projelerimiz var. Onlardan kısaca bahsedeyim. Malumunuz kış geldi. Bu yüzden çocuk botu ve montu topluyoruz. Topladığımız malzemeleri Çobanbey ve bölgede bulunan mülteci kampında dağıtıyoruz. Onun dışında bir yuvaya dönüş projemiz var. Uzun süredir burada misafir ettiğimiz Suriye ve Iraklı mültecilerin memleketlerine dönmesi için yardımcı oluyoruz. Yol parası olmayanlara yol parası ayarlıyoruz, evinde hasar olanların evinin tadilatını yapıyoruz. İnşallah çok yakında Yemen’deki Beyt El Türki köyüne ulaşabilirsek, yardım götürmeyi planlıyoruz. Biliyorsunuz orada çok ağır bir savaş var. Bunların dışında üniversiteler açıldığı için gönüllülerimizin büyük çoğunluğu geri döndü ve Suriye’deki eğitim programlarımız artacak. Üniversite öğrenciler, kültür evimize giderek, çocuklarla, gençlerle ilgilenecek, onlara eğitim verecekler. 2-3 günlük programlar dahilinde bölge halkını, gönüllülerimiz ile buluşturacağız.

Gazetemizin Balkanlarda da okuyucu kitlesi yüksek. İlerleyen dönemde Balkanlar’da yapmayı arzu ettiğiniz çalışmalar var mı?

Çağrı Koçyiğit: Kesinlikle olacak. Makedonya ve Bulgaristan bölgesindeki Türk köylerini ziyaret edip, hem kültürel manada hem gıda manasında yardım götüreceğiz. Ancak Yemen konusu daha acil olduğu için, bu projemizi bir süreliğine erteledik. Allah izin verirse önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde Balkanlara doğru da bir çalışmamız olacak. Oradaki soydaşlarımız ile buluşup, kucaklaşmak istiyoruz. Bunu sadece maddi manada düşünmeyin, kültürel olarak da elimizden geleni yapacağız. Sizlere çok teşekkür ediyorum, saygılar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: