Tamer Dindoruk: “Bizim BONZAİ’den canımız yandı. Edirne’nin en büyük sorunu kenar mahalleler!..”

Tamer Dindoruk: “Bizim BONZAİ’den canımız yandı. Edirne’nin en büyük sorunu kenar mahalleler!..”

Tamer Dindoruk: “Bizim BONZAİ’den canımız yandı. Edirne’nin en büyük sorunu kenar mahalleler!..”
  • Kendinizi tanıtır mısınız?

Tamer Dindoruk: Edirne Karaağaçta dünyaya geldim. Doğma büyüme Edirne çocuğuyum. 48 yaşındayım. Yıllarca spor ile uğraştım, Edirne Spor Futbol kulübünde uzun yıllar kalecilik yaptık. Ayrıca 22 yıl Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yaptım. Milliyetçi Hareket Partisi Edirne Belediye Meclis Üyesi adaylığımı açıklanmış bulunmaktayım. Bununla beraber kardeşim Ömer Dindoruk ile birlikte kuruluşunu sağladığımız derneğin faaliyet alanında ki çalışmalar yapıyoruz.

  • Kısaca faaliyetlerine destek verdiğiniz dernekten bahseder misiniz?

Ömer Dindoruk: Derneğin ismi “Edirne 22 Kanatlı Hayvanlar ve Güvercin Severler Derneği.” Hayvanlara sevmeliyiz ki, insanları da sevelim… Derneğimizi önce Karaağaçta kurduk, sonra da bu proje yayılarak devam etti. Çevre il ve ilçelerden gelen güvercin severler ile derneğimizde bir araya geliyor, güvercin ırkının geliştirilmesi için çalışmalar yapılıyor. Derneğimizi gençlere hayvan sevgisini aşılamak ve onları zararlı alışkanlıklardan, uyuşturucu gibi illetlerden uzak tutmak için kurduk. Ailecek insanlar derneğimize geliyor ve güvercinleri seviyorlar. Amaç hayvan sevgisini aşılamak diyebilirim. Bu arada Mart ayında yapacağımız kuş festivalinde, güvercin severler ile bir araya geleceğiz. Türkiye’nin her yerinden gelen misafirlerimiz ile güvercin yarışları yapacağız ve ilk üçe giren yarışmacıları ödüllendireceğiz.

  • Belediye Meclis Üyeliğine Aday olmanızdaki amacınız nedir?

Tamer Dindoruk: Öncelikle önce devletim ve milletim; ülkem, sonra biz, ben diyen bir partinin sıradan bir neferi olmaktan onur duyuyorum. Ahde vefa ve dostluğun olduğu her yerde var olmaya hazırım. Birinci sebep budur. İkinci sebep ise uyuşturucu denen illete çözüm bulmak isteği. Öz yeğenlerimi, küçük yaşlarda bonzai denen illet yüzünden kaybettim. Bonzai kullanan bir cani tarafından, amcaları tarafından dört yeğenim katledildi. Kardeşim Ömer Dindoruk ile birlikte Edirne’deki uyuşturucu kullanımına son vermek istedik. Canımız yandı, ateş bizim hanemize düştü, başkasının hanesine düşmesin diye… Öncelikle polisi uyardık, yeterli önlem alınmayınca ve gerekli müdahale yapılmayınca, bizler satanlara, içenlere müdahale ettik. Sonucunda, bizlere atılan bir iftira nedeniyle haksız yere hapis yatıp, çıktık. Bugün hala bedelini ödüyor, para cezası ödüyor ve ‘denetimli serbestlik’ koşullarında yaşıyoruz. Demem o ki bizim hanemize düşen ateş başka evlere düşmesin istiyoruz. Edirne’de uyuşturucu sorununa kökünden son vermek için bu göreve aday olduğumu ifade edebilirim. Edirne’de en alt tabakadan başlayarak, halkımızın ihtiyaçlarını üst mercilere iletmek için aday olduğumu söylemek istiyorum. Kötü alışkanlıklardan arındırılmış, sporla uğraşan çocukların yetişmesini istiyorum. Bunun için çeşitli projelerimiz var. Seçilirsek bunları gerçekleştirmek, seçilemez ise bile konuların gündemde getirerek uygulanmaya konmasını istiyoruz.

  • Türk Milliyetçiliği dendiğinde aklınıza ne geliyor?

Tamer Dindoruk: Atatürk’ün çizdiği yoldan bir adım bile olsun sapmayan, Turan hayaliyle kuşanmış, milletini yüceltmeye çalışan, önce ben değil, biz diyen insanların inandığı olgu Türk Milliyetçiliğidir. Milliyetçi Hareket Partisi de bu davanın siyasi arenada vücut bulmuş şeklidir. Mustafa Kemal Atatürk ve Başbuğ Alparslan Türkeş’in izinden yürüyen insanların yürüdüğü yol Türk Milliyetçiliğidir. Bana göre Türk Milliyetçiliği ırk milliyetçiliği değil, Laz’ı ile, Çerkez’i ile, Kürt’ü ile, Arnavut’u ile, Boşnak’ı ile ………. 72 milleti ile aynı toprakların üstünde yaşayannların kültürel bütünlüğüdür. Türk Milliyetçiliği kesinlikle bir partini veya kurumun tekelinde tutulacak kadar küçük kavram değildir. Ama biz fikrimize en yakın siyasi parti MHP’yi gördüğümüz için çalışmalarımızı bu partide yapmayı tercih ettik. MHP bana göre bir siyasi partiden ziyade Türk Milliyetçiliğinin, Türk Siyasi konjonktüründe yer almış halidir. Türk Milliyetçileri vatan, millet ve bayrak için canını vermeye hazır insanlardır. Bir Türkün üzüntüsü ile üzülüyorsak, sevinci ile seviniyorsak, havada uçan kendi uçağımızla, tarlada kendi ürettiğimiz traktörümüzle, terör mücadelesi veya tatbikatlarda kullandığımız kendi ürettiğimiz silahımızla, milyonlarca işçinin çalıştığı teknolojisini yaptığımız kendi fabrikalarımızla gurur duyabiliyorsak, tarihimize ve tarihi eserlerimize sahip çıkıyorsak ve bunları yapmak için var gücümüzle çalışıyorsak, bunların yapılması için vergimizi ödüyorsak biz Türk Milliyetçisiyiz demektir. Bu Türk Milleti sevgisidir, Türk Milliyetçiliği. Rengini şehit kanından alan al yıldızlı bayrağımızı başımızın üzerinde taşımak bizim gözümüzde Türk Milliyetçiliğidir. Türk Milliyetçiliği bizim gözümüzde Atatürk’ün çizdiği yoldur. Türk Birliği veya Turancılık ayrı bir olgudur. Hayallerinde Turancılık fikrini barındırmayan Türk Milliyetçiliğinden yola çıkarak Turancılık hayalleri kurmayan kişi zaten Türk Milliyetçisi olamaz.

  • Doğma büyüme Edirneli bir birey olarak, Edirne’nin sorunları hakkında neler söylemek istersiniz?

Tamer Dindoruk: Edirne’de girilmeyen, adı dahi bilinmeyen mahalleler var. Bu mahallelerde yoksulluk ve sefalet içinde yaşayan insanlar var. Tek odalı evlerde onlarca insan yaşıyor, çok affedersiniz, insanlar hala leğenlerde yıkanıyorlar. Bir halkın gelir seviyesi en düşük tabakası ne kadar rahat ve huzur içinde yaşarsa, toplum o kadar rahat ve huzurlu olur, o doğrultuda da refah seviyesi yükselir. Edirne’de bu mahallelerdeki yoksulluk ve sefaleti ortadan kaldırmak gerekiyor.

Hala sokaklar göl içerisinde, altyapı sisteminin hali ortada; sokaklarda gezecek yer yok, altyapı rezaleti olduğunda. Yağış seviyesi biraz yükseldiğinde Edirne, Venedik ile yarışıyor! Çocuklarımızın spor yapacağı tek bir alan bile yok; yeşillik alan kalmadı. Çocukların top oynayacağı arsa kalmadı. Böyle devam ederse çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan nasıl uzak tutacağız, onları nasıl spora yönlendireceğiz? Edirne’nin en büyük problemi çocuklara sporu özendirecek alanlar ve komplekslerden mahrum bırakılması.

Edirne’deki büyük problemlerden birisi insanların tarihi eserlerini, milli ve manevi değerlerini tanımaması, sahip çıkmaması. Biz Edirne’ye daha fazla turist çekelim diye uğraşıyoruz, projeler üretiyoruz, bir tane fazla turist gelince seviniyoruz ama önemli olan öncelikle Edirne halkını bilinçlendirmek, çocuklarımızı Osmanlıya başkentlik yapmış olan tarihi Osmanlı ile buluşturmak…

Kötü alışkanlıklar dedik, şuraya da değinmek istiyorum: Edirne’de hala uyuşturucu belasına çocuklarını kaybeden ana babaların yaşadığı mahalleler, evler var. Ben size bilinmeyen, bahsi yapılmayan bir Edirne’den bahsediyorum. Karaağaç, Yeni İmaret, Yıldırım, Kıyık gibi mahallelerde uyuşturucu belası kol geziyor. Sadece buralarda değil, Edirne’nin her yerinde uyuşturucu belası var. Gündeme getirilmese de, ortaya çıkartılmasa da maalesef gerçek bu. Biz de kenar mahallelerde büyüdük, röportajın başında söylemiştim, uzun yıllar spor yaptım, futbol oynadım. Ömrü hayatım boyunca sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklardan uzak durdum. Çünkü kendimi sporcu olarak yetiştirdim. Gençlerimizi de bu doğrultuda yetiştirmekle vazifeliyiz.

Hayvanlara merhamet etmeyen, insanlara merhamet edebilir mi? Ne güzel buyurmuş peygamber efendimiz Hz. Muhammet. Sokaklarda bir tane hayvan barınağı olmaması benim içimi burkuyor.

  • Edirne’de sıkıntısını çektiğiniz sorunlardan bahsettiniz. Bu sorunları çözme noktasında, ne gibi projeleriniz var?

Tamer Dindoruk: Öncelikle gelir seviyesi düşük durumda olan insanları istihdam etmek gerekiyor. Belediyenin birinci vazifesi bu olmalı. Bizler de eğer seçilirsek gelir seviyesi düşük, dezavantajlı mahallelerden bu işe başlamak suretiyle, projelerimizi mecliste gündeme getireceğiz. Benim öncelikli hassasiyetim uyuşturucu. Evinde aşı, eşi, huzuru olmayan insanlar maalesef uyuşturucu illetine bulaşıyor. Bu durum canımı acıtıyor; çünkü aynı acıyı ben de yaşadım. Bu insanlara el uzatmak, onları dinlemek zorundayız. İnsanlar sadece seçim zamanı hatırlanmamalı.  İnsan anasız, babasız, çocuksuz, eşsiz yaşar ama vatansız yaşayamaz. Bizim bütün derdimiz memleket.

  • Karaağaç doğumlusunuz. Edirne’nin bu tarihi mahallesi için neler söylemek istersiniz?

Tamer Dindoruk: Karaağaçtaki tarlalarda koşarak, oynayarak büyüdük… Göç almayan, ‘mayası bozulmayan’ Edirne’deki tek yer diyebilirim… Karaağaç’ta en büyük sıkıntı altyapı… Bu sorunu herkes biliyor. Bunun yanında çocukların top oynayabileceği bir futbol sahası bile yok. Bunun yanında spor tesisimiz yok. Çocukları spora yönlendirebileceğimiz, kötü alışkanlıklardan uzak tutabileceğimiz tek bir alan yok.

Karaağaç bir tarım alanıdır. Burada bir kooperatif kurulsa, imalathaneler kurulsa; Karaağaç fasulyesi marka haline getirilse, acı biberimiz marka haline getirilse, sütümüz marka haline getirilse, tesislerde üretilen paketlenip, satılsa. Organik bir şekilde, imalathanelerde bunun üretimi yapılsa çok güzel olur. Bunlar belediyenin önayak olması ile halledilebilir sorunlar. Keza, hayvancılık, seracılık neredeyse bitmiş durumda. Bu konuda da belediye önayak olarak çalışmalar yapmalı…

  • Uzun yıllar futbol oynadınız, spor yaptınız. Bu doğrultuda sormak istiyoruz: Belediye Meclisine seçilirseniz spor faaliyetleri ile ilgili ne gibi projeleriniz var?

Tamer Dindoruk: Öncelikle bir spor masası oluşturmak zorundayız. Gençlerimiz altyapı hizmetinden mahrum. Edirne’de faaliyet gösteren amatör futbol kulüplerine bakıyorum ve şu soruyu soruyorum: Neden Edirneli çocuklar bu alana yönelmiyor? Kaç tane Edirneli bu takımlarda oynuyor? Kendi öz kaynağımızdan yararlanmak zorundayız. Bunun için de bir spor masası kuracak, çocuklarımızın iyi bir sporcu olarak yetişmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağız.

  • Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Tamer Dindoruk: Röportajımız vasıtasıyla yaşadığım bir sıkıntıyı sizlere aktarmak istiyorum. Bunu gazeteniz aracılığıyla yaptığım bir suç duyurusu olarak da kabul edebilirsiniz. 2014-2016 yılları arasında Türkiye Ekonomi Bankası’ndan (TEB) 53 bin lira kullandığım krediyi faiziyle, 101 Bin Lira olarak geri ödememe rağmen hala 55-56 Bin Lira borcum olduğu gözüküyor. Yani ödemeyi yanlış hesaplamaları yüzünden fazla bile yaptım. Banka şubesine durumu belgelerle anlatmama rağmen, kendilerini haklı çıkardılar ve ben de bunun üzerine hukuki süreci başlattım. Edirne Türkiye Ekonomi Bankasında alenen yolsuzluk yapılmakta. İnsanların iyi niyeti suiistimal edilmekte ve insanlar güç duruma düşürülmekte. Kalem oyunlarıyla insanların hakkı çalınıyor. Sizlerden ricam bunları gündeme getirin ve yetkililer üstüne gitsin, benim gibi insanlar daha fazla mağdur edilmesin…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: