Ahmet Yılmaz: “Edirne’de ki nehir adaları temizlenmediği DEVAM…

Ahmet Yılmaz: “Edirne’de ki nehir adaları temizlenmediği müddetçe yapılan çalışmalarının faydası olmayacağı kanısındayım.”

  • Ahmet Yılmaz: 1998 yılında İstanbul Kemerburgaz’da başladığı kum işi Edirne’de devam ediyor. O zamanlar denizin içinden kum çıkarıyordu şimdi Meriç nehrini temizleyerek kum çıkarıyor. İstanbul 3. Hava limanın olduğu sahada ve deniz kenarında ki kum ocakları da faaliyetlerine devam ediyor.

İşletmeniz hakkında bilgi verir misiniz?

Ahmet Yılmaz: Nehrin içindeki çer-çöp, söğüt dalları, poşet, taş, toprak… gibi bütün maddeleri temizliyor, gemiler ve sallar vasıtasıyla da bu pislikleri çıkartıyoruz. Dünyada bu işte kullanılan en yüksek teknolojiyi kullanıyoruz. Nehrin içindeki havuzumuzda biriken pislikleri temizliyoruz. Ayrıca yıllık 500 bin ton kum çıkartıyoruz. Askeriye, okul, cami gibi alanlarda bulunan inşaatların kum ihtiyaçlarını herhangi bir ücret talep etmeden karşılıyoruz.

Edirne’de ki nehirleri temizleyen firmanın adı ne olursa olsun şehrin kurumları gerekli desteği vermeliler ki adalar temizlensin. Adalar temizlenmediği müddetçe yapılan temizleme çalışmalarının faydası yok. Çünkü su seti bozuyor. Bunun bir maliyeti de yok. Yapılmak istense yapılır. Zamanında Vali Dursun Ali Bey’i kırmamak için iki adayı biz temizledik, mahkemelik olduk. Mahkemelerin birinden ceza aldık, biri hala devam ediyor. Sanki biz kişisel çıkar elde etmişiz gibi davranılması bizi üzdü. Edirne’de faydalı bir şey yaptığında muhakkak ceza çekiyorsun. Diyeceğim o ki biz bu çalışmayı yaptık, istenirse hepsi çok rahat yapar.

Edirne, şehrin içinden geçen nehirlerin nimetlerinden faydalanamıyor. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Ahmet Yılmaz: Aynen katılıyorum. Edirne nehirlerinden tam manasıyla istifade edemiyor. Nehirlerden çıkan kumdan yararlanıyoruz o kadar.  Nehirlerin üzerinde su sporları, nehir turu, geziler yapılabilir. 15’er kişilik kafileler ile 18 km’lik bir nehir gezisi yapılabilir. Bunu her platformda dile getirdik, daha önceki valimiz Dursun Ali Şahin bu konuda destek veriyordu ama kendisinin emekli olması ile proje nihayete ermedi. 38 ülke gezdim, kendi alanımızda yapılan çalışmalara baktım, örnekleri yerinde inceledim. Diyebilirim ki Edirne’de bu işten anlayan yöneticilerle ortak bir çalışma yapılabilir. Nehre balık geçişlerinin yapılması gerekiyor. Nehri karşıdan karşıya taş ile kapatıyoruz. Oysa böyle olmamalı. Balık geçişleri için alan yaratılmak zorunda. Projede geçişler maalesef yok. Nehir taşkınlarında neler oluyor, ne felaketler yaşanıyor geçtiğimiz yıl gördük. AFAD’ın iki tane teknesi Meriç nehrinde afetzedeleri kurtarmak isterken mahsur kaldı, onları bizim ekiplerimiz kurtardı. Benim fikrim şu, dört tane büyük adamakıllı kayık olsa Karaağaç’ı komple taşımak çok kolaydır. Nehir istediği kadar yükselsin, 4 tane 2’şer tonluk kayık ile bu iş halledilir. Nehrin etrafını taş yapıyorlar, kumun üstüne taş seriyorlar.  Bu suyun önüne ızgara demir serilmeli ve beton atılmalı. Görüyorum ki beton değil taş seriyorlar. Nehir ilk akış noktası bulduğu yerden akıntı sağlayarak o taşları yıkacaktır. Değişen bir şey olmayacak. Dediğim uygulama olursa insanlar istediği her sporu burada yapar, balıkta tutulur nehrimizde. Önce nehirde pislik bırakmamak gerek. Nehir tertemiz bir biçimde bir kanaldan akmalı. Temizlendikten sonra nehrin sağ ve sol taraflarına ağaçlandırma yapılmalı. Sonra da gezi turları yapılır zaten. Bunlar zor değil. Biz bu konularda ki fikirlerimizi her platformda dile getiriyoruz. Bizden istenirse fikirlerimizi proje olarak uygulamaya koyarız.

Bir yabancı gözü ile Edirne’yi değerlendirir misiniz?

Ahmet Yılmaz: Edirne’de turizmi canlandırmak gerekiyor. Bunun için de çözüm önerilerim var. Edirne’ye gelen turistler şehrimize ayak bastıkları andan itibaren rehberler eşliğinde gezdirilmeli. Turistler de memnun bir şekilde şehrimizi gezip, buradan memnun ayrılırlar. Karaağaç’ta Söğütlük denen ormanımız var. İçler acısı… Aynı orman Yunanistan’da da var. Tertipli, düzenli, dört dörtlük bir piknik alanı oluşturulmuş. Neden aynını biz yapamıyoruz? Edirne’de yalnızca Söğütlük mesire yeri olarak düşünülmemeli. İki köprü arası diye tabir ettiğimiz bölgede mesire alanı olarak kullanılacak, geniş ve güzel alanlar mevcut. Buraları da değerlendirmek gerekiyor. Az önce konuştuğumuz gibi nehirleri değerlendirmek zorundayız. Orada su sporları, geziler yaptırılabilir ve buna gerçekten büyük ilgi gösterilir. Edirne’nin en büyük sıkıntısı belki de otopark sorunu. Camiye gelen insan nereye araç çekeceğini bilemiyor. Belediye isterse katlı otopark yapar. Bunun için alanlar da var. Üstelik çok ciddi bir bütçeye gerek yok. Oradan elde edilecek gelir ile otopark bir sene içinde masrafını çıkartacaktır, zaten. Şükrü Paşa anıtından, Karaağaç bölgesine kadar teleferik sistemi kurulup, alternatif bir ulaşım şekli de oluşturulabilir. Teleferik sistemi ile Edirne tanıtımına farklı bir soluk gelir, turistlerin sayısı da artar. Edirne için güzel bir kazanç olur. Aynı uygulama Samsun, Denizli, Bursa gibi şehirlerimizde de mevcut.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: