Ahmet Tuna: “Edirne Valimiz ve İl Özel idaremiz sayesinde köy sorunlarımızı çözüyoruz, diğer taraftan devletten çiftçiye daha fazla sahip çıkmasını bekliyoruz.”

Ahmet Tuna: “Edirne Valimiz ve İl Özel idaremiz sayesinde köy sorunlarımızı çözüyoruz, diğer taraftan devletten çiftçiye daha fazla sahip çıkmasını bekliyoruz.”

  • Sizi tanıyalım?

Ahmet Tuna: Edirne merkez Demirhanlı köyü muhtarıyım.

  • Muhtar olmanızdaki sebep ve hedefleriniz nelerdi?

Ahmet Tuna: Köy halkı istedi destekledi. 3 tane aday arasından Allah’ın izniyle bizi seçtiler. Hedeflerimiz içinde ilk olarak camimiz vardı. Biz aday olduğumuz da yıkılmış durumdaydı. Hayırlısıyla şu an ki mevcut durumuna kadar elimizden ne geldiyse yapmaya çalıştık.

  • Camii için şu zamana kadar ne kadar meblağ harcandınız?

Ahmet Tuna: 1 Eylül 2019 yılın da camiimizin ilk toprak hafriyatına başladık. Bugün 2020’nin Kasım ayındayız şu ana kadar Camimiz için 1 milyon 400 bin TL harcamış bulunmaktayız. Bitmesi için de 350-400 bin TL daha ihtiyacımız var. O kadar büyük bir para olarak gözükmese de bizim köyümüz açısından büyük para. Pandemi dolayısıyla köyümüze olan yardımlar da maalesef kesildi. Gerekli olan yardımlara ulaşmakta maalesef ki zorluk yaşıyoruz. İnsanlar la olan diyaloglarımız kesildi. Gidiş gelişlerimiz olmuyor.  Bugüne kadar Sayın Valimiz Ekrem CANALP Bey den Allah razı olsun caminin minaresini yaptırmaya sözü vardı. Bu sözünü gerçekleştirdi. Bu yatırımı da köyümüze kazandırdı. Ben şahsım adına ve köylülerimiz de kendileri adına sayın valimize çok teşekkür ediyoruz. Valimizin yapmış olduğu bu yardımın tüm meslektaşlarına örnek teşkil edeceğine inanıyoruz. Öncelikli asıl amacımız camimizin cemaatin ibadetine açılmasıydı. Sayın Valimizin deyimiyle ve desteğiyle yavru Selimiye’yi yakın bir zamanda ibadete açmayı ve bu hedefimize ulaşmış olmayı amaçlıyoruz.

  • Muhtar Bey köyün tek eksiği camii mi? Başka sorunları var mı?

Ahmet Tuna: Öncelikli olarak camii sorunumuz vardı. Çok şükür Valimizin yardımlarıyla bu sorunun çözülmesine çok kısa bir zaman kaldı. Köyümüzün tek sorunu tabii ki de sadece camii değil.  Mesela bir tane çok amaçlı düğün salonumuz var. Özellikle İl özel idaresi Genel Sekreteri Aladdin Uğur beyin çabaları ile yapıldı. Fakat yapılan bu salon

köyümüze yetersiz geliyor. Bu salonun yanına bay ve bayan tuvaleti, gelin odası, salonun içine mevlit okuyan hocalarımızın ve orkestranın kullanabileceği bir alan yapılması gibi daha birçok eksiğimiz var. Biz ilk göreve geldiğimizde meramızdaki otları biçip satarak yaklaşık 80 bin TL’lik bir gelir elde ettik. Bunun 30 bin TL’si masrafa gitti ve geri kalan 50 bin TL köyümüzün bütçesine kazandırıyorduk. Kazandırdığımız bu parayı da kullanarak şu an da kullanmakta olduğumuz düğün salonumuzu büyük ölçüde İl Özel İdare’nin yardımıyla inşa ettik. Yaptığımız düğün salonumuza da 10 bin TL gibi Sayın Valimizin destek oldu. Tabi ki köyümüzün başka eksikleri de var ama zaman içinde Valiliğimizin ve Özel İdaremizin destekleri ile çözüleceğine eminim. Örneğin köyümüzün iç yolları bozuktu. Bu eksiğimizi de Sayın Valimiz Ekrem CANALP Bey sayesinde parke taşlarla kaplanarak çözüldü. Talep ettiğimiz paket taşlar anlaştığımız firma tarafından en kısa zaman getirilip döşeyecek. Yapılacak işlerimiz elbette bunlarla bitmedi. Bitmeyecekte. Özellikle üzere basa basa söylediğim gibi öncelikli hedefimiz caminin bitirilmesi. Bir köyde camiinin olması şart.

  • Peki, öncelikli hedef olarak neden camii?

Ahmet Tuna: Edirne’den Süloğlu’na kadar ki gezdiğiniz köylerde en büyük cemaat bizim köyümüzde var. Köyümüz yaklaşık 430 nüfusludur. Yazları okullar kapandığından dolayı artan bir nüfusumuz mevcut. Okul dönemin de şehir merkezine giden hanelerimiz var. Malumunuz taşımalı sistemde eğitim olayı zor oluyor. Torunlarına bakmaya giden köylülerimiz var. Bundan dolayı yazları tatili olduğu zaman bu aileler geri dönüyor, köylümüzün nüfusu da artıyor. Pandemi ve yoğun şehir hayatından sıkılan bireyler de son zamanlarda köyümüzden arsa alıp yerleşmeye başladılar. Sonuç olarak Edirne’ye 20 dakika uzaklıkta ki köyümüz büyüyor ve genişliyor. Son zamanlarda küçük baş hayvancılığa destek verilmeye başlandı. Bu destekle birlikte yine köyümüze gelip bu işi yapma girişimde bulunan kişiler var.

Biz göreve geldiğimiz de köy bütçesini 94 bin TL gibi bir meblağ ile devraldık. Bunun 56 bin TL’si ile Demirhanlı Köyü Camii Yapma ve Yaşatma Derneğini kurduk ve parayı derneğe aktırdık. Şu an da ben ve arkadaşlarım dernek yönetimi olarak, eşimizin dostumuzun verdiği maddi manevi destekler ile köyümüze camiimizi kazandırmak için başarılı bir yol kat ettik. Herkesten Allah razı olsun. Fakat bu Pandemi maalesef maddi manevi anlamda büyük sıkıntı yaşatıyor. Caminin inşaatı için tecrübeli ve deneyimli bir ekip oluşturduk. Fakat maddi sıkıntıya düştüğümüz için inşaata devam edemeyeceğimizden ustaları elimizden kaçıracağımızdan korkuyorum. Bu gibi konularda tecrübeli ustaları her zaman bulamayız. Elimizdeki ustaları çalışmaları için gerekli malzemeleri temin etmemiz lazım ve parasal anlamda da ihtiyaç ve beklentilerini karşılamamız gerekiyor. Camiimizin inşaatının devam etmesi ve bitmesi için 300-400 bin TL gibi bir maddi desteğe ihtiyacımız var. Bu yardım sağlanabilirse Sayın Valimiz Ekrem CANALP Bey’in deyimiyle Yavru Selimiye’yi mübarek Ramazan ayında açmayı düşünüyoruz. Teraviyi Allah nasip kısmet ederse yeni camiimizin içinde kılmayı çok arzu ediyoruz.

  • Sizce köylerimiz nasıl kalkındırılabilir? Gençler tarlalarını satıp şehre yerleşiyorlar. Köylere geri dönüşler nasıl başlar?

Köylere geri dönüşün başlaması için bizim yaklaşık 10 sene önce köyümüzün Kalkınma Kooperatifi ile yaptığımız 40×6 formülü adı altında, yani 40 haneye 6 ‘şar tane büyük baş hayvan toplamda 240 tane büyükbaş hayvan alma projesi planladık ve bunu gerçekleştirdik. Bu projemizde ilk 2 yıl herhangi bir ödeme olmaksızın daha sonraki 5 yılda ödeme şartıyla başarılı bir projeye imza attık. Bu proje ile birlikte köyümüz de süt üretimi 6-7 ton civarına ulaştırdık. Fakat günümüz şartlarında köylüler olarak arpayı, buğdayı, otu kendimiz üretmediğimiz takdirde maalesef ki bir tane hayvan bakma imkânımız kalmaz. 15 kg bir süt veren ineğe yemini kendimiz üretmeden beslemek külliyen zarar. Geçen yıl ki fiyatları göz önünde bulundurduğumuz takdir de kesim fiyatı geçen yıla göre kiloda 2 TL düştü. Geçen yıl ki bir çuval yem 73 TL iken şu an da 130 TL. Balya fiyatları arttığı için kimse samanını tarlada başkasının alması için bırakmıyor. Herkes kendisi balya yapıp satıyor. Fiyatlardan ötürü bu işler bir nevi ticarete dönmüş durumda. Bu nedenlere bağlı olarak köyümüzde ayakta kalabilen hayvancılık işletme sayısı sadece yirmi iki. Ayrıca 6-7 ton gibi süt üretimimiz 1-1,5 ton seviyelerine düştü. Sütleri toplayan kooperatifimiz dahi süt kazanın elektrik faturasını ödemekte zorluk çekiyor.

  • Ahmet Bey peki çözüm ne olur?

Ahmet Tuna: Öncelikle köylüye tarım da ve hayvancılıkta verilen desteklerin arttırılması gerekmektedir. Bu şartlarda bu fiyatlar doğrultusunda süt kilogram bazında en az 2,75 TL olması lazım ya da yem fiyatlarına düzenleme ile birlikte indirim getirilmesi lazım.  Eğer bir çuval yem fiyatı şu an 73 TL de kalmış olsaydı süt üretici zarar etmeyecekti. Köyümüzde bulunan süt üretimi yapan işletmelerin en az 15 tanesi kapanmayarak üretime devem edeceklerdi. İşletmenin kapanması demek sadece köylünün tarım ve hayvancılık anlamında ekonomik bir yara alması ve zor duruma düşmesiyle biten bir olay değil. Köylü çalışkandır. Bir şekilde bu zor ekonomik durumun altından kalkmayı başaracaktır. Fakat işletme kapandıktan sonra zaten ekonomik olarak zor durumda olan köylümüzün evinde de sıkıntılar başlıyor. Para olmayan evde ne olur? Kavga olur huzursuzluk olur. Kaos başlar. Köyümüze geri dönüşlerin olmasını istiyorsak, bu gibi sorunların çözülmesini istiyorsak köylülerimize tarım ve hayvancılıktaki desteklerin artması, yem fiyatlarının düşürülmesi gibi yeni düzenlemeler getirilmesi gerekmektedir.

Bu yıl çok büyük bir dengesizlik oldu. Orak sezonu diye adlandırdığımız haziran temmuz aylarında buğday fiyatları tonda 1.600-1.700 TL arasındaydı. Bugün 2.200-2.400 TL bandında seyretmekte. Peki, bu zaman da buğday hangi çiftçinin elinde mevcut. 3.000 TL olsa kimin işine yarar. Ayçiçeği aynı şekilde. Yağ fiyatlarına artış geldi. Ekmek fiyatları 2 TL ye çıktı. Vali Bey’in talimatı ile tekrar 1,50 TL ye geri çekildi. Fakat biz gelen zamlarda ya da kimsenin ekmeğinde gözümüz olduğundan bunları dile getirmiyoruz. Allah herkese daha çok versin. Ama biz emek veriyoruz, çaba sarf ediyoruz, ekiyoruz, biçiyoruz fakat biz kazanamıyoruz. Bizim kazanacağımız parayı sanayiciler ve aracılar kazanıyor. Ben bir çiftçi olarak taban fiyatın önceden açıklanmasını isterim. Örneğin densin ki buğdayın besin değerine göre taban fiyat 1.700 tavan fiyat 1.800 TL. Ben de bir çiftçi olarak tarlama ona göre ürün ekeyim.  Edirne Valimiz ve İl Özel idaremiz sayesinde köy sorunlarımızı çözüyoruz, diğer taraftan devletten çiftçiye daha fazla sahip çıkmasını bekliyoruz.

  • Peki, neden sadece Ayçiçeği ve Buğday ekiyorsunuz. Neden alternatif ürünler ekmiyorsunuz?

Ahmet Tuna: Bugün ufak bir seranın maliyeti demiriydi brandasıydı 50.000 TL’yi bulmakta. Ayrıca daha önce hiç ekmediğimiz mahsuller. Biz Trakya halkı olarak büyüklerimizden kalan sermayenin yok olmasından dolayı da çekindiğimiz için hiçbir atılımda da bulunamıyoruz. Elimizdeki öz sermayeyi kaybetme korkusundan dolayı yapamıyoruz. Edirne Tarımsal Araştırma şahsi görüşüm olarak çok güzel çalışmakta. Köylere gelip bilgilendirmelerde bulunmakta. Fakat bunlar anlatıldığı yerde kalıyor. Örneğin bize denilse 50 dönüm tarlanın 10 dönümüne bu çiçeği ek. Bu ürünün maliyetini bu sene biz karşılayacağız. Çiçekte çok büyük para var. Peki, çiçeği Edirne’de nerede pazarlayabilirsin? Edirne’de kaç tane çiçekçi var? En yakın İstanbul’a pazarlayabilirsin. 2 buçuk saatlik yol. Böyle olduğunda ürettiğimiz bu ürünü bizden tüccar satın alacak. Bu kişilerde ürünleri bizden piyasa fiyatlarının altında alacaklar. Biz tüccar satın alsın istemiyoruz. Biz bu tarz ürünleri ektiğimizde bizden bu ürünleri alacak kooperatiflerin kurulması ve bizden bu ürünü kooperatiflerin almasını istiyoruz. Biz özel şirketlerle çalıştığımızda güvenemiyoruz. 3 ay paramızı aldık mı 4. Ay alabilecek miyiz korkusu yaşamak istemiyoruz. Sütlerimizi de aynı şekil özel kişilerin almasını bu sebeplerden dolayı istemiyoruz. Kooperatifte olunca KÖY-KOOP ile sözleşme imzalanıyor. Bu sözleşmenin taahhütnameleri var. Banka teminatı alınıyor. Biz gönül rahatlığıyla kooperatifimize sütümüzü döküyoruz. Paramızı da günü geldiğin de alıyoruz. Bize bu konularda öncülük yapabilecek kooperatifler lazım. Zaten bu tür işler artık bu düzene dönüyor fakat devletimizin bu tür şeyleri hızlandırması gerekiyor. Bizim sıkıntımız üretmekten yana değil zaten. Bizim sıkıntımız ürettiğimiz ürünlerden aracıların ve pazarlayanların bizden çok daha fazla para kazanmaları.

Ayrıca gübre şu an bir tohum gübre 2.500 TL olmuş. Allah’tan revamı. Organik tarıma geçsek maalesef ki bütün tohumlar İsrail’den alınma. Öyle bir ot çeşitleri geliyor ki tohumların için de. Bu tohumlardan sonra kendi tohumlarımızı ekmemiz için en az 5 sene topraklarımızı ekmemiz lazım. 5 sene boyunca da düzeli olarak toprağı karıştırmamız lazım ki bu tohumları çürütüp topraklarımızı tekrar bizim tohumlarımızdan verim alabileceğimiz bir hale getirebilmek için. Bu 5 sene sonunda da topraklarımızın eski haline dönmesi yine yüzde100 olmaz yüzde40’larda yüzde50’de kalır. İsrail tohumunun çürümesi için attığımız ilaçlardan toplayı yüzde100 bir sonuca kavuşamayız. Bunların hepsi yanlış tarım politikaları yüzünden çiftçinin yaşadığı sıkıntılardır. Çiftçilik üstü açık bir fabrikada çalışmaktır. Bizim hiçbir zaman fiyatlar çok yüksek olsun gibi bir talebimiz olmadı. Biz ektiğimiz maldan biraz daha fazla kazanmak istiyoruz. Buğday 2000TL olsun ekmek fiyatları 3TL olsun da istemiyoruz. Fakir fukaranın ekmeğiyle de oynamak istemiyoruz. Biz ne kadar kazanıyorsak aracılarda, pazarlayanlar da o kadar kazansınlar. Öyle olduğu takdir de herkes huzur içinde olacak. Herkes alın terinin emiğinin hakkını alacak. Biz 9 ay bekliyoruz emek sarf ediyoruz çaba sarf ediyoruz. Onlar 9 saatte bizim kazandığımızın fazlasını kazanıyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: