YOLSUZLUĞUN PARTİSİ OLMAZ!

0

Kırıkkale’nin Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturmasında 35 şüpheliden 31’i gözaltına alındı. Aralarında farklı siyasi partilerden seçilmiş iki eski belediye başkanının da bulunduğu soruşturma, kamu malı söz konusu olduğunda siyasi rozetin değil hukukun ve delilin esas olması gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı.

haber

Yahşihan soruşturmasında iki eski belediye başkanı da gözaltında: “Yolsuzluğun partisi olmaz”

YOLSUZLUĞUN PARTİSİ OLMAZ!
Yahşihan Belediyesine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturmasında, eski belediye başkanları Ahmet Sungur ve Osman Türkyılmaz da şüpheliler arasında yer aldı. Soruşturmada 35 şüpheli hakkında işlem başlatılırken 31 kişi gözaltına alındı.
  • Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının Yahşihan Belediyesine yönelik yürüttüğü geniş kapsamlı yolsuzluk soruşturmasında 35 şüpheliden 31’i gözaltına alındı. Şüpheliler arasında belediyeyi farklı dönemlerde yöneten, AK Parti’den seçilmiş eski Belediye Başkanı Ahmet Sungur ile MHP’den seçilmiş eski Belediye Başkanı Osman Türkyılmaz da bulunuyor. Soruşturmada rüşvetten irtikaba, ihaleye fesat karıştırmadan kamu zararına dolandırıcılığa kadar altı ayrı suç başlığı araştırılıyor. Tablo bir kez daha değişmeyen bir gerçeği hatırlatıyor: Kamu malına yönelik iddialar söz konusu olduğunda parti rozeti ne suçun kanıtıdır ne de kişiyi sorumluluktan koruyan bir kalkan. Suçu ve sorumluluğu belirleyecek olan bağımsız yargı, deliller ve hukuktur.

YAHŞİHAN BELEDİYESİNE 4 İLDE EŞ ZAMANLI OPERASYON

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Yahşihan Belediyesine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması yeni bir aşamaya geçti.

24 Eylül 2026 sabahı saat 06.30 sıralarında Kırıkkale merkezli 4 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Güncellenen resmî kaynaklara göre 35 şüpheli hakkında işlem başlatıldı.

Şüphelilerden 31’i yakalanarak gözaltına alındı.

Bir şüphelinin hâlen ceza infaz kurumunda bulunduğu, adreslerinde bulunamayan 3 şüphelinin yakalanması için çalışmaların devam ettiği bildirildi.

İlk saatlerde bazı haber kaynaklarında şüpheli sayısı 36 olarak yer alsa da Anadolu Ajansı ve TRT Haber tarafından daha sonra yayımlanan güncel bilgilerde sayı 35 olarak açıklandı.

İKİ FARKLI DÖNEM, İKİ ESKİ BELEDİYE BAŞKANI

Soruşturmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, Yahşihan Belediyesini farklı dönemlerde yönetmiş iki eski belediye başkanının da dosyada şüpheli olarak yer alması.

Bunlardan biri AK Parti’den seçilmiş eski Belediye Başkanı Ahmet Sungur.

Diğeri ise MHP’den seçilmiş eski Belediye Başkanı Osman Türkyılmaz.

İki eski başkanın yanı sıra belediye başkan yardımcıları, belediye meclisi üyeleri, çeşitli birimlerde görev yapan belediye çalışanları ve iş insanları da soruşturma kapsamında bulunuyor.

Bu tabloyu siyasi parti yarışı üzerinden okumak yerine kamu yönetiminde hesap verebilirlik açısından değerlendirmek gerekiyor.

Çünkü rüşvetin, irtikabın, ihaleye fesat karıştırmanın ya da kamu malını zarara uğratmanın siyasi kimliği olmaz.

Bir kişinin hangi partiden seçildiği, hakkındaki iddiayı doğru yapmaz.

Ama parti rozeti de hiçbir kişiyi hukuki incelemenin dışında bırakmaz.

ALTI AYRI SUÇ BAŞLIĞI ARAŞTIRILIYOR

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada şüpheliler hakkında altı farklı suç başlığı üzerinden işlem yapıldığı bildirildi.

Bunlar:

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma,

suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma,

rüşvet,

irtikap,

ihaleye fesat karıştırma

ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık.

Başsavcılık soruşturmasında belediye bünyesindeki işlemlerin örgütlü biçimde yürütülüp yürütülmediği, bazı işlemler karşılığında menfaat sağlanıp sağlanmadığı, belediye ihalelerine hukuka aykırı müdahale edilip edilmediği ve kamu zararının oluşup oluşmadığı araştırılıyor.

BELGE VE DİJİTAL MATERYALLERE EL KONULDU

Operasyon kapsamında şüphelilerin evleri, iş yerleri ve soruşturmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen adreslerde aramalar gerçekleştirildi.

Aramalarda soruşturma bakımından önem taşıdığı değerlendirilen belge ve dijital materyallere el konuldu.

Savcılık ve emniyet birimlerinin bu materyaller üzerindeki incelemeleri devam ediyor.

Dijital kayıtlar, mali hareketler, belediye işlemleri ve ihale belgelerinin birlikte incelenmesiyle soruşturmanın kapsamının daha da genişleyip genişlemeyeceği ilerleyen süreçte ortaya çıkacak.

MAL VARLIKLARINA EL KOYMA TEDBİRLERİ

Soruşturmada dikkat çeken bir başka gelişme ise mal varlıklarına yönelik uygulanan tedbirler oldu.

Şüphelilerin suçtan kaynaklandığı değerlendirilen mal varlıklarının korunması ve olası mal kaçırma girişimlerinin önlenmesi amacıyla el koyma tedbirlerinin uygulandığı bildirildi.

Eski Belediye Başkanı Ahmet Sungur’un evinde bulunan paralar sayılarak adli emanete alındı.

Bir başka şüphelinin evinde bulunan dolarlar da soruşturma kapsamında muhafaza altına alındı.

Eski belediye imar müdürü ve iş insanı U.B.’nin ise evi ve araçlarının yanı sıra Bodrum’da bulunan lüks yatına da el koyma tedbiri uygulandı.

Burada önemli bir hukuki ayrım bulunuyor:

Bir mal varlığına soruşturma kapsamında el konulması, tek başına o malın suç geliri olduğunun kesinleştiği veya sahibinin suçlu olduğu anlamına gelmez.

Bunun nihai değerlendirmesini yargı yapacaktır.

YENİ DELİLLER ESKİ DOSYALARI YENİDEN AÇTIRDI

Soruşturmanın en önemli ayrıntılarından biri, bazı şüpheliler hakkında geçmişte verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların yeni deliller sonrasında kaldırılmış olması.

Yeni delillerin dosyaya girmesinin ardından önceki dosyalar yeniden değerlendirildi.

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı daha sonra daha geniş kapsamlı yeni bir soruşturma başlattı.

Bu gelişme, özellikle kamuya ilişkin soruşturmalarda yeni delilin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Bir dosyanın geçmişte kapatılmış olması, sonradan ortaya çıkan yeni ve hukuken geçerli deliller karşısında hiçbir zaman mutlak bir koruma sağlamıyor.

YAHŞİHAN’DA SORUŞTURMALAR YENİ DEĞİL

Yahşihan Belediyesine yönelik adli süreç 24 Eylül 2026’da başlamadı.

Mayıs 2025’te eski Belediye Başkanı Osman Türkyılmaz’ın da aralarında bulunduğu kişilere yönelik “kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanması sonucunda kendisine ya da başkasına menfaat sağlama” iddiasıyla operasyon düzenlenmişti.

Türkyılmaz ve bazı şüpheliler bu soruşturma kapsamında tutuklanmıştı.

Süreç daha sonra davaya dönüştü.

Kırıkkale’de görülen davada mahkeme, Temmuz 2026’da Osman Türkyılmaz ve eski imar müdürü hakkında 6 yıl 8’er ay hapis cezasına hükmetti.

Diğer sanıklar hakkında da çeşitli hapis cezaları verildi.

AHMET SUNGUR HAKKINDA DA AYRI BİR YARGILAMA YAPILDI

Ahmet Sungur hakkında da Eylül 2025’te ayrı bir irtikap soruşturması başlatılmıştı.

Sungur, belediye yöneticileri ve bazı görevlilerle birlikte gözaltına alınmış, daha sonra tutuklanmıştı.

İçişleri Bakanlığı, tutuklanmasının ardından Sungur’u geçici tedbir olarak Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırmıştı.

AK Parti yönetimi de Sungur’u o dönemde tedbirli olarak partiden ihraç istemiyle Merkez Disiplin Kuruluna sevk etmişti.

Bu dosyada gerçekleştirilen yargılama sonunda Nisan 2026’da Ahmet Sungur ile bazı sanıklara 6 yıl 8’er ay hapis cezası verildi.

Bu geçmiş davalar ile 24 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen yeni operasyonun aynı dosya olduğu düşünülmemeli.

Son operasyon, yeni deliller doğrultusunda genişletilen ve farklı suç başlıklarını da içeren kapsamlı bir soruşturma niteliğinde.

“SUÇUN VE SUÇLUNUN PARTİSİ OLMAZ”

Türkiye’de adli soruşturmalar zaman zaman siyasi parti kimlikleri üzerinden tartışılıyor.

Oysa hukuk devletinde temel ölçü kişinin hangi partiye mensup olduğu değil, isnat edilen fiilin işlenip işlenmediğinin hukuka uygun delillerle ortaya konulmasıdır.

Bir belediye başkanı AK Partili de olabilir.

MHP’li de olabilir.

CHP’li, İYİ Partili, DEM Partili veya herhangi başka bir siyasi yapıya mensup da olabilir.

Hukukun karşısında parti adı değil, kişinin kendi eylemi vardır.

Suçun siyasi partisi olmaz.

Ceza sorumluluğu şahsidir.

Bir kişinin işlemiş olabileceği suçtan bütün bir siyasi parti sorumlu tutulamayacağı gibi, siyasi parti üyeliği de bir kişiyi soruşturmadan veya hesap vermekten bağışık hâle getiremez.

KAMU MALI BİR PARTİNİN DEĞİL, MİLLETİNDİR

Belediyelerin kullandığı kaynakların sahibi belediye başkanları veya siyasi partiler değildir.

O para yurttaşın vergisidir.

Belediyenin arsası, binası, aracı, bütçesi ve ihalesi kamuya aittir.

Bu nedenle hangi siyasi görüşten gelirse gelsin bir kamu yöneticisinden beklenen temel davranış aynıdır:

Şeffaflık.

Hesap verebilirlik.

Kamu yararı.

Emanete sahip çıkmak.

Belediye başkanlığı bir ayrıcalık alanı değil, millet adına kullanılan bir kamu görevidir.

Bir kişinin seçim kazanması ona kamu malı üzerinde sınırsız tasarruf hakkı vermez.

Tam tersine omuzlarına çok daha ağır bir sorumluluk yükler.

YOLSUZLUKLA MÜCADELE SEÇİCİ OLAMAZ

Yolsuzlukla mücadele ancak siyasi kimliğe bakılmadan yürütüldüğünde toplumda güven oluşturabilir.

Bir partinin belediyesine soruşturma açıldığında alkışlayıp, kendi desteklediğimiz siyasi yapıdaki isimlere soruşturma açıldığında hukuku sorgulamak toplumda adalet duygusunu zedeler.

Aynı hukuk herkese uygulanmalıdır.

İddia varsa araştırılmalıdır.

Delil varsa savcılık değerlendirmelidir.

Yeterli şüphe oluşursa dava açılmalıdır.

Ve sonunda kararı bağımsız mahkemeler vermelidir.

Türkiye’nin ihtiyacı siyasi kimliğe göre değişen bir adalet anlayışı değil, kim olursa olsun aynı ölçüyü uygulayan bir hukuk düzenidir.

MASUMİYET KARİNESİ UNUTULMAMALI

Yahşihan soruşturmasında adı geçen kişiler hakkında ciddi iddialar bulunuyor.

Ancak gözaltına alınmak, hakkında arama yapılması veya mal varlığına tedbir uygulanması kişinin otomatik olarak suçlu olduğu anlamına gelmez.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38’inci maddesi açıktır:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”

Bu nedenle devam eden soruşturmada adı geçen kişiler bakımından “şüpheli” ifadesinin kullanılması hukuken doğru olandır.

Savunmalar alınacak.

Belgeler incelenecek.

Dijital veriler çözümlenecek.

Mali hareketler araştırılacak.

Savcılık delilleri değerlendirecek.

Soruşturma sonunda bazı kişiler hakkında dava açılabilir, bazıları hakkında ise farklı kararlar verilebilir.

Son sözü mahkeme söyleyecektir.

PARTİLER İÇİN DE ÖNEMLİ BİR SINAV

Bu tür soruşturmalar siyasi partiler açısından da önemli bir kurumsal sınav niteliğinde.

Bir partinin kendi içinden çıkan bir belediye başkanına veya kamu görevlisine yönelik ciddi bir iddia ortaya çıktığında göstereceği tutum, kamuoyunun siyasete duyduğu güven üzerinde doğrudan etkili oluyor.

Partiler açısından yapılabilecek en sağlıklı yaklaşım, soruşturmanın üzerine siyasi kimlik örtmek yerine yargı sürecinin sağlıklı biçimde işlemesine imkân tanımaktır.

Çünkü yolsuzluk iddiasının siyasi aidiyet üzerinden savunulması, yalnızca ilgili kişiye değil bağlı bulunduğu siyasi yapıya da zarar verebilir.

Aynı şekilde soruşturmadaki bir kişiden hareketle bütün bir siyasi partiyi suçlu ilan etmek de hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz.

Sorumluluk şahsidir.

Yargılama kişiye ve delile göre yapılır.

YAHŞİHAN DOSYASININ VERDİĞİ MESAJ

Yahşihan’da belediyeyi farklı dönemlerde yönetmiş ve farklı siyasi partilerden seçilmiş iki eski belediye başkanının aynı geniş kapsamlı soruşturmada yer alması dikkat çekici bir tablo oluşturuyor.

Bu tabloyu siyasi bir puan hesabına dönüştürmek yerine çıkarılması gereken asıl ders daha büyük.

Kamu yönetiminde denetim kişiye ve partiye bağlı olmamalıdır.

İhale düzeni şeffaf olmalıdır.

İmar kararları denetlenebilir olmalıdır.

Belediye meclisleri etkin denetim yapmalıdır.

Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı yurttaşa açık olmalıdır.

Mal bildirimleri, mali hareketler ve kamu ihaleleri mevzuat çerçevesinde etkin biçimde denetlenmelidir.

Çünkü güçlü kurumlar, kişilerin iyi niyetine ihtiyaç duymadan kamu malını koruyabilen kurumlardır.

SİYASİ ROZET DEĞİL, HUKUK ÖLÇÜ OLMALI

Bugün Yahşihan’da soruşturma konusu olan isimlerden biri AK Parti’den, diğeri MHP’den seçilmiş eski belediye başkanı.

Yarın başka bir belediyede başka bir siyasi partiden bir isim soruşturmanın konusu olabilir.

Değişmemesi gereken tek şey hukuk olmalıdır.

Hangi partiden olduğuna bakmadan kamu malını korumak…

Hangi siyasi görüşten olduğuna bakmadan iddiaları araştırmak…

Suç varsa ortaya çıkarmak…

Suç yoksa kişinin hakkını ve itibarını korumak…

Hukuk devletinin gereği budur.

Hiç kimse siyasi kimliği nedeniyle suçlu ilan edilemez.

Hiç kimse de siyasi kimliğini hukuki sorumluluktan kaçmanın kalkanı hâline getiremez.

Suçun partisi olmaz.

Suçlunun da siyasi rozeti, suç veya masumiyet ölçüsü değildir.

Ölçü delildir.

Ölçü hukuktur.

Ölçü bağımsız yargının vereceği karardır.

Ve kamu malı, kim yönetirse yönetsin, milletin emanetidir.

About Author

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir