Mehmet Orak: “Edirne’de doğmak, burada yaşamak veya burada iş yeri olmakla Edirneli olunmaz. Edirne Balkanların göz bebeğidir.”

Mehmet Orak: “Edirne’de doğmak, burada yaşamak veya burada iş yeri olmakla Edirneli olunmaz. Edirne Balkanların göz bebeğidir.”

  • Kendinizi tanıtır mısınız?

Mehmet Orak: Edirneliyim. Babamın mesleği gardiyanlık olduğu için Türkiye’nin birçok yerinde görev yaptı. Bende değişik illeri tanıma imkanı buldum. Elektrik teknisyeniyim. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Edirne’de bitirdim. Edirne’de elektrikçi olarak çalışıyorum.

  • Edirne deyince aklınıza ne geliyor?

Mehmet Orak: Edirne’yi turizm açısından değerlendirdiğimizde çok zengin ama ekonomik açıdan sıkıntılı bir yer. Edirne’de hayat çok pahalı… Pandemiden dolayı birçok esnafın olduğu gibi bizim de işlerimizde durdu fakat ayakta kalmaya çalışıyoruz. Pandemi döneminde birçok yeri kapandı. İş kayıplarıyla beraber geçim sıkıntısı da attı. Edirneli olmak ve bu şehri sevmek çok ayrı bir övünçtür. Edirneli olarak için bu şehri severek, şehrin yaşayanları için şahsi menfaatleri ikinci planda tutarak çalışmak demektir. Ancak buna rağmen Edirne söz konusu olduğunda, Edirne’nin sıkıntısını birlikte çözelim dediğimiz zaman, bir araya toplanan insanlar bir elin parmaklarını geçmiyor.  Edirne’de doğmak, burada yaşamak veya burada iş yeri olmakla Edirneli olunmaz. Edirne Balkanların göz bebeğidir.

  • Edirne turizmini değerlendirir misiniz?

Mehmet Orak: Edirne’de turizmin gelişmesi için önce Belediye Başkanının ve idari kadrosunun değişmesi lazım. Yerli yabancı turistleri Edirne’ye çekmek için şehrin bir albenisi olması gerekir. Ama bu yerel yönetimle Edirne’ye ilgiyi arttırmak mümkün değil. Yollar ve altyapı problemleri bile çözülemez iken nasıl turizme ilgiyi arttıracağız? Yerel ve genel yöneticiler Edirne’yi değil, şahsını düşündüğü sürece Edirne’nin gelişmesi çok zor. Edirne’den ayrılan turisti lanet etmeden gönderebilirsek başkaları ile beraber tekrar gelir.

Edirne Balkanların merkezi olmalı. Oluşturulacak fuar alanları ve fuar alanlarına yapılacak beş yıldızlı oteller ile Edirne şu anki konumundan kat ve kat büyük bir şehir haline gelir.

  • Edirne’yi tarihi, kültürel ve turizm açısından değerlendirir misiniz? Eksik gördüğünüz noktalar nelerdir?

Mehmet Orak: Kentlerin kendilerine özgü birtakım karakteristik özelikleri mevcuttur. Bazı kentler tarım kentidir, bazıları kültür kentidir, bazıları turizm kentidir. Edirne’nin sınır kenti olmak gibi bir özelliği var. Doğru işler yapmazsanız bu bir avantaj olduğu kadar dezavantaj da teşkil eder. Edirne Osmanlı ve Bizans kültürünü içerisinde barındıran çok önemli bir kent. Tarihi özelliklerinden dolayı Edirne elbette bir turizm kentidir ama bu şekilde ki tarihi açıdan önemli kentlerde istediğiniz her şeyi yapamazsınız. Korumaya dayalı çıkarılmış kanunlardan dolayı kriterler ve prosedürler daha yoğundur. Her istediğiniz projeyi gerçekleştiremezsiniz. Edirne içinde bulundurduğu tarihi eserler bakımından bir turizm kentidir ama aynı zamanda içinde barındırdığı güzellikler ve insanları itibariyle de bir kültür kentidir. Burada Osmanlı’nın, Bizans’ın, daha öncesine gidersek Traklar’ın ayak izlerini görmek mümkündür. Dünya’da Floransa’dan sonra metrekare başına en çok eser düşen ikinci şehir Edirne’dir. Bu başlı başına bir kültürdür. Edirne kültür anlamında aynı zamanda bir üniversite kentidir. Trakya Üniversitesi bünyesinden, 18 Mart, Kırklareli, Namık Kemal gibi üniversiteler kopmuş olmasına rağmen 56 bin öğrenciyi bünyesinde barındırmakta. Bu çok önemli bir rakam. Tarihi, kültürel mirasımızın yanı sıra sulanabilir verimli arazilerimiz, topraklarımız var. Şehrimiz sulanabilir, verimli topraklardan oluşuyor. Çeltiğin yüzde ellisi, ayçiçeğinin yüzde beşi Edirne’den sağlanıyor. Böyle bir kentte idareci olmak zordur, birtakım vasıflar gerektirir. Siyasi olarak bir yerlere ulaşabilmek meziyetler istemektedir. Siyasette günümüzde paraya bağlı. Siyasetçi artık maalesef önce ben diyor, kendini korumaya alıyor, menfaatlerini düşünüyor. Yerel ve genel yöneticiler Edirne’yi değil, şahsını düşündüğü sürece Edirne’nin gelişmesi çok zor. Trakya insanı Allah’ın şanslı kullarıdır. Burada verimli topraklar mevcut. Anadolu’da yıllık olarak bizim aldığımız ürünün yarısını, yüzde kırkını ancak alabilen yerler var. Biz çok üründe daha fazla mamul alıyoruz ve çok verimli topraklar üzerinde olmamıza rağmen bunun kıymetini bilmiyoruz. Korona salgını dolayısı ile Dünya ekonomik bir kriz yaşıyor. Bu kriz turizme ve öğrenciye bağlı ekonomi ile yaşadığı için Edirne’de çok daha fazla hissedildiğini düşünüyorum. Ama pandemi süreci eninde sonunda bitecek. Yerli yabancı turistler tekrar Edirne’ye gelecek. Yabancı turistlerin şehrimize bıraktığı paradan bütün esnaf yararlanıyor, evine ekmek götürüyor. Bilhassa Bulgaristan ve Yunanistan vatandaşların esnafa çok ciddi manada kazandırdığını görüyoruz. Edirne’nin yaşanan krizin etkisini kıza sürede atlatacağına inanıyorum. Yabancı turistlerin yanında öğrenci şehri olmamızın avantajları da Edirne’nin krizi çabuk atlatmasına neden olur.

Edirne valiliğimizin başlattığı “3 Nehir 1 Şehir” projesi var. İçeriğini tam olarak bilmiyorum ama edinimlerime göre şehre büyük katkı sağlayacak.

Bakın dünyada içinden nehir geçen kaç tane şehir var? Biz Meriç ve Tunca’yı temizleyip, turizme kazandırılacak. Kaleiçi’nin durumu ortada. Güvenlik sorunu mevcut. Harabe halinde, ucube halinde birçok bina mevcut. Edirne’de kentsel dönüşüm Kaleiçi ile başlamak zorundaydı. Çünkü orası bizim yüz akımız, göz bebeğimiz. Duyumlarıma göre Edirne Valiliği ile Toki müşterek olarak Kaleiçi, Karanfiloğlu ve Uzunkaldırım bölgelerinde ki tarihi binaları restore ederek turizme kazandıracak. Geçmişte Edirne’nin göz bebeği olan Kaleiçi’ne ihanet edildi, gereken alaka gösterilmedi. 70’li yıllarda bir müteahhit katliamı yapılmış. Her yer betondan binalar ile dolduruldu. Şehrin kültürel altyapısına hizmette bulunmak ve şehrin trafik sıkıntılarını, idari sıkıntılarını bertaraf etmek, nüfusu da çok ciddi manada azaltmak, güvenlik sıkıntısı yaratan insanları oradan uzaklaştırmak için tek yol budur. Bu proje gerçekleştirilip, tarihi bina ve konaklar aslına uygun yapılırsa o zaman Kaleiçi, Edirne’nin ‘eski şehri’ olarak turizmimizin yüz akı ve en nadide parçası olacaktır. Kaleiçi mimarisi gerçekten çok değerli. Sokaklar birbirini doksan derece olarak kesiyor, evler ve sokaklar bir simetri halinde çok düzenli ve her sokak ana noktaya bağlanıyor. Bu nimetten yararlanmak zorundayız. Burada butik oteller, restoranlar, kafeler açarak turizmi ve ticareti yaygınlaştırmak zorundayız. Edirne çok stratejik bir bölgedir. Bugün Avrupa’nın en büyük ikinci sinagogu Edirne’de. Orada Museviler atalarının ayak izleri ile karşılaşıyorlar. Burada çok ciddi bir Musevi nüfusu bulunmakta idi, onlardan kalma çok bina, tarihi konak var. Bunlar yaşayan sosyal tarihler ve biz maalesef sinagogun burada bulunmasının nimetinden de faydalanamıyoruz. Her yıl oranlar açıklanıyor, Edirne’ye iki milyon, üç milyon turist geldi diyorlar, tamam gelsin ama böyle altyapı sorunları olacaksa neyleyeyim biz öyle turisti? İnsanlar buradaki temel altyapı sorunlarını; otopark, işletme, otel sıkıntılarını görünce, bir gün kalıyor, ikinci gün kalmıyor. Zaten büyük kısmı da bir daha şehrimize uğramıyor. Kaçan turisti geri getirmek çok zordur. Kakava şenlikleri esnasında yaşanan izdihamı, Kırkpınar esnasında yaşanan gereksiz yoğunluğunu hepimiz gördük. Gereksiz yoğunluktan kastım şu: Belediye ve kurumları bu insanları doğru yönlendiremediği için araç park edecek yer bulamadılar, lokantalarda izdiham oldu, yemek yiyecek yer bulamadılar. Otelde kalacak yer bulamadılar. Tekrar edeyim, böyle olacaksa neyleyeyim öyle turizmi? Edirne’den ayrılan turisti lanet etmeden gönderebiliyorsak, başkaları ile birlikte tekrar gelir. Yerel yönetim olarak, bu işi organize etme noktasında; Edirne maalesef sınıfta kaldı.  Edirne bir kültür kenti olarak UNESCO bünyesinde yer edinmiş bir şehir. Bakın Sağlık Müzemiz çok güzel ama ona alternatifler üretmek zorundayız. Daha fazla eğlence merkezi, daha fazla sosyal tesis, daha fazla yeşil alan ihtiyacımız var.

  • Bir elektrikçi olarak, çalışma sektörünüzü değerlendirir misiniz?

Mehmet Orak: Tabi ciddi manada durgunluk var ama iki-üç ay sonra durgunluğun geçeceğini ve yeni binalarla beraber işlerin açılacağını düşünüyorum. Ama şu an inşaat sektörü durgun olduğu için bizim çalışma sektörümüzde pek parlak değil. Elektirik tamir, bakım, onarım işi olanlar beni +90 505 107 43 83 numaralı telefonumdan araya bilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: