Bilgin Özbaş: “Edirne’nin en acil sorunu altyapıdır.” YORUMU SİZİN?

Edirne,hiçbir şekilde hak ettiği yerde değil. Edirne’de her manada sorunlar, eksikler var. Edirne’nin en acil sorunu altyapıdır. Bina, taş, toprak, imar, çöp, çukur,çamur, kanalizasyon, su gibi temel kelimelerle anlatılabilecek sorunlar mevcut.Ak Parti’nin belediyecilik noktasında ne kadar başarılı olduğu su götürmez bir gerçek. Bunlar Ak Parti belediyeciliğinin olmazsa olmazları. Bizim de temel hedefimiz insanlarımız ile birlikte olmak, gönüllerine girmek ve belediyecilik hizmetlerini insanımız ile paylaşarak planlamak. İnsanlarımızın gönüllerine girmek, yaşlılarımızın, engellimizin, gençlerimizin, esnafımızın gönüllerine girmek. Şunu unutmayalım ki Edirne, Sinop ve Kastamonu dan sonra yaşlı nüfus bakımından nüfusuna oranla Türkiye’de ilk 3 sırada yer alıyor. Bu yüzden yaşlılık alanı ile ilgili çalışmalar büyük bir titizlikle planlanmalı ve yürütülmelidir. Edirne’nin %13.54 ’ü 65 yaş ve üzeri yaş grubunda. 2018 yılı verilerine göre 406.855 olan il nüfusumuzun 55.094 kişisini 65 yaş üzerindeki insanımız oluşturuyor. Üniversitemiz olmasa tamamen yaşlı şehri olacağız. Yaşlılarımız ile devamlı beraberiz, bir elimiz devamlı olarak huzur evinde. En iyi hizmeti vermeye çalışıyoruz. Yaşlı insanımız hizmetlerden memnun ama mutlu değiller. Belediyecilik olarak temel prensibimiz,yaşlı bireyleri kendi bulundukları sosyal ortamda desteklemek olacaktır.Bunlara evinde hizmet, kendi sosyal ortamından koparmadan sosyal yardımı ayaklarına götürmek temel hedefimiz.

Bilgin Özbaş: “Edirne’nin en acil sorunu altyapıdır.”YORUMU SİZİN?

Kendinizi tanıtır mısınız?

Bilgin Özbaş: Öncelikle Edirne’mizde yoğun yağış sonrasında yaşanan sel felaketinde hayatını kaybeden Veysel Erdem Amcamıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı,yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar, hasar gören vatandaşlarımıza da geçmiş olsun dileklerimle sabırlar diliyorum. Bu tür felaketlerin tekrarlanmaması dileğiyle Geçmiş Olsun.

Edirne’m. Edirne’nin Yeni İmaret Mahallesinde,1969 yılında doğdum. İlkokulu Mithat Paşa İlkokulunda, Ortaokulu, Birinci Murat Ortaokulunda, Liseyi de Öğretmen Lisesinde bitirdim. Sonraki süreçte Eğitim Yüksek Okulu ve İktisat Fakültesini bitirdim. 1989 yılında doğu görevini yapmak üzere öğretmen olarak Bitlis’e atandım. 1992’de zorunlu hizmet sonrasında tekrar Edirne’ye atandım. Edirne’ye atandığımda ilk olarak öğretmen evinde müdür yardımcısı olarak göreve başladım. Kısa bir süre sonra öğretmen evi müdürü olarak görevlendirildim. 24 Kasım 1994’te açılışı yapılan ve şu an maalesef yıkılmış olan öğretmen evinin de kurucu müdürü olarak görev yaptım.  Bir süre sonra Kütahya Hava Eğitim Tugay’ın da kısa dönem olarak askerlik vazifemi yaptım. Geldikten sonra branş değişikliği yaparak Ticaret Meslek ve Anadolu Lisesine meslek dersi öğretmeni olarak, daha sonra da idareci olarak görevlendirildim. 2008 yılında tekrar öğretmen evi müdürü olarak ikinci defa görevlendirildim. Zamanın valisi Mustafa Büyük döneminde ikinci kez görevlendirildiğim müdüriyet sürecinde hizmet alanımız halka da açık bir konumda idi. Otel, lokal, çay bahçesi, bayan kuaförü, erkek berberi, restaurant, düğün salonu, yazlık sosyal tesisler gibi alanlarda halkımıza hizmet verdik. 2012 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulunca, öğretmen evi müdürlüğü görevinden ayrıldım ve kurumlar arası geçiş süreci ile Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne görevlendirildim. İl Müdürü olarak atandığım bu görevi 2012 yılından bugüne dek yaklaşık 7 yıldır sürdürdüm. Bu görevlerimin yanında 2000 yılından başlayarak 2015 yılına kadar Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek okulunda gündüz ve II. öğretim bölümlerinde, Bilgisayarlı Muhasebe, Teknoloji Kullanımı, Yönetici Sekreterliği gibi dersler verdim. Babam sanayi sitesi esnafından olup, marangozdur. Daha önceleri Çilingirler çarşısındaki iş yerini 1979 yılında sanayi sitesi açılınca,oraya taşındı. Öğrenim hayatım boyunca ve tatil dönemlerinde babamın yanında,sanayi sitemizin içinde oldum. Evliyim, üç çocuk babasıyım. Görev yaptığım müddetçe, öğrencimizle, öğretmenimizle,vatandaşlarımızla, sanayi sitesi esnafımızla; Aile ve Sosyal Politikalar Müdürü olarak göreve başladığım andan itibaren, şiddet gören kadınlarımızla, yaşlılarımızla, engellilerimizle, mağdur vatandaşlarımız ile şehit yakınları ve gazilerimiz ile dezavantajlı mahallelerde oturan vatandaşlarımız ile hep birlikte olduk, tüm faaliyetlerde iç içe olduk. Bu esnada Edirne’yi karış karış gezdik. Bu yüzden tüm Edirne’yi, Edirne’mizin ihtiyaçlarını biliyorum.

Çalışma Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde; 2 Huzur evi, 3 Sosyal Hizmet Merkezi, 3 Zihinsel ve Ruhsal Engelli Bakım Merkezi, 1 Çocuk Sitesi, 1 Erkek Çocuk İlk kabul Birimi, 1 kadın konuk evi, 1 kadın İlk kabul Merkezi, Özellikle kenar mahallelerde ikamet etmekte olan kadınlarımıza yönelik 2 Toplum Merkezi, 1 Şiddet Önleme Merkezi, 1 Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi,16 tane çocuk evi, 2 Sevgi evi olmak üzere yaklaşık 35 farklı birimdeki kuruluş ve 600’e yakın personelimiz ile hizmetleri en iyi şekilde vermeye çalıştık. Sorumlu olduğumuz alanlarda yatılı olarak bakımı sağlanan kadın, yaşlı, engelli ve çocuk sayısı yaklaşık olarak 700 kişidir. Cumhurbaşkanlığımızca açıklanan 100 günlük eylem planı kapsamında ilimize konulan 1800 haneye aile ziyareti hedefi, 2360 olarak gerçekleşmiş, yaklaşık 13.000 kişi evlerinde ziyaret edilmiştir.

Koruyucu Aile kapsamında yeni bakım modelinin yaygınlaştırılması için yapılan çalışmalar sonrasında ilimiz nüfusa oranla Türkiye Genelinde ilk 3 içerisine girmiştir.

İl Genelinde yaklaşık 2600 Dar gelirli aileye,  Engelli Yakınlarını bakması için Evde Bakım Ücreti, Ekonomik Nedenler ile çocukların eğitim hayatının aksamaması ve aile birliğinin bozulmaması için İl Müdürlüğü olarak yaklaşık 1800 aileye sosyal ekonomik destek ödemesi yapılmakta olup göreve geldiğim 2012 yılından bugüne kadar İl Genelinde yaklaşık 7000 aile ekonomik olarak İl Müdürlüğünce desteklenmiştir. Bu ailelerimiz yılda en az 2 defa ziyaret edilerek, engellinin, çocuğun iyi şartlarda bakılıp bakılmadığı kontrol edilmektedir.

Başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Türkiye’de örnek gösterilen illerden birisi olduk.Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın göstermiş olduğu yüz günlük eylem planı kapsamında bu hizmetlerin vatandaşın ayağına götürülmesi adına,talep değil arz odaklı hizmet ettik. İnsanımızın evine gittik, kapılarını çaldık. Bu proje ve hizmetlerimiz ile Edirne’yi daha fazla kalkındırmak için elimizden geleni yapacağız. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın en üst seviyede eğitim almaları, Cumhuriyetimizin kurucusu M. Kemal Atatürk’ün göstermiş olduğu muasır medeniyet seviyesine ulaşmak ve hayata hazırlanmaları için uygun şartları ve imkanları hazırlayacağız. Gayemiz Edirne’yi tarih, kültür, turizm ve sağlık merkezi haline getirmek. Edirne’mizi sahip olduğu değerler ile herkesin imrenerek baktığı, ülkemizin ve dünyanın göz bebeği olan bir şehir haline getirmek. 2012 yılında başladığım İl Müdürlüğü görevimden ayrılarak, Edirne AK Parti Belediye Başkan Aday Adayı oldum. İnşallah Edirne’mizi hak ettiği yerlere taşıyacağız.

► Edirne’de doğmuş, büyümüş, hayatının büyük kısmı burada geçmiş birisi olarak Edirne’de gördüğünüz eksikler nelerdir?

Bilgin Özbaş: Edirne,hiçbir şekilde hak ettiği yerde değil. Edirne’de her manada sorunlar, eksikler var. Edirne’nin en acil sorunu altyapıdır. Bina, taş, toprak, imar, çöp, çukur,çamur, kanalizasyon, su gibi temel kelimelerle anlatılabilecek sorunlar mevcut.Ak Parti’nin belediyecilik noktasında ne kadar başarılı olduğu su götürmez bir gerçek. Bunlar Ak Parti belediyeciliğinin olmazsa olmazları. Bizim de temel hedefimiz insanlarımız ile birlikte olmak, gönüllerine girmek ve belediyecilik hizmetlerini insanımız ile paylaşarak planlamak. İnsanlarımızın gönüllerine girmek, yaşlılarımızın, engellimizin, gençlerimizin, esnafımızın gönüllerine girmek. Şunu unutmayalım ki Edirne, Sinop ve Kastamonu dan sonra yaşlı nüfus bakımından nüfusuna oranla Türkiye’de ilk 3 sırada yer alıyor.  Bu yüzden yaşlılık alanı ile ilgili çalışmalar büyük bir titizlikle planlanmalı ve yürütülmelidir. Edirne’nin %13.54 ’ü 65 yaş ve üzeri yaş grubunda. 2018 yılı verilerine göre 406.855 olan il nüfusumuzun 55.094 kişisini 65 yaş üzerindeki insanımız oluşturuyor. Üniversitemiz olmasa tamamen yaşlı şehri olacağız. Yaşlılarımız ile devamlı beraberiz, bir elimiz devamlı olarak huzur evinde. En iyi hizmeti vermeye çalışıyoruz. Yaşlı insanımız hizmetlerden memnun ama mutlu değiller. Belediyecilik olarak temel prensibimiz,yaşlı bireyleri kendi bulundukları sosyal ortamda desteklemek olacaktır.Bunlara evinde hizmet, kendi sosyal ortamından koparmadan sosyal yardımı ayaklarına götürmek temel hedefimiz.

Bizim bakış açımız insanımızın yaşam biçimi ve düşünce özgürlüğüdür. Toplum kurallarına aykırı olmamak şartı ile davranış özgürlüğüdür. Yani yediği,içtiği, giydiği, rengi, dili, inancı ve düşünce biçimi ne olursa olsun herkesi eşit ölçüde kucaklamaktır. Herkes inancını yaşayabileceği mutlu bir Edirne istiyoruz. Çocuklarımızın eğitimlerini üst seviyeye çıkartacak imkanları hazırlamak istiyoruz. Dar gelirli mahallelerde oturan çocuklarımızı eğitim konusunda desteklemek, etüt merkezleri ile onları hayata hazırlamak,ellerinden tutmak istiyoruz. Çocuklarımızın geleceği eğitimden geçiyor. Eğitim seviyesini yükseltmek durumundayız. Bu mahallelerde merkezler oluşturmak noktasında projelerimiz var. Uzman ekiplerimiz çok ciddi projeler hazırlıyorlar. Sadece bu konuda değil, ulaşım noktasında, otopark noktasında, turizm konusunda, tuvalet konusunda, pazar yeri konusunda, temiz çevre konusunda, millet bahçesi konusunda çok ciddi çalışmalar yapmaktayız. İnşallah yakın zamanda da vatandaşımız ile paylaşacağız.

Nehirlerimiz konusunda da çalışmalar yapmak zorundayız. Edirne işgaller öncesinde Londra, Paris, Napoli’den sonra dünyanın en büyük dördüncü şehri idi. İnsanlık ve uygarlık tarihine yön veren Edirne’miz bunu biraz da nehirlerine borçlu idi. Su medeniyet ve uygarlık demektir. O dönemde nasıl ki gondollar ile saltanat kayıkları ile bu nehirlerimizde gezinmiş isek, etrafında kasırlar, insanlar için mesire yerleri oluşmuş ise bizler de Edirne’de aynı ortamı mutlaka yaratmak istiyoruz. Bunu belki millet bahçesi adı altında yapacağız ama şunu herkes bilmeli ki Edirne bu mezbelelikten, çöpten kurtulacak. Öncelikli hedef altyapı. Eğer altyapı sorunlarını halledersek, gerisi zaten gelecektir. Ama en büyük amacımız insanımıza hizmet olacaktır. İnsanların ayağına hizmet götürmek, sosyal belediyecilik yapmak istiyoruz. Gencimizle, yaşlımız la, çocuğumuzla, bakıma muhtaç insanımız ile tüm Edirne’nin yanında olacağız. Amacımız bir arada olmak…

Edirne’nin her mahallesi bir kültür, her mahallesi bir değer. Her mahallemiz için bir proje hazırlamaktayız. Bunun dışında esnaf ile ilgili sorunlarımız, sanayi sitesi ile ilgili çalışmalarımız var. Sanayi sitesindeki arkadaşlarımızın talepleri doğrultusunda gerekli çalışmaları yapıyoruz. Kaynakçı ile LPG tamircisi yan yana duruyor. Bu hoş değil. İki eli ile çalışan ustamızın yanında galerici çalışıyor. Bu ekonomik anlamda kira konusunda küçük esnafımızı zora sokuyor.Bunları değerlendiriyoruz. Farklı farklı yerlerde toplanmaları için çalışmalar yapıyoruz. Yağmur yağıyorsa sanayi içinde gezmeniz mümkün değil. Buradaki altyapı sorununu da çözmek istiyoruz. Bunun dışında hurdacıların da sıkıntıları var, onların da belirli bir yerde toplanması gerekiyor. Eski Sanayi Sitesinin çevre güvenliğinin sağlanması konusunda sıkıntılar var. İstihdam konusunda çok ciddi çalışmalar yapılması da gerekiyor. Eski çöplüğün olduğu yeri de mesire alanı haline getirmek istiyoruz. Balon binasını turizme kazandırmak istiyoruz.Asker hastanesini canlandırmak, tarihi dokuyu tekrar yaşatmak istiyoruz. Burası şehit yakınları ve gazilerimiz için rehabilitasyon merkezi ve sosyal tesis olarak hizmeti verebilir. Çok alanda kullanıma müsait. Otopark sorunumuz olmazsa olmaz, bunu da çözeceğiz. 40-50 araçlık projeler bizi kurtarmaz. Edirne’ye 3000-4000 araçlık projeler gerekiyor. Bunun için kızanlık bahçesi denen, orduevi karşısındaki alanı kullanmak istiyoruz. Orası kamulaştırılarak,yer altında, tarihi dokuyu bozmayacak şekilde, otopark yapmak istiyoruz. Kervansaray’ın altındaki alana, Set boyundaki eski kerestecilerin bulunduğu yerde otopark yapılabilir. Her şekilde bu sorunu çözeceğiz. Cumartesi pazarı yağmurlar dolayısıyla çöktü. Burayı komple yıkıp, altını kapalı otopark, üstünü de modern bir Pazar yeri yapmak istiyoruz. Karaağaç bölgesinde açık bir halk pazarına ihtiyacımız var. Belki orada dünyanın en güzel fasulyesi, biberi,patlıcanı yetişiyor. Orada bir konserve fabrikasına yönlendirme,kooperatifleşme ile insanların ürettiklerini değerlendirmek konusunda projeler hazırlıyoruz. Edirne için, çocuklarımız için, geleceğimiz için bu yola baş koyduk. Edirne trafik sorununu da çözmek zorundayız. Birçok yerde baktı çıktıya ihtiyaç var. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Şu an çevre yollarımız açıldı ama HillyHotel’in, Lalapaşa, Süloğlu istikameti ile kesiştiği noktada her gün trafik oluşuyor. Bu her geçen gün artıyor ve artmaya devam edecek. Sırt bölgesinde bir alt geçit ile kuzey-güney yönü tamamen araç beklemeksizin hızlandırılabilir. Bunun gibi şehir merkezinde de Trakya Birlik gibi, İstasyon kavşağı gibi, Tıp Fakültesi gibi alanlarda gerek üst geçitler ile gerekse battı çıktılarla trafiği rahatlatacak projelerimiz var. Edirne halkı isterse,Edirne’ye turizm amacıyla gelen otobüsler, Edirne girişinde bir noktada toplanarak oradan insanların servis aracılığıyla Edirne’nin her noktasına ulaşacağı, bu arada çayını kahvesini içip, dinleneceği bir sistem de düşünüyoruz.Belediye olarak o noktadan esnafın, alış veriş merkezlerinin, açık pazarların,tarihi, kültürel, turistik alanlarımızın her noktasına servisler koyarak insanlarımızı taşıyacağız.  Badem ezmesi,  ciğer, mis meyve sabunu satan esnafımızın yanında tüm esnafımızın kazanç sağlayabileceği projeleri geliştiriyoruz.

Edirne bir turizm kenti. Size göre Edirne’nin turizm konusunda eksikleri nelerdir?

Bilgin Özbaş: Edirne’de onarılmayı bekleyen koruma altındaki binalar, zamanın acı kuvvetine mağlup oluyor. Osmanlı İmparatorluğu’na 92 sene başşehirlik yapan, her gün binlerce turistin ziyaret ettiği Edirne’de, birçok tarihi eser bulunuyor. Osmanlı’dan izler taşıyan şehirde, sivil mimarlık örneği 535 yapı bulunurken, ibadethane, idari binalar, askeriyeler, mezarlıklar, abideler ve kalıntılar olmak üzere toplam bin 355 adet tarihi eser mevcut… Tarihi eser zenginliği bakımından dünyada Floransa’dan sonra 2. sırada yer alan Edirne’mizin, başta Kaleiçi ve Karanfiloğlu semtleri, Eski İstanbul Caddesi olmak üzere birçok mahallesinde bulunan özel mülkiyete ait binalar, koruma altına alındıktan sonra, kendi haline terk edilirken, bazıları da henüz onarımına başlanmadan ağır ağır çöküyor. Bugün Edirne turizmini başta Bulgarlar, sonra Yunanlar ihya ediyor. Yabancı turistin Edirne ekonomisine çok büyük katkısı var. Şunu söylemeye çalışıyorum turizm dendiğinde alışveriş ve inanç turizmi akla gelmemeli. Örneğin, Kaleiçi’ndeki evlerin durumunu düşünelim. Turizme kazandırılırsa Edirne için muhteşem olur. Avrupa’da hemen hemen her şehrin bir oldtownu yani eski şehri var.Turistler özellikle onu görmeye gelirler.

Kaleiçi Edirne’mizin ‘oldtown’u.  Birkaç proje ile bu ruh kazandırılabilir. Bunun için ilk etapta 20 ev belirlenerek, röleve ve restorasyon projeleri hazırlanabilir. Bunun için Belediye bünyesinde Proje Ofisi oluşturacağız. Bununla ilgili Türkiye’de Göynük, Beypazarı, Mudurnu, Safranbolu,  Odunpazarı, Ankara Hamamönü örnekleri var.Kültür Bakanlığı, Trakya kalkınma ajansı, AB Projeleri finansman sağlamanın dışında Girişimcilerimize, Edirne’mizin turizm elçisi olan çiğerci, mis meyve sabuncu,  badem ezmecilere, Yap İşlet Devret Modeliyle vasıtasıyla bu 20 ev bitirilip, Turizme kazandırılabilir

 Üç Şerifeli Cami’nin arka tarafında kalan Karanfiloğlu semtinde de durum aynı. Şehrimizin görsel açıdan kötü durumda olduğu ortada. Estetik bir kaygı gidilmiyor şehir yapılanmasında. Sadece bina yapılıyor, sosyal aktivite yapacağınız alanlar oluşturulmuyor. Turizm konusunda öncelikle tanıtım şart. Bunun için de öncelikle kendi insanımıza Edirne’yi layığı ile tanıtmak zorundayız. Şu an röportaj yaptığımız mahallenin ismi Gülbahar Mahallesi… Şu an çıkıp mahallenin isminin neden gülbahar olduğunu sorsak bize kaç kişi cevap verebilir? Nereden geliyor Gülbahar adı? Fatih Sultan Mehmet’in annesinin adı Gülbahar Hatun. Zamanında Gülbahar hatun tarafından ihya edilen bu mahalle, Fatih’in annesinin ismini almış. Kıyığa çıkarken olan rampaya tophane bayırı diyoruz ama İstanbul’u fetheden, İstanbul’u alan topların büyük kısmının orada döküldüğü konusunda çok kişi fikir sahibi değil. Biraz daha ileriye gidelim, Menzilahır mahallesinin nereden geldiği hususunda, çok fazla bilgi yok ama tophanede üretilen topların deneme atışlarının burada yapıldığını, menzilin son noktası Menzilahır Mahallesi buranın eski zamanlarda bir eğitim yeri olduğunu kaç kişi biliyor. Demem o ki bu işin başı tanıtım. Ama önce siz tanıyacaksınız. Dünya’da pek az şehre nasip olacak tarihi ve kültürel güzelliklerle dolu bir şehirde yaşıyoruz. Burası Floransa’dan sonra kilometre kare başına en çok eser düşen şehir. Fatih Sultan Mehmet’in doğduğu ilde yaşıyoruz ama bunun idrakinde değiliz. Sarayiçi şu anhak ettiği yerde değil, Kırkpınar güreşlerimiz bir panayırdan daha sıkıntılı hale geldi. Fatih’in doğduğu sarayın hemen başındaki Yeni İmaret Mahallesini düşünelim. Yeni İmaret Mahallesi aslında hem Tunca nehrinin geçtiği bir yer hemde Edirne sarayının ve Edirne saray çalışanlarının bulunduğu bir yer. Oraya baktığımızda Osmanlı Saray Mezarlığı var ama maalesef ki neredeyse yok edilmiş.İçine bakıldığında Maksut Baba gibi, Aşçı Yahya Baba gibi Osmanlı alimlerinin bulunduğu bir saray mezarlığından bahsediyoruz. Hemen yanına baksak,16.yüzyılda yapılmış şifa hanemiz, Beyazıt Külliyemiz, bugünkü haliyle sağlık müzemiz var. Avrupa’da akıl hastaları içinde cin var, şeytan var diye türlü eziyetlere maruz kalırken, şifa hanemizde musiki ile su sesi ile psikolojik rahatsızlıkların tedavi edildiğini biliyoruz. Edirne bu yönü ile 1500’lü yıllardan itibaren bir sağlık merkezi aynı zamanda. Burada zamanın en büyük tıp adamları yetiştirilmiş. Ancak şu anki haline bakıyoruz, orada araç park edecek yer bile yok. Biraz daha yukarıya çıkacak olursak Edirne sarayının üst noktasında Kapalı cezaevi olarak kullanılan yer, hemen padişahın sarayının bitişiğinde olan yerden bahsediyorum. Sarayı ve padişahı koruyan ordunun kışlası burası. Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusunun kışlası eskiden burada bulunurmuş. Eskiden kışla olarak kullanılan bu yer, maalesef dökülmek üzere.Buradaki cezaevi yeni yerine taşındıktan sonra bir şekilde turizme kazandırılmalı. Orada 30 dönümlük bir arazi var. İçine ne isterseniz yaparsınız. 1000 yataklı bir otel konumuna dönüştürülebilir. İstihdam konusunda katkı sağlayacağı gibi Edirne’mizin konaklama sorununa da çok ciddi bir çözüm olur. Bunun dışında, Kırkpınar dönemi dışında, yaz dönemi dışında kongre turizmi açısından da kullanılabilir. Yapılacak tüm kongrelerimiz yer olmadığı için ya Antalya’da ya da Afyon gibi illerde yapılıyor. Biz bunu burada,Edirne’de yapmak zorundayız ki insanlar Edirne’yi tanısın, buraya gelsin. Bir başka konu da zamanın bin yataklı askeri hastanesi, zamanında Balkan Savaşlarında,Çanakkale Savaşlarında yaralananların tedavi edildiği, Doktor Rıfat OsmanBey’in başhekim olduğu bin yataklı askeri hastanemiz var. Muazzam mükemmel birbina ve 19.yüzyılın en büyük hastanesi. Yani o dönemde de Edirne, Balkanların sağlık merkezi. Aynı zamanda Karaağaç bölgesinde de büyük bir askeri hastanemiz var. 1000 yataklı askeri hastanenin taşları birer birer sökülüyor, maalesef bir tarih yok oluyor. Bunları kurtarmamız gerekiyor. 1000 yataklı askeri hastanemizin yanında da Çanakkale ve Balkan Savaşlarından gelip tedavi edilen,tedavi esnasında şehit olup, defnedilen, Türkiye’nin ikinci büyük şehitliği mevcut. Hemen biraz altında maalesef kara yollarının bir dönem tuz deposu olarak kullandığı, bir dönem bazı insanların hayvan baktığı, maalesef bir dönem yağmalanan balon binamız, zeplin binamız var. Balkan Savaşlarında, Almanlarla beraber inşa edilmiş. Düşmanın ilerleyişini görmek için balo uçurma faaliyeti yapılmış ancak zamanında helyum gazı yeterli olmadığı için bir defa uçurulmuş bir daha da kullanılması mümkün olmamış. Ama öyle mükemmel, öyle tarihi bir bina şu an kaderine terk edilmiş durumda. Edirne’mizin her yeri tarih, her yeri kültür. Saraçhane köprüsünden geçmeye kalksanız, taşlar, köprüler o kadar kötü durumda ki araçlar geçemeyecek durumda. Taşlar erimiş, korkuluklar devrilmiş.Saraçhane köprüsünün durumu ortada! Yıldırım, Yeni İmaret bölgesinde oturan vatandaşlarımızın özel araçları yoksa toplu ulaşım tercih etmiyorlarsa, yürüyerek, karanlıkta buradan nasıl geçecekler? Bu köprülerimizin acilen bakımının yapılması, ışıklandırılmasının yapılması gerekiyor. Gece yaya gidecekler için can güvenliğini tehdit eder durumda.

Edirne’ye gelen turist sayısının üç milyon küsur olduğu ifade ediliyor. Bunları nicelik olarak değil, nitelik olarak değerlendirelim. Transit geçiş yapanlar da bu hesaba dahil nitelikli turist istiyoruz. O yüzden çalışmalarımız bu noktada yoğunlaşacak. Sadece ciğerci ile badem ezmesi ile turizm yapılmaz. Bizler Edirne’ye gelen turistlerin ciğerciye, badem ezmecisine uğrayarak buradan ayrılmasını istemiyoruz, burada konaklamasını da istiyoruz. Edirne’ye ekonomik katkı sağlayacak projeler gerçekleştiriyoruz.

Edirne Kaleiçi bölgesinin de eskisi gibi ihtişamlı olmasını istiyoruz, o bölge hak ettiği değeri görmeli ve tarihi evlerin yenilenmesi ile daha fazla turist çekmeli. Edirne’de turizm dendiğinde akla gelen yerlerden birisi olmalı. Edirne’nin her yeri tarih, Edirne’nin her yeri müze… Kaleiçi’ndeki evlerimizin yıkılmasına izin vermeyeceğiz, onları ayağa kaldırmak için uğraşacağız.

Çocuklarımızın emaneti olan Edirne’mizi hak ettiği yere taşımak, insanımızın gönlüne girmek, Edirne’mizi birlikte yürütmek için adayım. İlimizi sahip olduğu değerler ile herkesin imrenerek baktığı, ülkemizin ve Dünya’nın göz bebeği olan bir şehir haline getirmek için projelerimizle hazırız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: