Atakan Akgül: “Türkiye’de ki krizin 2023 yılında yavaşlayarak düzeleceğine inanıyorum.”

Atakan Akgül: “Türkiye’de ki krizin 2023 yılında yavaşlayarak düzeleceğine inanıyorum.”

  • Kendinizi tanıtırmısınız?

Atakan Akgül: Samsun, Vezirköprü doğumluyum. 2008 yılında Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü kazanınca Edirne’ye geldim. Okul bitince bir süre bankada çalıştım. Hayatımda radikal değişiklik yaparak inşaat sektöründe özel bir firmada çalıştım. Daha sonra eşim Oya Hanım ile birlikte Atakan Akgül İnşaat ve Akgül İnşaat isimlerinde kendi şirketlerimizi kurduk. Eski binanın yıkımından, yapımına A’dan Z’ye inşaat malzemesi boyutunda alanında aklınıza ne geliyorsa toptan & parkende temin ve satışı olarak hizmet veriyoruz. Özellikle son yıllarda piyasalar çok kaygan zeminde hareket ediyor bunun için ailece çalıştığımız şirketlerimizde işlerimizi çok sıkı takip ediyoruz. Kendi işine fazla mesai harcadıktan sonra başarının gelmemesi imkansız.

  • Bize Edirne’yi değerlendirirmisiniz?

Atakan Akgül: Edirne dünyada yaşanacak ender kentlerden birisi.

  • Bize Edirne’de ki inşaat sektörünü değerlendirirmisiniz? Son zamanlarda piyasalarda ki dalgalanmaları yorumlayabilirmisiniz?

Atakan Akgül: Bizim işimiz bir çocuğu doğurup büyütmeye benziyor. İnşaatı temelden ele alıp, inşaat ruhsat işlemlerine, yapımında kullanılacak malzemelerin temin edilmesine ve en son ikamet izninin alınmasına kadar her aşaması takip etmemiz gereken bir iş. Bu arada inşaatla aranızda duygusal bir bağ oluşuyor. Günün birinde o inşaatın önünden geçerken ister istemez duygularınızı da okşamış oluyorsunuz.

Bir süre önce Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın da söylediği gibi “Türkiye’de krizden en az etkilenen iki il var. Birisi Edirne diğeri de Var.” Neden? Çünkü ikisi de sınır kenti. Komşu illerin vatandaşları ihtiyaçlarını Edirne’den karşıladıkları için inanılmaz derecede döviz girdisi oluyor. Bu para bütün sektöre dağılıyor. Ama biz inşaatçılar açısından kullandığımız malzemelerin ham maddesi döviz endeksli olduğu için fiyatlar müthiş arttı. Diğer taraftan Türkiye ihracata dayalı bir ülke. Yurt dışına ciddi anlamda seramik veya kaba inşaat malzemesi ihraç ediliyor. İmalatçı firmalar ürettikleri malı dövizdeki artıktan dolayı daha karlı fiyatlarla yurt dışına satıyorlar. Bu da inşaat sektöründe ki imalatçı firmalara çok büyük destek oldu. Bizim gibi küçük veya orta ölçekli yerel firmalarda ciddi zararlara sebebiyet oldu. Neden? Bu gün sattığın malı aldığın fiyata yerine koyamıyorsun. Dolayısı ile öz sermayen eriyor. Gelir aynı kalırken inşaatların metrekare maliyet fiyatları da attı. Sektör olarak daralma içine girdir. Devletin memura ve ücretliye yaptığı zam ile piyasaların yavaş yavaş düzeleceğine inanıyorum. Türkiye’de ki krizin 2023 yılında yavaşlayarak zaman içinde düzeleceğine inanıyorum.

İnşaat sektöründe Edirne’nin birkaç büyük avantajı var. Birisi, Edirne’de ki aileler oğlunu evlendirmeden önce bir daire almak istiyor. Edirne’nin gelirinin bir kısmı da tarımdan olduğu için alma imkânları da oluyor. Diğerleri Yunanistan vatandaşları ile gurbetçilerimiz ciddi anlamda yatırım amaçlı Edirne’de konut alıyorlar.

  • Edirne denince aklınıza ne geliyor?

Atakan Akgül: Edirne’nin eksikler saymakla bitmez. Her sorunun çözümünü ve gereken maddi kaynağı kendi içinde vardır. Uzakta aramaya gerek yok. Edirne’nin lokantalarında fiyat listesi yok, fiyat listelerini hazırlarken sadece Türkçe değil, İngilizce, Bulgarca ve Yunanca hazırlamak gerekiyor. Özellikle çarşıda tuvalet eksikliği var. Hijyen çok önemli. Turistlere temiz tuvalet imkânı yaratmak zorundayız. İstanbul’da olduğu gibi yerin altına tuvalet yapılabilir. 24 saat boyunca da vardiyalı olarak temizlikçiler bu tuvaletlerde çalıştırılabilir. Tuvalet ve fiyat listelerinden sonra en önemli sorun otopark sorunu. Bunlar yapılsın, arkasından tanıtım işleri gelecektir. Kaleiçi’nin durumu da üzerinde konuşulması gereken bir konu. Edirne’de turizm ile alakalı yatırım yapmak ve daha fazla turist çekmek istiyorsak Kaleiçi’ndeki evleri aslına uygun hale döndürmek ve o bölgeyi trafiğe kapatmak bir zorunluluk. Kaleiçi’nin yani eski Edirne’nin, Edirne’nin gözbebeğinin siluetini yıllar önce bozmaya başlamış. Türkiye’de Göynük, Mudurnu, Safranbolu, Beypazarı örnekleri var. Oralarda betonarme binalar yok. Edirne’de olanı muhafaza etmekte zor. Diyelim ki yatırım yapmak istiyorsunuz, o bölgedeki evlerden birini ayağa kaldırmak istiyorsunuz, anıtlar kurulundan ruhsat almanız bile iki yıl sürüyor. İşi yapacak usta bulmakta bile zorlanıyorsunuz. Bunun için anıtlar kuruluna ihtiyacınız var. Onlar da her türlü zorluğu çıkartıyor zaten. Az önce tanıtım sonraki iş demiştim. Tanıtımın en önemli ayağı da rehber ve kılavuzdur. Edirne tarihini bilen yerel rehberler, insanlara eşlik edecek kılavuzlar yetiştirmek zorundayız. İlk etapta bu sorunlar halledilmezse gelen turist sayısı gitgide düşer. Kaçan turisti geri götürmek zordur. Şu anda Edirne’ye gelen yabancıların çoğunluğunu alış veriş turizmi oluşturuyor. Nitelikli turist gurbetçi sezonu ile başladı ama bu turistler kaçarsa bir daha geri getiremeyiz.

Edirne’nin yağlı güreşlerini de yeteri kadar tanıtamadığımız kanaatindeyim. Dünyada olimpiyatlardan sonra en eski spor güreş. Altı asırdır devam eden bir spor düşünün… Edirne neden buna rağmen Kırkpınar’ı satamıyor? Edirne’de bir fuar organizasyonu yapılması için çalışmalar yapması lazım. Örneğin, Açıkcezaevinin çok yakınında bulunan balon binasının olduğu yerde 327 dönümlük bir arazi var. Bu arazi milli emlak kurumuna ait. Fuar alanına yapılacak otel, antrepo hizmetlerini bu alanda uygulamak çok kolay. Fuar alanında Balkanlar’la olan ticaretimiz de gelişir. Senede dört tane fuar yapsanız Edirne’nin kazanacağı parayı düşünün. Edirne’de bir sürü otel yapıldı. Hala insanlar kalacak yer bulamıyorlar. Edirne’de oteller yeterli diyorlar. Yeterliyse neden önemli günler ve organizasyonlarda insanlar konaklayacak yer bulamıyorlar? Kalacak otel bulamıyorsunuz, otellerde ya da kurumlarda konferans yapacak salon bulamıyorsunuz. Edirne’nin altı bile büyük bir tarih. Edirne’nin tarihi M. S. 110’lu senelerde Romalılarla başlar, bir çok medeniyeti barındırarak günümüze kadar gelir. Biz tarihimize sahip çıksak yeter diye düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: