Önder Akdağ: “Edirne’nin dostluk için, sağlık için, turizm için, ticaret için mutlaka uluslararası maraton koşması lazım.”

Önder Akdağ: “Edirne’nin dostluk için, sağlık için, turizm için, ticaret için mutlaka uluslararası maraton koşması lazım.”

  • Kendinizi tanıtır mısınız?

Önder Akdağ: Aslen Iğdırlıyım, yaklaşık 10 yıldır Edirne’deyim. Ticaretle uğraşıyorum. Yazın Muğla Didim’de, kışın da Edirne’de yaşıyorum. Türk-Yunan-Bulgar Dostluk Grubu Derneği’nin başkanıyım.

Derneğimiz 2013 yılında kuruldu. O dönemde Dış İşleri Temsilcilerimizin desteği ile bu derneği kurduk. Dernek olarak kurulduğumuz günden beri komşu ülkelerle ilişkileri geliştirmek adına bir takım çalışmalar yapıyoruz. Şu an 134 üyemiz var ve üye sayımız pandemi döneminden sonra artacak.

  • Derneğinizin adı neden ‘dostluk’ derneği?

Önder Akdağ: Komşu komşunun külüne muhtaçtır. Komşularımız bize, biz onlara muhtacız. İç içeyiz. Burada yaşayıp, Balkan ülkelerinde akrabası olanlar var. Ya da tam tersi… Bu coğrafya ile diyalog da dostluk da bitmez. Bu yüzden derneğimizin adı dostluk derneği, biz de köprü görevi görüyoruz ve sporu da bu anlamda kullanıyoruz. Savaşa karşı bir derneğiz, dostluğu önemsiyoruz. Yunanistan ile aynı denizin iki yakasındayız. Ne gerek var Ege adalarında bir gerilime? Devletlerin dış politikaları ile ilgili sorunlar var, bizler dost olursak bürokratlar sorunları daha kolay çözer. Önemli olan insanların dost olması. Edirne’nin sağlık için, dostluk için, turizm için, ticaret için mutlaka uluslararası maraton koşması lazım.

  • Dernek olarak en önemli faaliyetiniz nedir?

Önder Akdağ: Dernek olarak, Sınırsız Dostluk Koşu Maratonu’nu düzenliyoruz. Yarı Maratonda 21 km 195 metrede sporcularımız yarışıyor. 100 Türk, 100 Yunan, 100 Bulgar atletle ilk yarışımızı yaptık. İkinci yılımızda bu işi biraz daha ileriye taşıdık, yarışı uluslararası kategoriye aldık. Federasyonumuzun ve Avrupa Atletizm Birliğinin takvimine girdik. Ayrıca Avrupa Atletizm Birliğinden Üç Yıldız Sertifika aldık ve bu konuda bir ilkiz. Önümüzdeki yıl inşallah bu maratonu beş yıldızlı sertifika ile yapacağız.

  • Uluslararası organizasyonlar düzenlerken sıkıntılar yaşıyor musunuz?

Önder Akdağ: Bir sivil toplum örgütü olarak büyük organizasyonlara imza atıyoruz ve zoru başarıyoruz. Hayatta her şeyin bir bedeli vardır. Biz de maddi manevi bedeller ödüyoruz ve zorluklarla karşılaşıyoruz. Bu organizasyon, Trakya bölgesindeki tek uluslararası nitelikli organizasyon… Başka sivil toplum örgütlerine de örnek olmak zorundayız. Bizden sonraki nesillerin de daha iyisini yapmasını umut ediyoruz.

  • Bir sonraki koşu maratonu hakkında bilgi verir misiniz?

Önder Akdağ: 23 Mayıs 2021 tarihinde organizasyon gerçekleşecek. Birçok yabancı atlet gelecek. 1000 kişi civarı atletin buraya gelmesi şehrimizin ekonomisine, tanıtımına katkı sağlıyor. Sadece Edirne’yi değil, memleketimizi de tanıyoruz. Edirne’nin turizm şehri olma özelliğini devam ettirmek için bu organizasyonları devam ettirmek zorundayız. Tayland’dan dört atlet misafir ettiğimizi söylersem mesele anlaşılır diye düşünüyorum. Eğer şehrinizi tanıtmak istiyorsanız en önemli unsurlardan birisi spor turizmidir.

  • Maratona katılmak için ne yapmak, hangi şartları sağlamak gerekiyor?

Önder Akdağ: Derneğimizin resmi İnternet sitesinden kayıt sayfasına başvuran herkes maratonumuza kaydolabilir. http://www.tuyub.org.tr/  veya http://www.sinirsizdostlukyarimaratonu.com/  internet linglerinden kayıt olunabiliyor. Her şey sistem üzerinden ilerliyor ve çok basit bir şekilde kayıt olunabiliyor.

  • Dernek olarak başka çalışmalara imza atıyor musunuz?

Önder Akdağ: Tabiki, tek işimiz maraton düzenlemek değil. Pandemi sürecinde 10 kişilik bir ekip ile kısıtlama günlerinde sokak hayvanlarını besliyoruz. 60 tane kulübe yaptık geçtiğimiz günlerde, sokak hayvanları için. Düzenli olarak çevrecilik çalışmaları yapıyoruz. Plastik toplama etkinliği, sıfır atık gibi paneller düzenleyerek insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız yer ile ilgili her anlamda duyarlı olmaya çalışıyoruz.

Bu noktada Edirne halkına dair bir eleştiride bulunmak istiyorum. Biz başta Edirne turizmi olmak üzere Edirne’ye katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Katkıdan kastım Edirne esnafını da bu işin içine çekerek maddi-manevi şehrimizi şenlendirmek. Fakat Edirne’deki esnafın ve halkın yaptığımız çalışmalara ilgisiz, duyarsız olduğunu görmek gerekiyor. Kendi başımıza kalıyoruz ve şehrimizde maalesef imece usulü yok. En basitinden, her sene 1000 atlet ağırlıyoruz şehrimizde ve bundan istifade eden esnaf sponsorluk manasında hiç destek olmuyor. Bu manada bütün yükü dernek olarak biz çekmek durumunda kalıyoruz. Oysa biz bu spor organizasyonu ile şehrimize her anlamda kazandırıyoruz. Tabi bu durum bizi üzüyor.

  • Edirne’deki resmi kurumlar ile mesainiz ne seviyede? Çalışmalarınız ile ilgili destek alabiliyor musunuz?

Önder Akdağ: Tabi yaptığımız faaliyetler gereği birçok kurum paydaşımız. Gümrük müdürlüğü, emniyet müdürlüğü, il sağlık müdürlüğü, AFAD ile birlikte hareket ediyoruz. Tabi bunlar maddi destekler değil. Bu kurumlar organizasyonumuzun gerçekleşmesi için üstüne düşeni yapıyor. Valilik, belediye gibi kurumlar da her sene desteğini arttırıyor. Yaptığımız işin kalitesi arttıkça, resmi kurumlar daha da çok destek veriyor.

  • 10 yıldır Edirne’de yaşıyorsunuz. Edirne diyince aklınıza ne geliyor?

Önder Akdağ: Burası köprüleri, nehirleri, camileri, konakları ile bir turizm şehri ve aynı zamanda verimli toprakları olan bir tarım şehri. Biz buradaki eserleri doğru işlemek ve organize etmek zorundayız. Ticaret hacmini geliştirmeli ve denetleme mekanizmalarını doğru çalıştırarak, turizmi de ivmelendirmeliyiz. Ayrıca Edirne esnafı da daha nitelikli hale getirilerek, turistlerin de mağduriyetinin önüne geçilmesi gerekiyor. Biz bir Laleli olmamalıyız, bunun için mücadele etmeliyiz.

  • Sizce şehrimizde turizm ve tarım manasında ne gibi eksikler var?

Önder Akdağ: Esnafımızda turizm bilinci olmadığını söylemek gerekiyor. Bunun için her meslek odasının kendi alanında çalışma yapması gerektiğini düşünüyorum. Biz geçtiğimiz yıllarda dil kursları açtık, ücretsiz olarak. Esas bunları yapması gerekenler meslek odalarıdır. Esnaf en azından temel ve basit bir şekilde yabancı misafirlerimiz ile anlaşmak zorunda. Sürdürülebilir bir turizm projesi istiyorsanız dil bilmek şart. Bütün kurumlar aynı amaç doğrultusunda, yatırım yaptığını düşünerek çalışmalıdır.

Devletimizin uzun soluklu programlar yaparak Edirne ve çevresini geliştirmesi gerekiyor. Neden Erikli’de, Enez’de beş yıldızlı tatil köyleri yok? Spor turizmi deyip geçmeyelim. Neden Bulgaristan’dan, Yunanistan’dan, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden insanlar Erikli’ye, Enez’e gidip kamp yapmasın. Ama bunun için de o bölgelere yatırım yapılması lazım; tatil köyleri, oteller anlamında. Önemli olan turist getirmek değildir. Önemli olan turistin şehrimizden mutlu ayrılmasıdır diyebilirim.

Edirne, replika ürünlerle tanınmamalı. Edirne’ye gelen adam gerçek baklava almalı; gerçek ürünleri almalı, sahte ürün almamalı. Ben olsam bu ürünlerle dolu olan Bedesten ve Alipaşa Çarşılarını tamamen yeniler ve mesleki olarak donatırım. Örneğin Bedesten’de sadece dericiler olur, Alipaşa’da sadece halıcılar vb. Böyle yaparsanız burasını bir cazibe haline getirirsiniz.

Bölge, sağlık turizmi açısından da çok önemli… Bakın Trakya Üniversitesi ve devlet hastanesi burada nitelikli hizmet veriyor. Balkanlarda sağlık turizmi anlamında da çalışmalar yapmak, hizmet vermek zorundayız. Diş Hastanesi ile gerçekleştirdiğimiz bir projede biz implant uygulamaları için araç ve gereçler noktasında çalışmalar yaptık. Edirne turizmine bu manada da destek vermeye çalıştık. Araç-gereçleri sağlayacak firmalarla il sağlık bakanlığı yöneticilerini görüştürdük, köprü görevini gerçekleştirip, kenara çekildik. Ne mutlu ki bu bölgede implant uygulaması yapan bir hastane var artık. Bugün basit bir saç ekimi için gelen bir kişi bile Edirne’ye büyük katkı sağlıyor.

Gelişmişlik sadece bina sayısının artması değildir. Edirne’de inşaat sektörü çok hızlı… Türkiye’de konut fiyatlarının en çok arttığı şehir Edirne’de… Bu da bir gelişmişlik düzeyi değil. Edirne’de köyden kente çok ciddi manada göç var. Bunu engelleyerek tarımı ve hayvancılığı canlandırmalıyız. Köydeki insanlar tarlasını bırakıp, tarım ve hayvancılıkla alakalı kabiliyetlerini yitirmemeli. Burası İstanbul’un arka bahçesi konumunda… Buradan İstanbul’a mahsul indirmek bir buçuk saattir, böylece nakliyeden kurtulursunuz. Fakat biz burada tarımı çeşitlendiremiyor, İstanbul’a yakın olmanın avantajlarını kullanamıyoruz. Burada seracılık yapmak zorundayız, örneğin. Hep aynı ürünleri değil, farklı ürünleri de ekip, satmalıyız.

  • Size göre Türk Milliyetçiliği nedir?

Önder Akdağ: Vatanını, milletini seven, işini en iyi şekilde yapan kişi en büyük Türk milliyetçisidir bana göre. Bir serhat şehrinde doğdum. Iğdır’da… Orada da tıpkı Edirne’de olduğu gibi serhat şehri olduğu için milliyetçi duygular yüksektir. Ve büyüdüğüm yerde daha yoğun hislerle vatanımı milletimi sevmeyi öğrendim.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: