Mustafa Usta (Kaynarca): “Bugün Edirne’miz modern hale geldi ama eski kültürünü, ruhunu kaybediyor.”

Mustafa Usta (Kaynarca): “Bugün Edirne’miz modern hale geldi ama eski kültürünü, ruhunu kaybediyor.”

  • Kendinizi tanıtır mısınız?

Mustafa Usta (Kaynarca): Şanlıurfalıyım. 1964 doğumluyum. Edirne’de 40 senedir kebapçılık yapıyorum. Senelerdir Edirne’ye hizmet ediyorum, çocuklarım burada doğdu-büyüdü. Burası artık benim şehrim. Edirne’ye geldiğimde yabancı bir şehre geldiğimi düşünüyordum. Saraçlar Caddesinde meşhur bir kebapçı vardı, oraya fırıncı ustası arıyorlardı. Ben buraya geldiğimde sadece Bulgaristan’a yakın bir şehir olduğunu biliyordum. Zamanla o kadar olmadığını anladım. 14 yaşından beri Edine’deyim, gözümüzü Edirne’de açtık desem yanlış olmaz.

  • Mustafa Usta, iyi bir kebap nasıl olur?

Mustafa Usta (Kaynarca): Kebabın iyisi ustası yapar. Ustası olmazsa, o pişen et kebaba benzemez. Yoksa herkes kasaptan et alıp, kebap yapardı. Biz eti aldığımızda neresinden ne yapacağımızı biliyoruz. Onu adeta heykeltıraş gibi işler. Erkek süt danasından aldığımız eti kullanırız. Dişi hayvandan kebap olmaz. Bir buçuk iki yaşındaki hayvanın etini kullanmak gerekir. Üç yaşındaki hayvanın eti serttir, kullanılmamalıdır. Bir buçuk iki yaşındaki süt danasının etinden yapılmalı kebap.

Ben Edirne’ye kebapçılığı getiren Halil Çaplı namı diğer Jandarma Halil’in ilk çıraklarından birisiyim. Ustamız sayesinde Edirne’de tutunduk. 15 yıl evvel kaybettik ustamızı ama hala ismini anınca gözlerimiz doluyor.

  • 40 yıldır Edirne’de kebapçılık, esnaflık yapan birisi olarak Edirne’yi değerlendirir misiniz?

Mustafa Usta (Kaynarca): Kadir kıymet bilen için, anlayan için, bilen için… Edirne mukaddes bir şehirdir. Burada bir sürü evliya yatıyor; yerin altında, mezar taşı olmayan şehitler yatıyor. Edirne’de onlarca medrese var. Burada yüzlerce âlim yetişmiş. Burası Osmanlı’dan evvel de mukaddes bir şehirdi. Burada canlı bir ruh, canlı bir tarih var. İstanbul’un fethi de buradan başladı, o şehri fethedecek toplar burada döküldü.

Geçmişteki Edirne yani benim ilk geldiğim zamanki Edirne çok daha mukaddesti. Esnaf daha sıcaktı, komşuluk daha yoğundu. Burası daha sevecen bir şehirdi. Bugün Edirne’miz modern hale geldi ama eski kültürünü, ruhunu kaybediyor. Bunu uzun zamandır hissediyorum. Biz belki bir İlhami Ertem olamayız ama onun yaptıklarına sahip çıkmak zorundayız. Edirne’nin bize verdiklerini biz de Edirne’ye vermek zorundayız. Bugün dükkânımda oturup, sizinle röportaj yapıyorsam Edirne halkının yüzü suyu hürmetine. Bunun kıymetini tabi ki biliyorum.

Edirne’nin bize özünden miras bıraktığı camileri düşünelim. Müzelerimiz, tabyalarımız, Makedonya Kulesi, bütün tarihi camiler… Bunlar Edirne’yi kıymetli kılıyor ama bu güzelliklerimizi daha fazla tanıtmak zorundayız.

Edirne’nin konaklama ihtiyacının olduğunu düşünüyorum. Yani daha fazla otele, kalacak yere ihtiyacımız var. Misafirlerimizi ağırlarken daha kaliteli konaklama yerlerinde hizmet vermek zorundayız. Bununla birlikte şehrin merkezi yerlerinde özellikle Saraçlar caddesinde tuvalet ihtiyacının olduğunu düşünüyorum. Bu kadar turist ağırlıyoruz ama doğru düzgün tuvaletimiz yok. Bunda esnaf olarak biz de suçluyuz.

Bizler esnaf olarak işin sadece para yolunu düşünüyoruz. O nedenle biz de hatalıyız. Edirne’ye gelen misafirlerimizi farklı ve yeni fikirlerle göndermeli, memnun göndermeli ve bir daha gelmelerini sağlamalıyız. Edirne’yi kurtarmak için Edirneli olmak da gerekmiyor. Ben dışarıdan gelsem de kendimi Edirneli hissediyorum ve bu şehir için çalışıyorum.

  • Edirne’de Urfa’da kine benzer sıra geceleri yapılamaz mı? Örneğin, daha fazla turist çekmek ve Edirne’ye sonradan gelenlerin de kültürünü tanıtmak için?

Mustafa Usta (Kaynarca): Öncelikle sıra gecesi bir eğlence değildir. Onu sazlı-sözlü bir eğlence olarak görmeyelim. Ben size tarihinden bahsedeyim. Urfa, Fransız işgalinde iken şehrin ileri gelenleri Fransızlar tarafından gözetim altında tutuluyordu. Fransız ajanları Türklere göz açtırmıyordu. Bizimkilerde sıra gecelerinde milli mücadeleyi gizliden gizliye planlıyorlardı. Lütfen sıra gecelerinin tarihçisini doğru bilelim. Sıra gecesi bize savaşın kazandırdığı bir şeydir. Ayrıca bu gecelerde garibanların ihtiyacı görülür. Birinin cenazesi varsa, nasıl katkı sağlarız, birinin düğünü varsa ona ne hediye alacağız bunlar konuşulur sıra gecelerinde. Bu Müslümanlığın da gereğidir. Birbirimize yardımcı olmak, kenetlenmek, hakkını gözetmek… Sıra geceleri bir araya gelmek için vesilelerdir.

Tabi ki burada da bir sıra gecesi yapabiliriz. Edirne halkı da bu keyfe şahitlik etsinler. Bunu gelenek haline de getirebiliriz diğer esnaf arkadaşlarımızla. Pandemiden ötürü Türk milleti birçok şeye özlem duymakta. İnsan insana muhtaç kaldı. İnsanlığımızı hatırladık virüsün sıkıntılarını yaşarken. Ayda bir gün Urfa kültürünü yaşatan aileleri bir araya toplasak, Edirneli sanatçıları da bu işe dahil etsek fena mı olur? Dünyada en önemli şey hoş bir seda bırakmaktır. Bahri Dinar, örneğin… Edirne’yi Bahri Dinar kadar iyi tanıtan, Edirne için çalışan başka kimse var mı? Biz de karınca kararınca bu işin içinde olmaya çalışıyoruz. Eğer tahmin ettiğimiz etkinliği yapabilirsek kültürleri birleştirme şansımız olacaktır.

Bu ülkenin doğusu batısı yok. Bayrak nerede ise biz oradayız. Vatan orası. Biz biriz, beraberiz. Okyanusta bayrağımızı görsek bir gemide nazlı nazlı sallanan orası bizim vatanımızdır, havada uçan üstünde Türk bayrağı olan bir uçak bizim vatanımızdır. Ben olaya böyle bakıyorum ve bir Urfalı olarak Edirne’ye hizmet etmeye çalışıyorum.  Ben ötekileştirmeden; günahı ile sevabı ile sevmeye çalışıyorum. Herkes öyle yapmalı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: