Ümit Ciğercioğulları: “Turistlerin Edirne’den kaçtığını görüyoruz. Tüm Edirne halkı, Edirne esnafını kontrol etmeli. Otokontrol dediğimiz kavramı tesis etmekle sorumluyuz.”

Ümit Ciğercioğulları: “Turistlerin Edirne’den kaçtığını görüyoruz. Tüm Edirne halkı, Edirne esnafını kontrol etmeli. Otokontrol dediğimiz kavramı tesis etmekle sorumluyuz.”

  • Kendinizi tanıtır mısınız?

Ümit Ciğercioğulları: 1977 doğumluyum. 1989 yılında mesleğe adım attım, 1991 yılında da çıraklık eğitimine başladım. Çekirdekten yetiştim ve devletimizin vermiş olduğu mobilya ve iç dekorasyon konusunda bütün yeterlilik diplomalarına sahibim. Edirne Teknik Ve Endüstri Meslek Lisesi mezunuyum. Bizim yetiştiğimiz zamanki çıraklık da kalfalık da bugünkü çıraklık ve kalfalıktan oldukça farklı idi. Benim çocukluğumda çıraklık ve kalfalık eğitimi alan nesil daha bilinçli idi. İşinin ne olduğunu, ne yapması gerektiğini bilen oldukça tecrübeli bir nesil vardı. Ben de bu neslin bir parçasıyım. Zor günlerden geçtim. Çıraklık da kalfalık da çalışma şartları açısından zordu. Sebat ederek işimize devam ettik, ediyoruz uzun yıllardır. Askere gidip, geldikten sonra 2000 yılında dükkanımı açtım. 20 yıldır da dükkanımız Edirne Küçük Sanayi Sitesinde ‘tasarım mobilya’ adı altında hizmet vermeye devam ediyor.

  • Mobilya tasarım dendiğinde Edirne’de başta gelen insanlardansınız. Bu başarınızla alakalı ne söylemek istersiniz? Bu başarı nasıl ortaya çıktı?

Ümit Ciğercioğulları: Öncelikle bu işin olmazsa olması tatlı dil, güler yüz. İnsanlarla iletişim konusuna çok önem veriyorum. Bununla birlikte her geçen gün yenilikleri takip ediyor, yeniliklere ayak uydurmaya çalışıyoruz. Mobilya konusunda kendimizi yenilemeye çalışıyoruz. İnternet ortamında her daim yeni ürünler, yeni kombinler görmek mümkün. Biz de bunları takip ederek müşterilerimizin ihtiyaçlarına, estetik ürünler ortaya koyarak cevap vermeye gayret ediyoruz.  İşin sırrı zamana ayak uydurmak. Kendimizi yeniledikçe, müşteri sayımız da müşteri kalitemiz de arttı. Siz kaliteli işler ortaya koyarsanız zaten kaliteli insanların tercihi oluyorsunuz. Ama dediğim gibi, tatlı dil, güler yüz, iletişim oldukça mühim. Müşteri memnun olduğunda biz de akşamları yastığa kafamızı rahat koyuyoruz. İşimizi düzgün yaptıkça yurt dışından da müşteri kazanmaya başladık. Bu bizi oldukça mutlu ediyor.

  • Mobilyacılığın ehli insanlardan birisi olarak, sektörünüzün sıkıntıları nelerdir?

Ümit Ciğercioğulları: Mobilya sektörünün sıkıntıları elbette var. Büyük firmalar bizim işlerimizi sekteye uğratıyor. Alttan yetişen kardeşlerimiz de var elbette. Hesabını, kitabını iyi bilen, malzeme kalitesi ile iş kalitesini birleştiren ve bütün bunlarla beraber müşteriyi memnun edebilenlerin sayısı oldukça az. Dediğim gibi büyük firmaların çıkması işlerimizi baltaladığı gibi alttan yetişenlerin de bu sektöre girmesi elbette kazancımızı düşürdü ama doğru ve kaliteli malzeme kullanıp, yenilikleri takip ederek bu işin üstesinden gelmeye çalışıyoruz.

Bununla beraber çırak bulma konusunda da sıkıntı yaşıyoruz. Çırak bulamıyoruz çünkü insanlar iş beğenmiyor. Türkiye’deki en büyük problemlerden birisi ‘herkesin yüksek tahsil yapması gerekliliği’ gibi bir algının olması. Oysa ki bizim gibi iş sahalarında işini iyi bilen elemanlara çok fazla ihtiyaç var.

Malumunuz enflasyon son zamanlarda oldukça yüksek. Rekor seviyelere çıktı, şimdi indi elbette ama yine de sıkıntı var. Bu durum malzemelere zam gelmesine de neden oluyor. İnsanlar en basit bir malzemenin fiyatını bile dolar-euro kuruna göre belirler olmuş. Bu da masraflarımızı arttırıyor ama bize yansıyan zamları biz müşteriye yansıtamıyoruz ya da yansıtabildiğimiz kadar az yansıtıyoruz. Çünkü bir yandan da müşteri kaybetmemek gibi bir görevim var. Müşteri her zaman en kaliteliyi en ucuza almaya bakar ama kazın ayağı öyle değil. Biz de bu yüzden müşterilerimize fiyat vermekte zorlanıyoruz.

Bakın çok şükür ki Edirne’de yaşıyoruz. Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen misafirlerimiz sayesinde kriz Edirne’yi teğet geçti. AVM’lerden, irili ufaklı esnaflara kadar herkes yabancı misafirlerimizden istifade etti haliyle bizim iş sahamıza da olumlu yansıdı. Size biraz önce de söylediğim gibi Balkanlardan gelen müşterilerimiz de mevcut. Bununla beraber son zamanlarda turistlerin Edirne’den kaçtığını görüyoruz. Bununla ilgili bir tespitimi de sizinle paylaşmak istiyorum.

Kapıkule sınırından geçen esnaf arkadaşlarımızın Edirne’yi es geçerek İstanbul’a, Çorlu’ya gittiğini gözlemliyorum, son zamanlarda. Bunun da en büyük nedeni esnaf arkadaşlarımızın daha çok kazanayım hırsı ile yanlış bir satış politika benimsemesi. Örneğin, dört liralık malı beş liraya satman anlaşılabilir. Ama dört liralık malı yedi hatta sekiz liraya satarsan turist de kaçmaya başlar.  10 liralık otopark ücretini 10 euro olarak tahsil edersen, yandı gülüm keten helva! Edirne ekonomisini ayakta tutan dostlarımızı kaybetmek bize hiçbir şey kazandırmaz.  Tüm Edirne halkı, Edirne esnafını kontrol etmeli. Otokontrol dediğimiz kavramı tesis etmekle sorumluyuz.

Belki buradan hareketle Edirne’de esnaf arkadaşlarımızın bazı yanlışlarını da gündeme getirmek gerekecek. Turist gelsin istiyorsan kaliteli hizmet vereceksin. Kaliteli hizmet de çalıştırdığın elemana değer vermekle olur. Birçok esnaf arkadaşımız yanında çalıştırdığı insanlara ‘iş güvenliği’ imkanı sağlamıyor. Oysaki bu çalışanın temel hakkıdır. Bununla beraber çok eski, yetmişli yıllardan kalma makinelerin birçok iş sektöründe hala kullanıldığını görmek çok üzücü. Esnaf arkadaşlarımız kendini yenilemek zorunda. Mobilyada Türkiye çok gelişti biz de elimizden geleni yapıyoruz ama devlet özellikle küçük esnafa imkanlar sağlamak zorunda. Tabi tüm bu sıkıntılardan Edirne sanayisi de etkileniyor.

Edirne sanayisinde işini çok iyi yapan ustalarımız var. Onlar zaten işlerini iyi yapıyorlar. Ama bununla beraber ‘merdiven altı’ çalışan, işini kalitesiz malzeme ile üstün körü yapan insanlar da mevcut ve bu durum Edirne’deki mobilya sektörünün adını kötüye çıkardığı için hepimizi olumsuz etkiliyor. Sadece bizim iş sahamızda değil, otomotiv sektöründe de benzer sıkıntılar mevcut. Edirne sanayisinde, arabadan anlayan çok az usta var ve dışarıdan gelen insanlara o iyi ustalara denk gelmezse arabaya da yazık oluyor, paraya da yazık oluyor, dışarıdan gelen adama da. Edirne sanayi sitesinin çok kötü reklamını yapmış oluyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: