Kadir Tunca: “Edirne’de Meriç ve Tunca gibi nimetler var

Kadir Tunca: “Edirne’de Meriç ve Tunca gibi nimetler var ama bırakın üzerinde kayık yüzdürmeyi, temizlemekten bile aciz durumdayız.”

  • Kadir Tunca, Selanik drama kökenli, Uzunköprü Has doğan köyüne yerleşmiş bir ailenin çocuğu. Edirne Sanat Okulunda başladığı yüksek öğrenim hayatına Gazi Üniversitesinde devam etti. Anadolu’da Van’da, Urfa’da birçok değişik şehirlerde görev aldı. En son memleketi olan Edirne’ye dönerek öğretmenlik mesleğine Edirne Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi’nde devam ettirmeye başladı. Teknik okulda hem öğretmenlik yapıyor, hem de bölüm şefi olarak görev alıyor. Mesleğine aşık, öğrencilerinin abisi, dert babası bir öğretmen.

Sizce Türk Milliyetçiliği nedir hocam? Tarif eder misiniz?

Kadir Tunca: Türk Milliyetçiliği ülkeni, köyünü, bayrağını sevmek, dinini sevmek, vatanını sevmektir. Önemli olan bu ülkeye bir şeyler vermek, bir şeyler katmaktır. Bu ülkeye bir şey veremezsen milliyetçi olamazsın. Havada uçan kendi uçağınla, teknolojisini ürettiğin kendi fabrikanla, kendi üretimin olan tarlada çift süren traktörünle bunun gibi birçok örnekle övünebilmektir Tür Milliyetçiliği. Yukarıda saydığım örneklere imkanların dahilinde ne kadar katkı sağlayabildi isen o kadar Türk Milliyetçisisin. Benim hayatım bu tür örneklere katkı sağlamakla, katkı sağlamaları için öğrenci yetiştirmekle geçti.

Edirne’de yaşayan bir vatandaş olarak Edirne’yi nasıl değerlendiriyorsunuz? Edirne’nin turizm, sanayi ve tarımda daha iyi olması için neler yapılabilir?

Kadir Tunca: 1976 yılında Edirne’ye geldim. O yıllardan beri 40 sene geçti. Edirne’yi o tarihten beri iyi gözlemliyorum. Edirne 30-35 sene içerisinde el birliği ile insanların kötü yönetimi ile kasaba durumuna düşürüldü. Küçük ilçeler bile Edirne’den daha iyi duruma geldiler. Diyarbakır’daki, Urfa’daki ilçeleri gezince imrendim. Bu çok acı bir durum. Küçükçekmece’yi gidin görün, insanlar kayıklar ile gezer duruma geldiler. Keza Anadolu’daki ilçelerde de durum böyle. İnsanların rahatlıkla suya girebileceği ortamlar mevcut. Edirne’de Meriç ve Tunca gibi nimetler var ama bırakın üzerinde kayık yüzdürmeyi, temizlemekten bile aciz durumdayız. Edirne temel problemlerini halledememiş bir şehirdir. Ekol hastanesinin bulunduğu yerden başlayan koku kilometrelerce sağlı sollu devam ediyor. Orada bulunan yağ sanayi de olaya tuz biber oluyor. Keşke bu havayı temizleme imkanı yaratılsa. NATO köprüsünün olduğu yere piknik için giden vatandaşlarımız var. Bakıyorum ki orada hiç güzelleştirme yapılmıyor. Jandarma akşam saat 9-10’da etrafı kolaçan etmeye başlıyor. İnsanlar rahat ettikleri yerde de rahatsız ediliyorlar. Dere yataklarının etrafında ev bulunması ise akıllara zarar! Dere kenarlarına ev yapmak hangi şehircilik mantığına sığar. Tarihi camilerimizden bahsedeyim biraz. Bakın Edirne dendiği zaman Selimiye, Üç Şerefeli ve Eski camii akla gelir ama başka tarihi camilerimiz de var. Kasımpaşa Camii tinercilerin ve şarapçıların uğrak yeri olmuş, barınma yeri olmuş. Camideki demir halkalar, basamaklar kaybolmuş gitmiş. Edirne 20-25 senedir çok kötü yönetiliyor. Ben Edirne’de Milliyetçi Hareket Partisi’nin desteğini arkasına alacak iktidara yakın, hükumetin de onaylayacağı birinin belediye başkanı olması gerektiğini düşünüyorum. Edirne’ye ancak bu şekilde hizmet gelecektir. Eski belediye başkanı Hamdi Sedefçi Bey de küstürülmemeli, Edirne’nin geçmiş dönemlerde ki yaşayan bütün belediye başkanları seçilecek yeni Edirne belediye başkanına danışmanlık yapmalı, tecrübelerini aktarmalı. Bunu çok önemsiyorum. Edirne’nin çocukları, buradan ayrılıp, etraftaki il ve ilçelerde iş arıyorlar. Edirneli evlatlarımızı istihdam edemiyoruz. Burada hafif sanayi kurarak gençlerimizin Edirne’den uzaklaştırılmasını önlemek gerekiyor. Çözülmek için sırada bekleyen birçok temel sorun ile karşı karşıyayız, aslında. Yağmur yağdığında şehir de felaket yaşanıyor. Her yağmur yağdığında Kipa’nın önünü su basıyor, Mega Park’ın önü göl haline geliyor. Trafik sıkışıyor, insanlar ne yapacağını şaşırıyor. Şehrin altyapı sorunlarını çözmeden hiçbir şey yapamayız.

Kaleiçi’nin bugünkü durumu ile ilgili neler söylersiniz hocam?

Kadir Tunca: Bugün Avrupa’da hangi şehre giderseniz gidin şunu görürsünüz: O kentin insanları tarihi değerlerini korur ve sahip çıkar. Bizler bunu yapmaktan aciz durumdayız. Kaleiçi Edirne’nin göz bebeğidir ama bakın 10 senede ne hale geldi. Şu an Kaleiçi’nde güvenlik sorunu var. Gece on birde rahatça yürümek mümkün değil. Ne kadar tinerci, balici, insanları taciz eden Suriyeli kaçak varsa Kaleiçi’nde yaşıyor. Evlerin yıkılma tehlikesi var. Evlerin yanından geçerken kafama bir şey düşer mi diye korkarak geçiyorsunuz. Tarihi konakların yanına, betonarme binalar yapılmış. Estetik kaygıdan uzak, irili ufaklı binalar Kaleiçi’nin siluetini yerle yeksan etmiş durumda.  Kaleiçi Edirne’nin ruhudur, biz o ruhu öldürdük.

Edirne için nasıl bir belediye başkanı hayal ediyorsunuz hocam?

Kadir Tunca: Öncelikle Türk milliyetçisi bir belediye başkanımız olsun isterim. Olayları incelerken ve Edirne ile ilgili karar verirken öncelikle bu şehrin tarihini ve kültürünü ön planda tutan bir belediye başkanı olsun isterim. Belediye başkanı Edirne’yi çok iyi tanımalı ve muhakkak üniversite ile arasının çok iyi olması gerekiyor. Üniversite ile arası iyi olsun ki oradan şehrimizin faydasına çalışacak teknik elemanlar ile uyumlu bir şekilde çalışabilsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: