Ozan Yıldız: “Edirne aslında kimlikli bir şehirdir. Dünya’da kimlikli şehir çok azdır.“

Ozan Yıldız: “Edirne aslında kimlikli bir şehirdir. Dünya’da kimlikli şehir çok azdır.“

  • Sizi tanıyabilirmiyiz?

Ozan Yıldız: 1993 Edirne doğumluyum. Babamın ismi Ömer Yıldız, Kars doğumlu ama 30 yıldır Edirne’de ticaret ile uğraşıyor. Liseye kadar öğrenimimi Edirne’de tamamladım. Üniversiteyi 4 yıl önce İstanbul Maltepe Üniversitesi’nde bitirdim. 2019 yılında evlendim. Eşim mimar. Eşimle birlikte hem yüksek lisans yapıyor hem de birlikte kurduğumuz mimarlık ofisinde çalışıyoruz ve inşaat sektöründe faaliyet gösteriyoruz.

Hayalimizde ki Proje olarak kurduğumuz “Zan Vadi Konut Kooperatifi” ile başladığımız inşaatla Edirne’ye yeni bir sosyal imkân ve mahalle kültürü vaat ediyoruz. İçerisinde her imkânın olduğu, sosyal faaliyet alanlarının olduğu bir yaşam alanı üretiyoruz. Amacımız insanların site içerisindeki ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir yaşam alanı yaratmak ve burayı bir mahalle kültürü ile donatmak. Projenin koordinatörlüğünü eşimle birlikte ve aynı zamanda kuzenim olan Edirne’de Doğa Yapı Marketin sahibi ve kooperatifin yönetim kurulu üyesi Yakup Şimşek ile birlikte yürütüyoruz. 108 dairelik bu projenin Edirne’ye yeni bir soluk getireceğine inanıyoruz.

Hedefimiz ileride Edirne’nin en büyük toplu konut projesini gerçekleştirmek. 108 daire ile başladık ilerleyen dönemlerde bunu çok daha ileriye taşımak istiyoruz. Umuyorum ki hayallerimiz gerçekleşir.

  • Edirne’yi bir mimar ve inşaatçı olarak değerlendirmenizi istiyoruz.

Ozan Yıldız: Edirne’nin sorunları var ama çok güzel bir şehirde yaşıyoruz. Memleketimin hemen her köşesini dolaştım. Amasya’da ve Kastamonu’da askerlik yaptım ve bu iki şehirde de akan nehirler ve etrafında kurulan şehir oldukça turist çeken ve tanıtımı yapılan şehirlerdi ve doğu ve güneydoğuda hemen hemen her yere gittim. Şunu fark ettim; Karaağaç gibi, Selimiye Camii gibi, Sağlık Müzesi gibi, Tunca ve Meriç köprüleri gibi değerlerimize yeterince sahip çıkmıyoruz. Edirne’de Şile’de olduğu gibi ya da İtalya’da olduğu gibi neden kano spor faaliyetleri yürütülmesin? Neden Şile’de olduğu gibi Edirne’de de teleferik ile yolcu taşınmasın. Bunlar Edirne gibi bir şehir için çok mümkün şeylerdir.

Öncelikle nehir kenarlarını kanolar ve teleferikler kurarak canlandırmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Bunu yaparsak turist sayısını arttırabiliriz. Yine Amasya’da olduğu gibi nehir kenarlarına konaklar yapılabileceğini ve bu konakların turist çekebileceğini düşünmekteyim. ‘Üç Nehir Bir Şehir’ Projesi de umuyorum gerçekleşir ve potansiyelimizi gerçekleştirebiliriz. Edirne valiliği bu proje için fazlasıyla çalışıyor. Eğer buraları imar alanına açılırsa biz de proje kapsamında oraya yönelir, konut yapmaya talip oluruz.

Edirne’nin değerlerini canlandırmak için tanıtımını daha iyi yapmak zorundayız.

Bakın, İtalya’da Bologna’ya gittiğimiz zaman şunu fark ettim; bizde tarihi değeri daha yüksek yerler var ama yeterince tanıtım yapmıyoruz. Bologna gibi küçük bir şehir bile tıklım tıklım. Küçücük yerleri bile o kadar muazzam tanıtıyorlar ki insanlar ilgi gösteriyor. Biz tarihi değerlerimize sahip çıkmadığımız gibi yeterince tanıtmıyoruz da. Çok değerli topraklarımız var ama bunun yatırımını yapamıyoruz ve Avrupa’ya açamıyoruz.

Edirne aslında kimlikli bir şehirdir. Dünya’da kimlikli şehir çok azdır. Edirne dünya tarihine yön vermiş, meydan savaşların yaşandığı bir kenttir.

Edirne deyince insanın aklına dünya tarihi gelmeli Traklar’dan Roma’ya Hadrianus’tan Fatih Sultan Mehmet’e, Atilla’dan Han Krum’a, Yıldırım Beyazıt’tan Avcı Mehmet’e, Enver Paşa’dan Mustafa Kemal Atatürk’e ve niceleri gelmeli. Edirne demek medeniyet demektir. Edirne demek yüksek kültür demektir. Edirne ve çevresinde 33 tane büyük meydan savaşı yaşandı, bunun 16 tanesi dünya harp tarihinde yerini aldı. Dünya tarihi yazılırken, Roma’yı, Osmanlı’yı, Bizans’ı, Hunları çıkartabilirmisiniz? Bunun öncesinde, tarih öncesi devirlerde Trakları çıkartabilir misiniz? Traklar’ın üç krallığına başkentlik yapmış bir şehir Edirne. Edirne sadece Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir şehir değildir. Edirne bir geçiş noktasındadır. Edirne hakikaten bir kapıdır. Bütün bu özelliklerinden dolayı da kimlikli bir şehirdir. Edirne bir medeniyet tasavvurunun aslında tam ortasındadır. Edirne denilince bir çırpıda 8 bin yıllık tarihsel bir resim çizersiniz. Bilge Kağan’ın da deyimi ile Edirne,‘titreyerek kendine dönmek‘ zorunda. Var olanı rasyonel bir şekilde kullanmak gerekiyor. Var olan nedir? Tarihsel birikim, kimlik ve eserlerdir. 1700’lü yıllarda Edirne, Avrupa’nın üçüncü büyük şehridir. 1900’lü yılların ilk yarısına baktığımızda şehir merkezinde nüfus 30.000’lere kadar düşmüştür. Balkan savaşları,  Birinci dünya savaşı ve Yunan işgali Edirne’yi birçok yönden olumsuz etkilemiştir Edirne’nin demografik yapısı değişmiştir. Edirne bir göçmen kentidir. Ben Edirneliyim diyen, kendini bu kente ait hisseden; bu kentin ekonomisine, kültürüne, sosyal hayatına sahip çıkan herkes Edirnelidir. Edirne’nin markaya ihtiyacı yoktur. Edirne’nin zaten geçmişten gelen birikimi vardır. Edirne zaten markadır, bir başkenttir. Edirne eşittir ciğer ya da Edirne eşittir Selimiye Cami demek yanlıştır, bu şehrin mirasına hakaret olur. Kaleiçi’ni kazdığınızda sekiz metre aşağıda bile şehir kalıntısı bulursunuz. Resmen şehir yıkılmış, tekrar tekrar şehir yapılmıştır. Şehir, şehir üstüne kurulmuştur. Edirne, dünyada metrekare başına en çok tarihi eser düşen Floransa’dan sora ikinci şehirdir. Peki, bu Floransa’da medeniyet nasıl inşa edildi diye sorduğumuzda karşımıza şu cevap çıkar: İstanbul’un fethi ile İstanbul’dan kaçan sanatçılar, Avrupa’da, İtalya merkezli Rönesans hareketlerini başlatmıştır ve unutmayalım ki, İstanbul’un fethi de başkent Edirne’den başlar. Fatih Sultan Mehmet Edirne’de doğdu. Edirne’de eğitim aldı ve Edirne’den yola çıkarak İstanbul’u fethetti. Bunları ön plana çıkarmak zorundayız, mecburuz.

 

Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde bile Edirne büyük bir şehirdir. Mesela İkinci Meşrutiyetin ilanı ile birlikte daha çok tarih sahnesine çıkan Talat Paşa, Edirnelidir, bizim hemşehrimizdir. Son dönem Osmanlı siyasetine yön vermiştir, Başbakanlık, İç İşleri Bakanlığı yapmıştır. Ermeniler tarafından 1921 yılında katledilmiştir. Edirne’mizin tarihi değeri olan Talat Paşa’yı yalnızca bir cadde adı olarak görmek bizim eksikliğimizdir.

Edirne sadece tava ciğer ve Selimiye Cami ile hatırlanmamalı. Edirne’nin gerçek kimliğini, gerçek marka değerlerini ön plana çıkartmak zorundayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: