Atakan Akgül:” Edirne’nin küresel ısınmaya karşı çok fazla fidan dikerek bu işe önayak olması gerektiğini düşünüyorum.”

Atakan Akgül:” Edirne’nin küresel ısınmaya karşı çok fazla fidan dikerek bu işe önayak olması gerektiğini düşünüyorum.”

  • Kendinizi tanıtır mısınız?

Atakan Akgül: Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunuyum. Yaklaşık 7 yıldır inşaat sektöründe çalışıyorum. 2,5 yıl önce eşim Oya Hanım ile birlikte kendi şirketlerimizi kurduk Atakan Akgül İnşaat ve Akgül İnşaat isimli şirketlerimiz bünyesinde sektöre hizmet ediyoruz. Geçmiş yıllarda bir bankacılık deneyimimiz de oldu. 4-5 yıl finans sektöründe çalıştım. Bankacılık sektöründen, inşaat sektörüne çok sert bir geçiş yaptım.

Temelden, çatıya bütün inşaat malzemelerini müşterilerimize iyi ve hızlı bir biçimde tedarik etmeye çalışıyoruz. 15-20 gün evvel yeni yerimize taşındık ve inşaat malzemelerimizin satışını toptan bir biçimde gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda yeni yerimizde son tüketiciye de hizmet vermeye çalışıyoruz.

İşimizi sıkı bir biçimde takip ederek; şantiyeleri ziyaret ediyor, müşterilerle tek tek görüşerek bizzat teklifimizi sunuyoruz. Beton hizmeti de verdiğimiz için müşterilerle sık sık görüşüyor ve ayda üç kere müşterilerle görüşüyoruz.

  • Edirne’deki inşaat sektörünü değerlendirmenizi rica ediyoruz.

Atakan Akgül: Edirne’de inşaat sektörü virajlı bir yol gibi. Bazen çok yavaş, bazen çok hızlı… Edirne’yi diğer bölgelerden ayıran en büyük özellik; finans anlamında sıkıntı yaşamazsınız. Ödemelerinizi gününde alırsınız. Bu işin iyi tarafı; fakat altyapı sistemi bozuk ve çarpık kentleşme söz konusu. İşin handikabı da budur diyebilirim. Burada inşaat sektörü parlak ama çarpık kentleşme var. Özellikle hızlı tren yapıldıktan sonra buradaki nüfusun artacağını düşünüyorum. Nüfus arttıkça daha fazla inşaat yapılacak. Ama bu durum biraz da Edirne’nin siluetini bozacak.

Edirne’nin her köyünde yazlık villa tarzında yeni yapılar ortaya çıkıyor. İnsanlar hafta sonu, kafa dinlemek için buraya gelmeye başladılar. Yapılan bu yatırımlar, Edirne’ye talebin artması inşaat sektörünün de büyüyeceğinin en büyük göstergesi. Nüfus artışı çok olmasa da insanlar buraya daha fazla rağbet etmeye başlayacaktır.

Edirne modern bir şehir… Edirne’ye dışarıdan gelen insanlar da zamanla Edirne’nin toplumsal yapısına ayak uyduruyorlar. Kendi öz kültürlerini geçmişte bırakıp, buranın kültürüne ayak uyduruyorlar. Edirnelilerin de dışarıdan gelen insanlara ayrımcılık yapmadan, kucak açması bence bu hususta çok önemli. Edirne’de; sanayi şehirlerinde olduğu gibi dışarıdan gelenlere bir duvar örülmemesi de şehrin gelişmesine olumlu katkı veriyor.

  • Nasıl bir Edirne hayaliniz var?

Atakan Akgül: Bir kere Edirne’nin daha yeşil ve mutlu bir kent olması gerekiyor. Dünyanın bir gerçeği küresel ısınma. Edirne’nin küresel ısınmaya karşı çok fazla fidan dikerek bu işe önayak olması gerektiğini düşünüyorum. Edirne’de daha fazla ticaret yapılması gerekiyor. Burası sınır şehri ve sınır ticaretine önem vermeliyiz. Yatırımlar yaparak, dışarıdan kaynak sağlayarak Edirnelilere istihdam sağlamalıyız. Böylece insanların mutlu olduğu bir kent yaratabiliriz. Daha fazla ticaret, daha fazla yeşil Edirne’nin sloganı olmalı diye düşünüyorum. Edirne an itibariyle göç alıyor. Edirne’nin yerlileri şehir dışına giderken, buraya göç edenler de inşaat sektöründe çalışıyorlar. Bu göç alışverişine engel olmak durumundayız.

Edirne bir serhat şehri olarak; turizmin ve tarihin merkezi… Burada da bana göre Meriç ve Tunca nehirlerini ön plana çıkartmak zorundayız. ‘Üç Nehir Bir Şehir’ projesinin de çok faydalı olacağını düşünüyorum. Bakın sportif faaliyetleri başlattık; kano yarışları başladı ama nehirlerimizden daha fazla istifade etmek durumundayız. Bu noktada da valiliğimize teşekkür ediyorum.

Avrupa Birliği’nin nehirlerdeki selleri ve kuraklığı engellemeyle ilgili su yönetim sistematiği vardır. Bir taraftan Avrupa Birliğinin su yönetim sistemi, diğer taraftan dost ve kardeş ülke olan Bulgaristan’la kendi aramızdaki ikili diyaloglar yönüyle mümkün mertebe sellerin ve kuraklığın Edirne’mizi en az etkileyecek şekildeki projeler üzerinde çalışmalara devam ediliyor. Bu konuda Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonunun da desteği alınıyor. Bildiğiniz gibi bu proje Dünya’daki en büyük 180 metrelik lastik savaklı baraj projesi. 5 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacak bir proje. Aynı zamanda nehrin kenarındaki sosyal donatı alanlarıyla, bisiklet yollarıyla, konser alanlarıyla ve nehir içerisindeki kano ve diğer aktivite alanlarıyla Türkiye’de ki örnek projelerden bir tanesi olacak.

Hem sürdürülebilir enerji. hem su yönetimi, hem de nehirler üzerine ayrı ayrı uygulanacak projelerin bitirilmesi ile bir bütün olacak Üç Nehir, Bir Şehir projesi gerçekten dahiyane bir fikir. Bu sayede nehrin hem yarattığı sonuçlar bakımından verdiği zararları hem de aslında zorluklarla mücadele ederek bir taraftan da onu bir fırsata çevirmiş olması gerçekten çok etkileyici.

Edirne, Avrupa ülkelerine açılan en önemli sınır kapılarına sahip bir il. Edirne Türkiye’nin diğer Avrupa ülkelerine açılan batıdaki en önemli kapılarına sahip. Edirne gerek sınır yönetimi gerek göç ile mücadele gerek sınır aşan suların yönetimi konusunda ve gerekse komşu ülkelerle yakın ilişkiler açısından çok önemli bir ilimiz. Bunun avantajlarından mutlaka en iyi şekilde yararlanmamız lazım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: