OĞUZ KURUM EDİRNE TİCARET BORSASI BAŞKANLIĞINA ADAY: “ÜRETEN, BEREKETLİ BORSA”

0
oğuz kurum

Oğuz Kurum, Edirne Ticaret Borsası Başkanlığına adaylığını açıkladı.

İş insanı Oğuz Kurum, Edirne Ticaret Borsası Başkanlığına “Üreten, Bereketli Borsa” söylemiyle adaylığını açıkladı.

OĞUZ KURUM EDİRNE TİCARET BORSASI BAŞKANLIĞINA ADAY: “ÜRETEN, BEREKETLİ BORSA”

  • Edirneli iş insanı Oğuz Kurum, 12 Ekim 2026 tarihinde yapılacak Edirne Ticaret Borsası seçimleri öncesinde başkanlığa aday olduğunu açıkladı. Kurum, “Üreten, Bereketli Borsa” söylemiyle çıktığı yolda ortak akıl, görüş alışverişi, üretim, dayanışma ve katılımcı yönetimi öne çıkaracağını belirtti.

Kurum’un adaylık açıklaması yalnızca Ticaret Borsası’nın gelecek dönem yönetimine ilişkin bir açıklama olmanın ötesinde, Edirne’nin üretim gücü, tarımı, ticareti ve gelecekte nasıl bir ekonomik yapıya kavuşması gerektiği konusundaki düşüncelerini de yeniden gündeme taşıdı.

Daha önce Sınır Ötesi Gazetesi’ne Edirne’nin geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Kurum’un o gün dile getirdiği düşünceler ile bugünkü adaylık açıklamasında öne çıkardığı üretim, ortak akıl ve kent ekonomisi vurguları arasında belirgin bir süreklilik bulunuyor.

“MAKAMA DEĞİL, SORUMLULUĞA TALİBİM”

Edirne Ticaret Borsası Başkanlığına adaylığını duyuran Oğuz Kurum, adaylığını bir makam arayışı olarak görmediğini belirterek şu ifadeyi kullandı:

“Bugün karşınıza bir makam talebiyle değil, bir sorumluluğa talip olarak çıkıyorum.”

Kurum, dijitalleşme, küresel yarış ve iklim değişikliğinin tarımı ve üretim biçimlerini hızla değiştirdiğini belirterek, Edirne Ticaret Borsası’nın da değişen koşullara uygun biçimde daha güçlü, üretken ve etkili bir yapıya kavuşması gerektiğini ifade etti.

Kurum’a göre bunun yolu, üyelerin sesini dinleyen, sorunları yerinde belirleyen, çözümü ortak akılla arayan ve karar süreçlerine üyeleri katan bir yönetim anlayışından geçiyor.

“BORSANIN ASIL GÜCÜ ÜYELERİDİR”

Kurum, adaylık sürecini yalnızca bir seçim yarışı olarak görmediğini belirterek, Edirne Ticaret Borsası’nın gerçek gücünün makamlar ya da binalar değil, üretim yapan, ticaret hayatının içinde bulunan üyeler olduğunu söyledi.

Dayanışmanın ve birlikte hareket etme yeteneğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Kurum, hedeflerini üyelerin ticaretini kolaylaştırmak, üreticinin ve sektörün sorunlarına çözüm bulmak, tarımın geleceğine katkı sunmak ve Edirne ekonomisinin üretim gücünü artırmak olarak sıraladı.

Kurum’un bu yaklaşımı, geçmiş yıllarda Edirne üzerine yaptığı değerlendirmelerde savunduğu “kendi gücünü bilen şehir” düşüncesiyle de örtüşüyor.

EDİRNE’NİN DEĞERLERİ VAR, ANCAK YETERİNCE TANITAMIYORUZ

Oğuz Kurum, Sınır Ötesi Gazetesi’ne daha önce verdiği söyleşide Edirne’nin tava ciğerinden peynirine, badem ezmesinden Kavala kurabiyesine, mis sabunundan aynalı süpürgesine kadar birçok özgün değere sahip olduğunu ancak bu değerlerin yeterince tanıtılamadığını dile getirmişti.

Kurum, Edirne’nin tarih, kültür ve üretim gücü bakımından Türkiye’nin özel kentlerinden biri olduğunu belirterek sorunun çözümüne önce kentin kendi eksiklerini görerek başlanması gerektiğini savunmuştu.

Kars, Erzurum, İstanbul ve Bursa gibi kentlerin tarihsel kimlikleriyle öne çıktığını anımsatan Kurum, Edirne’nin de Osmanlı’ya başkentlik yapmış, Fatih Sultan Mehmet’in doğduğu, Mimar Sinan’ın Selimiye ile damgasını vurduğu ve Balkan Savaşları’nda büyük bir savunma destanının yazıldığı kent olduğuna dikkat çekmişti.

Kurum’un bakışında Edirne yalnızca sınırda bulunan bir kent değil; tarih, üretim, tarım, kültür ve Türk milletinin Balkanlar’daki tarihsel birikimini bir arada taşıyan önemli bir merkez olarak öne çıkıyor.

“EDİRNE KENDİ GÜCÜNÜ ORTAYA ÇIKARMALI”

Kurum, geçmişte yaptığı değerlendirmelerde Edirne’nin yalnızca günü kurtaran bir ekonomik anlayışla değil, uzun dönemli bir kalkınma tasarımıyla hareket etmesi gerektiğini savunmuştu.

Kentin ekonomik yaşamında Bulgaristan’dan gelen ziyaretçilerin önemli bir payı bulunduğunu belirten Kurum, bunun değerli olmakla birlikte Edirne ekonomisinin yalnızca sınır ticaretine bağlı kalmaması gerektiğine dikkat çekmişti.

Kurum’un üzerinde durduğu ana düşünce, Edirne’nin kendi üreticisi, çiftçisi, sanayicisi, esnafı ve girişimcisiyle kendi ekonomik gücünü büyütmesi.

Bu yaklaşım, Türk milliyetçiliğinin ekonomik alandaki temel düşüncelerinden biri olan üretim gücü, yerli girişim, toprağın korunması ve kendi kaynaklarına dayanarak kalkınma anlayışıyla da kesişiyor.

Toprağı işleyen çiftçinin, üretim yapan sanayicinin ve ticareti sürdüren esnafın güçlü olmadığı bir kent ekonomisinin kalıcı biçimde büyüyemeyeceği gerçeği, Edirne için de önemini koruyor.

TARIM EDİRNE’NİN ANA GÜÇLERİNDEN BİRİ

Edirne, Türkiye’nin önemli tarım kentlerinden biri. Bu nedenle Ticaret Borsası’nın sorumluluk alanı yalnızca ürünlerin alınıp satıldığı bir pazar düzeninden ibaret değil.

Çiftçinin ürettiği ürünün değerinin korunması, tarımsal piyasanın sağlıklı işlemesi, depolama olanaklarının geliştirilmesi, yeni teknolojilerin üreticiyle buluşturulması, iklim değişikliğine karşı yeni üretim yöntemlerinin izlenmesi ve üreticinin pazardaki gücünün artırılması gelecek dönemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Kurum da adaylık açıklamasında iklim değişikliğine özellikle dikkat çekerek, tarımın geleceği ve üretim biçimlerinin yeniden şekillendiğini ifade etti.

Bu açıdan bakıldığında 12 Ekim’de yapılacak seçim, yalnızca Edirne Ticaret Borsası’nın yeni yönetiminin belirlenmesi açısından değil, Edirne tarımının önümüzdeki yıllarda nasıl bir yol izleyeceğinin tartışılması bakımından da önem taşıyor.

SANAYİ VE YATIRIM VURGUSU

Oğuz Kurum’un geçmişten beri üzerinde durduğu konulardan biri de Edirne’nin sanayi yatırımlarından daha fazla pay alması.

Kurum, özellikle Süloğlu bölgesindeki organize sanayi yapılanmasının büyümesi ve yeni yatırımların Edirne’ye kazandırılması gerektiğini savunuyor.

Bununla birlikte Edirne’nin gelişim modelinin yalnızca ağır sanayiye dayalı olup olmayacağı, tarım alanlarının ve çevrenin nasıl korunacağı, tarıma dayalı sanayinin ne ölçüde büyütüleceği gibi konular önümüzdeki dönemde kent kamuoyunun ayrıntılı biçimde tartışması gereken başlıklar arasında bulunuyor.

Edirne için önemli olan, yatırım ile tarımsal varlığı karşı karşıya getirmeden; üretim, çevre, tarım ve sanayiyi dengeli biçimde geliştirecek bir yol bulabilmek.

EDİRNE MARKALAŞMAK ZORUNDA

Kurum’un yıllardır dile getirdiği bir diğer sorun ise Edirne’nin sahip olduğu ürün ve değerlerin güçlü bir kent markasına dönüştürülememesi.

Tava ciğeri, Edirne peyniri, badem ezmesi, Kavala kurabiyesi, mis sabunu, aynalı süpürge ve Edirnekâri gibi kentin adıyla özdeşleşmiş ürünlerin yalnızca yerel ölçekte değil, Türkiye’de ve yurt dışında daha güçlü biçimde tanıtılması gerektiği görüşü öne çıkıyor.

Buradaki temel konu yalnızca tanıtım değil.

Yerel ürünlerin standartlarının korunması, üreticinin desteklenmesi, coğrafi işaretlerin ekonomik değere dönüştürülmesi, markalaşma, dış satım ve tarımsal ürünlerin işlenerek katma değerinin artırılması Edirne ekonomisinin önündeki önemli olanaklar arasında bulunuyor.

“GEÇMİŞİN BİRİKİMİNİ GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ”

Oğuz Kurum, yeni dönem için geçmişte yapılanları tümüyle yok sayan bir yönetim anlayışını benimsemediğini de vurguladı.

Kurum, “Sıfırdan bir hikâye yazmıyoruz” düşüncesinden hareketle, geçmiş dönemlerde edinilen deneyimin korunması ve günün gereksinimleriyle birleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bu yaklaşım, kurumlarda sürekliliğin korunması açısından önem taşıyor.

Yönetimler değişebilir ancak bir kentin ekonomik kurumlarında edinilen deneyimin, kurumsal belleğin ve başarılı çalışmaların korunarak geliştirilmesi sürdürülebilirlik açısından temel gerekliliklerden biri.

“ÜRETEN, BEREKETLİ BORSA”

Kurum, Edirne Ticaret Borsası Başkanlığı adaylığının ana düşüncesini üç sözcükle açıkladı:

“Üreten, Bereketli Borsa.”

Bu söylemin seçim sonrasında uygulamada nasıl karşılık bulacağı ise hazırlanacak projeler, yönetim kadrosu ve üyelerle kurulacak ilişki biçimiyle ortaya çıkacak.

Edirne Ticaret Borsası üyeleri 12 Ekim’de sandık başına giderken yalnızca adayları değil; tarım, üretim, ticaret, depolama, dijitalleşme, dış pazarlar ve Edirne’nin ekonomik geleceğine ilişkin ortaya konulacak tasarıları da değerlendirecek.

EDİRNE’NİN İHTİYACI: ÜRETEN VE KENDİ DEĞERİNE SAHİP ÇIKAN BİR ŞEHİR

Edirne, tarih boyunca yalnızca bir sınır şehri olmadı.

Osmanlı’ya başkentlik yaptı, Balkanlara açılan kapı oldu, tarımıyla Türkiye’nin üretim merkezlerinden biri haline geldi ve Türk tarihinin en önemli kentlerinden biri olarak bugüne ulaştı.

Bugün yapılması gereken; geçmişin görkemini yalnızca anlatmak değil, bu tarihsel birikimi üretime, bilime, tarıma, sanayiye, turizme ve ticarete dönüştürebilmektir.

Bir kenti güçlü kılan yalnızca geçmişi değildir. O geçmişten aldığı gücü geleceğe taşıyabilme becerisidir.

Edirne’nin toprağı var.

Üreticisi var.

Çiftçisi var.

Girişimcisi var.

Tarihi var.

Kültürü var.

Balkanlara açılan kapısı var.

Asıl sorun, bütün bu gücü ortak bir kent ülküsü çevresinde bir araya getirebilmektir.

Edirne Ticaret Borsası’nın 12 Ekim’de yapılacak seçimleri de bu nedenle yalnızca bir başkanlık yarışı olarak değil, kentin üretim ve tarım geleceği üzerine yapılacak bir tercih süreci olarak önem taşıyor.

Oğuz Kurum ise adaylığını şu sözlerle özetliyor:

“Birlikte düşünürsek daha doğru kararlar alır, birlikte üretirsek daha güçlü sonuçlar elde ederiz.”

Seçimin sonucunu Edirne Ticaret Borsası üyelerinin vereceği karar belirleyecek.

About Author

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir