Türkiye’mizin geleceğine Edirne’den de katkı vermek zorundayız.

Türkiye’mizin geleceğine Edirne’den de katkı vermek zorundayız. 

Her önemli medeniyet Akdeniz havzasında  kurulmuştur. Mısır, Hitit, Fenike, Asur, Pers, Kartaca, Roma, Osmanlı gibi devletler bulundukları çağları askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel olarak etkilemişlerdir. Türkiye Doğu Akdeniz’de bir bekâ meselesiyle karşı karşıyadır. Türkiye’nin Akdeniz’de hakları gasp edilip  kıyı çizgisine hapsedilmek istenmektedir. Türkiye “Mavi Vatan” söylemiyle  mevcut topraklarımızın  yarısı kadar olan bir bölgeyi ekonomik, siyasi ve stratejik olarak kullanmak istemesi başta ABD olmak üzere özellikle Yunanistan’ın işine gelmemektedir.

Türkiye’nin PKK ve türevlerine geçit vermeyen duruşu, sözde Ermeni soykırımı diye Türkiye karşısında hamlede bulunmak isteyen Fransa gibi ülkelere ders veren tavrı, Kıbrıs konusu ile ilgili taraflara hakların korunmasındaki kararlılığını gösteren çabası, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasındaki başarısı, Rusya ile yakınlaşan ilişkileri yanında Afrika ve Asya ülkeleri ile artan iş birliği, kısaca dış politikada denge politikası yürütmesinin, Atlantik paktını rahatsız ettiği ortadadır.

ABD destekli İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve bazı körfez ülkeleri bize karşı hasmane  tutum içerisinde. ABD tarafından kuşatılıyoruz en son Yunanistan’ın  Dedeağaç bölgesine ABD asker konuşlandırdı ve yeni nesil radar kuruyor. Dolayısıyla ABD’nin  bizi hem güneyden hem de batıdan kuşattığı ortadadır. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hakları gasp edilmek istenirken bizler Edirne’de rahat olamayız. Selanik’te Konsolosluk çalışanlarının araçları yakılırken bizler Edirne’de tepkisiz kalamayız. Emperyalistlerin Türkiye üzerinde operasyon yapmak istemelerini  bizler Edirne’de  görmezden gelemeyiz.

Türkiye ekonomik ve siyasi olarak çökertilmek isteniyor, Doğu Akdeniz deki gaz ve petrol rezervleri  küresel kraliyetçilerin iştahını kabartıyor. Hal böyleyken emellerine ulaşmak için nasıl Irak, Mısır, Libya ve Suriye’yi kan ve gözyaşına boğduysalar şimdi daha fazlasını yapacaklarına dair ciddi emareler görülmektedir. Bizler Edirne’de Ortadoğu ve Akdeniz coğrafyasından belki fiziksel olarak uzak olabiliriz ama tehlikenin uzağında değiliz.  Suriyeliler şanslı idi Türkiye gibi Hümanist, misafirperver ve hamiyetperver bir ülkeye geldiler fakat misafirlik de bir yere kadar. “Bizim gidecek bir yerimiz yok”

Edirne demek, Mersin demek. Edirne demek, Hatay demektir. Türkiye bir bütündür, günlük siyasi çekişmelerin çizgisinde değil siyaset üstü olayları değerlendirerek Türkiye’mizin geleceğine Edirne’den de katkı vermek zorundayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: