Sosyolog Kadir Terzi: “Edirne zaten bir markadır. Kimliği olan bir şehri kimliksizleştirmeyelim!..”

Sosyolog Kadir Terzi: “Edirne zaten bir markadır. Kimliği olan bir şehri kimliksizleştirmeyelim!..”

Kendinizi tanıtır mısınız?”

Sosyolog Kadir Terzi: Adım Kadir Terzi 1976 doğumluyum. Tarih ve Sosyal bilimciyim, tarih konusunda yaptığım çalışma ve araştırmalar var. Özel tarih ve mimari restorasyon dersleri vermekteyim. Çok sayıda yayınlanmış araştırmalarım,makalelerim, konferanslarım var. Uzmanı olduğum konularda konferans ve söyleşilere katılıyorum. Balkanlar başta olmak üzere Ermeni meselesi ve genel Türk tarihi ile ilgili çalışmalar gerçekleştirdim. Balkanlarda Sosyal Kültürel Sentez,Sosyal Konum Paranoyası  ve roman çalışmam olan Gökoba imparatorluğu konularını içeren kitap hazırlıklarım devam ediyor. İnşallah yakında yayınlanacak. Öğrencilerim ile  birlikte hazırlamaya çalıştığımız  Neolitik çağdan bugüne Edirne isimli bir çalışmamız da devam ediyor.

► Edirne bir tarih, kültür ve turizm şehri. Bu açıdan değerlendirdiğiniz zaman Edirne’nin ne gibi eksikleri var? Değerlendirmenizi rica ediyoruz.

Sosyolog Kadir Terzi: Edirne aslında kimlikli bir şehirdir. Dünya’da kimlikli şehir çok azdır. Edirne dünya tarihine yön vermiş, meydan savaşların yaşandığı bir kenttir. 

Sosyolog Kadir Terzi: Edirne aslında kimlikli bir şehirdir. Dünya’da kimlikli şehir çok azdır. Edirne dünya tarihine yön vermiş, meydan savaşların yaşandığı bir kenttir.
Edirne deyince insanın aklına dünya tarihi gelmeli Traklar’dan Roma’ya Hadrianus’tan Fatih Sultan Mehmet’e, Atilla’dan Han Krum’a, Yıldırım Beyazıt’tan Avcı Mehmet’e, Enver Paşa’dan Mustafa Kemal Atatürk’e ve niceleri gelmeli. Edirne demek medeniyet demektir. Edirne demek yüksek kültür demektir. Edirne ve çevresinde 33 tane büyük meydan savaşı yaşandı, bunun 16 tanesi dünya harp tarihinde yerini aldı. Dünya tarihi yazılırken, Roma’yı, Osmanlı’yı, Bizans’ı, Hunları çıkartabilirmisiniz? Bunun öncesinde, tarih öncesi devirlerde Trakları çıkartabilir misiniz? Traklar’ın üç krallığına başkentlik yapmış bir şehir Edirne. Edirne sadece Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir şehir değildir. Edirne bir geçiş noktasındadır. Edirne hakikaten bir kapıdır. Bütün bu özelliklerinden dolayı da kimlikli bir şehirdir. Edirne bir medeniyet tasavvurunun aslında tam ortasındadır. Edirne denilince bir çırpıda 8 bin yıllık tarihsel bir resim çizersiniz. Ama bu gün Edirne ile alakalı 20-30 senelik bir vizyon bile çizemiyoruz! Bilge Kağan’ın da deyimi ile Edirne,‘titreyerek kendine dönmek‘ zorunda. Var olanı rasyonel bir şekilde kullanmak gerekiyor. Var olan nedir? Tarihsel birikim, kimlik ve eserlerdir. 1700’lü yıllarda Edirne, Avrupa’nın üçüncü büyük şehridir. 1900’lü yılların ilk yarısına baktığımızda şehir merkezinde nüfus 30.000’lere kadar düşmüştür.Balkan savaşları,  Birinci dünya savaşı ve Yunan işgali Edirne’yi birçok yönden olumsuz etkilemiştir Edirne’nin demografik yapısı değişmiştir. Edirne bir göçmen kentidir. Ben Edirneliyim diyen,kendini bu kente ait hisseden; bu kentin ekonomisine, kültürüne, sosyal hayatına  sahip çıkan herkes Edirnelidir. Edirne’nin markaya ihtiyacı yoktur. Edirne’nin zaten geçmişten gelen birikimi vardır. Edirne zaten markadır, bir başkenttir. Edirne eşittir ciğer ya da Edirne eşittir Selimiye Cami demek yanlıştır, bu şehrin mirasına hakaret olur. Kaleiçi’ni kazdığınızda sekiz metre aşağıda bile şehir kalıntısı bulursunuz.Resmen şehir yıkılmış, tekrar tekrar şehir yapılmıştır. Şehir, şehir üstüne kurulmuştur. Edirne, dünyada metrekare başına en çok tarihi eser düşen Floransa’dan sora ikinci şehirdir. Peki, bu Floransa’da medeniyet nasıl inşa edildi diye sorduğumuzda karşımıza şu cevap çıkar: İstanbul’un fethi ile İstanbul’dan kaçan sanatçılar, Avrupa’da, İtalya merkezli Rönesans hareketlerini başlatmıştır ve unutmayalım ki, İstanbul’un fethi de başkent Edirne’den başlar. Fatih Sultan Mehmet Edirne’de doğdu. Edirne’de eğitim aldı ve Edirne’den yola çıkarak İstanbul’u fethetti. Bunları ön plana çıkarmak zorundayız, mecburuz.

Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde bile Edirne büyük bir şehirdir. Mesela İkinci Meşrutiyetin ilanı ile birlikte daha çok tarih sahnesine çıkan Talat Paşa,Edirnelidir, bizim hemşehrimizdir. Son dönem Osmanlı siyasetine yön vermiştir, Başbakanlık, İç İşleri Bakanlığı yapmıştır. Ermeniler tarafından 1921 yılında katledilmiştir. Edirne’mizin tarihi değeri olan Talat Paşa’yı yalnızca bir cadde adı olarak görmek bizim eksikliğimizdir.

Biz Edirneli olarak Şeyh Bedreddin, Talat Paşa, Enver Paşa gibi değerlerimizi hayırla yad etmek zorundayız. Edirne sadece tava ciğer ve Selimiye Cami ile hatırlanmamalı.

Edirne’de Şeyh Bedreddin ile ilgili büyük tartışmalar da oldu. Evvela şunu unutmayalım,Şeyh Bedreddin, fetret döneminde; Çelebi Musa döneminde Kazasker’dir. Yani,adalet bakanıdır. Eski Cami’nin banilerinden Musa Çelebi döneminde, Şeyh Bedreddin çok önemli görevler aldı ve kendisinin yazdığı birçok eseri vardır. Kendisine atfedilen siyasi yönü bir kenara bırakılarak, ön plana çıkartılması gerektiğini düşünüyorum. Hatta biraz marjinal bir şey daha  söyleyeyim  Şeyh Bedreddin’in sadece heykeli dikmek değil, Türbesinin yapılması gerek. Keza Talat Paşa için bir anıt mezar neden yapılmıyor? Olumsuzlukları bir kenara bırakıp, bu kişileri Edirne’nin bir değeri olarak görmek gerekir. Bizimle hiç alakası olmayan Bahaî’ler bile Edirne ile anılıyor fakat bu şehrin gerçek değerleri yok sayılıyor.

Biz Edirneli olarak Şeyh Bedreddin, Talat Paşa, Enver Paşa gibi değerlerimizi hayırla yad etmek zorundayız. Edirne sadece tava ciğer ve Selimiye Cami ile hatırlanmamalı. Edirne’nin gerçek kimliğini, gerçek marka değerlerini ön plana çıkartmak zorundayız.  

► Edirne’yi yaşamsal olarak nasıl değerlendirebiliriz?

Sosyolog Kadir Terzi: Edirne’nin belediyecilik açısından büyük eksikleri var. Çünkü düşünce açısından sıkıntılar var, eksikler var. Edirne’nin idrakinde olmazsanız,Edirne’nin ne olduğunu anlamazsanız, belediyecilik hizmetlerini de hakkıyla yapamaz.Çeşmelerimizin hiçbirinden içilebilir su akmıyor, doğru düzgün yolumuz yok,şehrin doğru dürüst bir meydanı yok. Ama bana göre şehrin en büyük eksikliği,şehrin kültürel kimliği! Kent için yapılacak ilk çalışma da bu olmalı. Şehrin kültürel kimliği ön plana çıkartılmalı. Edirne dendiğinde ilk bando-ciğer festivali mi akla gelmeli!? İnanın hicap duyuyorum. Biz neden Edirne Bienali yapmıyoruz. Bienalde, Edirne’nin müzik,edebiyat, sanat, kültürel açıdan da  tanıtımı yapılabilir. İki yılda bir yapılacak bu organizasyon, Balkanların en büyük  organizasyonu olur ve Edirne cazibe merkezi haline getirir. Kırpınar Güreş ve Şenlikleri panayır olmaktan çıkarılmalı, güreş festivaline dönüştürülmeli. Bakın Asakiri Mensure i Muhammediye ordusunun iki kışlasından biri Edirne’de. Sultan İkinci Mahmut döneminde kurulan bu ordunun merkezi bugün Kapalı cezaevi olarak kullanılan yerdir. Diğeri de Rami kışlasıdır. Bakın iki yerde var. Bana göre, cezaevi oradan kaldırılmalı ve oraya sadece özellikle tarih, hukuk, güzel sanatlar, mimarlık,arkeoloji ve sağlık bilimleri gibi prestijli bölümlerden oluşan “Edirne Üniversitesi” kurulmalı. Edirne ciğercisi Bahri Bey kadar bu şehir için emek harcayan insan yok. O kadar İş adamı,edebiyatçı, tarihçi, öğretim üyesi, siyasetçi  var fakat neden taşın altına ellerini sokmazlar!? Edirne demek sadece Beyazıt Külliyesi, Selimiye Cami ya da ciğer demek değildir. Beyazıt Külliyesine turist geliyor. Onun bıraktığı beş lira ile Edirne’ye turist geldi diye hava atılmasını anlamıyorum. Tamam, tabii gelecek ama siz önce Edirne ruhunu anlatacak, Beyazıt Külliyesinin nasıl bir şifahane olduğunu belletecek ve bunu yaşayacaksınız. Bütün değerleriniz ile bir arada, yapılacak projeler ile Edirne’yi kalkındıracaksınız. Yoksa birkaç tarihi yer ile Bahri Bey gibi bedel ödeyen adamlar ile bu iş olmaz. Top yekun mücadele şart. Kimliği olan bir şehri kimliksizleştirmeyelim. 

Edirne’mizin bir güzelliği de şehri kucaklayan nehirleri. Nehirlerin etrafına birçok şey yapılarak, Edirne daha da güzel hale getirilebilir  özellikle rekreasyonsahaları  ve yaz mevsiminde nehirde kano  ve gondol gezileri yapılabilir fakat kontrolsüz su akışı söz konusu. Bulgaristan’da ki barajlarının bunda etkisi var bu konu dikkate alınarak çalışma yapılması gerekir.

Kent ormanı da büyük bir sorun. Düzenlenmesi, temizlenmesi gerekiyor. Bunun yanında semt ormanları da yapmak gerekiyor. Seksenli yıllarda Edirne’de, yaklaşık yirmi mahalle  ve yetmiş bin nüfus vardı. Şu an 24 mahalle ve yüz altmış bin nüfus var. Yeni mahallelerde planlamalar doğru yapılmamış. Buralara semt ormanları yapmak gerekiyor. Kent ormanı var, semt ormanı neden olmasın? Semt dendiğinde de birkaç mahalleyi içine alarak yapılmasını kast ediyorum. Yüz dekarlık bir alan ile bir semt ormanı her yerde tesis edilebilir. Şu an şehir güneye doğru genişliyor, kuzeye doğru hiçbir şey yok. Mesela kapalı cezaevi bölgesine bir semt ormanı yapılsa, bana göre muazzam olur. Orada her açıdan muazzam bir potansiyel var Tarihimiz orada yatıyor. Edirne’nin dört tarafını ormanlarla kuşatmak zor bir iş değil.

Otopark sorunumuz da herkesin malumu. Belediyenin ücretli işlettirdiği parklar var. Bu mantaliteden derhal  vazgeçip, yeni park alanları yaratılmalı. Mesela Kervansaray arkasında belediyenin yeri var. Orada iki katlı ya da tek katlı demirden bir otopark yapmak çok mümkün. Keza park alanlarına seyyar tuvalet yapılarak tuvalet sorunu da çözülebilir. Atatürk heykelinin arkasına, Edirne meydanının ortasına seyyar tuvalet koymak şehre hakarettir, vizyonsuzluktur. Bunun yerine park alanlarına seyyar tuvalet koyulmak suretiyle sorunlar çözülebilir. 

Yeri gelmişken Edirne Meydanı neresi olmalıdır? Sorusunu da sormak zorundayız bana göre. Atatürk heykelini bedestenin kuzey kapısına doğru alıp, o alanı da olduğu gibi meydan yapmalıyız. Edirne valiliğinin orada olması uygun mu? Tümen binası valilik yapılsa bana göre daha iyi olur zaten 1950 li yıllarda bir dönem valilik olarak kullanılmış. Valilik buraya geçince, belediye de valiliğin olduğu yere taşınabilir. Orası da belediye ve kurumları için uygun bana göre.Şimdiki belediye binası da  Edirne kent müzesi yapılması uygun olur zira Hafız Ağa konağı konum ve fiziksel olarak kent müzesine uygun değil. Hafız Ağa konağı İttahat ve Terakki müzesi yapılabilir. Özgün anlamda Türkiye de tek olur.

Selimiye’nin önündeki rezalet de giderilmek zorunda. Yemiş Kapanı Hanının içerisinde yüz küsur dükkan mevcut. Bu tarihi zenginliği ortaya çıkarmak gerekiyor. Birileri Yemiş kapanı hanının yapılmasını istemiyor. Deniyor ki ticari hayata olumsuz etkileri olur. Alışveriş merkezleri etkilemedi mi diye sormak gerek. Küçük düşünmemek lazım. Bunun yanında Eski Cami’nin altında, bugünkü Antik Park’ın olduğu yerde iki kapılı bir han da var. Orası da kesinlikle, aslına uygun olarak yapılmalı. Edirne bir kubbeler şehri, bu iki eserin ortaya çıkarılmasıyla kubbe armonisi daha güzel ortaya çıkacaktır.

Trafik sorununu çözmek için Kıyık’a çıkan yol tek yön yapılmalı. Eski Sigorta Hastanesi ve Migros kavşağının olduğu yerlere  battı çıktılar yapmak bu kadar zor mu? Aslında şehir merkezinde otopark sorununu çözerseniz zaten trafik sorunu da bir anlamda çözülmüş olur. 

Bir sosyal bilimci olarak Edirne halkını ele aldığınızda ne gibi çıkarımlarda bulunabilirsiniz? 

Sosyolog Kadir Terzi: Şehrimizin insanları güzel insanlar. Memleketin çok yerini gezdim, insanımız hakikaten güzel. Ama bir olumsuz özelliğimiz var. Örnekle ifade edeyim, Kayseri’de beş kişi bir araya gelip fabrika kurabilir sonra da holdingleşebilir. Küçük gruplar bir araya gelip, çalışabilir, bu kültüre sahiptirler. Ama Edirne’de böyle bir kriter yok, birlikte olma duygumuz zayıf.Tabi bu Edirne halkının tamamının bir yerlerden göçmen olarak gelmesinden kaynaklanıyor. Zaman içinde Balkanların birçok yerinden göç ederek gelmişiz.Herkes tek başına gelmiş, tek başına ailesini kurmuş. Dolayısı ile daha müstakil bir hayat tarzı benimsenmiş. 

► Türk Milliyetçiliğini tanımlar mısınız?

Sosyolog Kadir Terzi: Biz Türkler çağımızın medeniyetin akıl ve bilimiyle donanmış halde insanlığa önderlik yapmak zorundayız. Türk milliyetçiliği, kavmiyetçilik değildir. İnsan kendisini Türk hissediyorsa Türk’tür. Benim en önemli gördüğüm nokta burası. Başka bir tarifle Türk milliyetçiliği, Türkçe etrafında birleşmek demektir. Metehan’ın cihan hakimiyeti mefkuresini hayata geçirecek olan biziz. Dünyaya adalet dağıtıp, bir nizam vermek amacıyla Türk Milliyetçiliğini tesis etmek durumundayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: