EDİRNE’DE 13 REFAKATSİZ GÖÇMEN ÇOCUK NEREDE? BAKANLIK AÇIKLADI, SORULAR YANIT BEKLİYOR

EDİRNE’DE 13 REFAKATSİZ GÖÇMEN ÇOCUK NEREDE? BAKANLIK AÇIKLADI, SORULAR YANIT BEKLİYOR
- Edirne’de düzensiz göç kapsamında tespit edilerek bir çocuk bakım kuruluşuna yerleştirilen 14 yabancı uyruklu çocuktan 13’üne ulaşılamıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocukların 11 Ekim 2026 tarihinde market izniyle kurumdan ayrıldıklarını, birinin geri döndüğünü, diğer 13 çocuğun ise arandığını doğruladı. Olay, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan sınır kenti Edirne’de refakatsiz göçmen çocukların güvenliği ve korunmasına ilişkin önemli soruları gündeme getirdi.
EDİRNE – Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapılarından Edirne’de yaşanan olay, yalnızca bir kayıp çocuk bildirimi olmanın ötesine geçti. Düzensiz göç sırasında tespit edilen ve ilgili kuruma teslim edilen 14 yabancı uyruklu çocuğun aynı gün verilen market izninin ardından kuruluşa dönmemesi, çocukların korunmasına yönelik uygulamaları yeniden tartışmaya açtı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 13 Ekim 2026 tarihinde yaptığı resmî açıklamaya göre, Edirne İlk Kabul Arda Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğünde bulunan 14 refakatsiz yabancı uyruklu çocuk, 11 Ekim’de markete gitmek üzere izin aldı.
Ancak çocuklar kuruma geri dönmedi.
Durumun kolluk kuvvetlerine bildirilmesinin ardından arama çalışmaları başlatıldı. Çocuklardan biri daha sonra kuruluşa dönerken, diğer 13 çocuğun bulunmasına yönelik çalışmaların sürdüğü açıklandı.
BAKANLIK ÇOCUKLARIN KİMLİK STATÜSÜNE AÇIKLIK GETİRDİ
Olayın kamuoyuna yansımasının ardından bazı haberlerde çocukların devlet koruması altında olduğu belirtildi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ise yaptığı açıklamada önemli bir ayrımın altını çizdi.
Bakanlığa göre söz konusu çocuklar, haberlerde ifade edildiği biçimde devlet koruması altındaki çocuklar değil, düzensiz göç kapsamında tespit edilmiş refakatsiz yabancı uyruklu çocuklar.
Bu açıklama, çocukların resmî statüsü bakımından önem taşıyor. Ancak yabancı uyruklu veya refakatsiz olmaları, korunma ve güvenlik ihtiyaçlarını ortadan kaldırmıyor.
Nitekim Bakanlığın Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan bilgilere göre, düzensiz göç kapsamında tespit edilen refakatsiz çocuklar ilgili işlemlerden sonra Bakanlığa bağlı kuruluşlarda bakım, korunma ve psikososyal destek hizmetlerinden yararlanabiliyor.
Dolayısıyla burada üzerinde durulması gereken konu yalnızca çocukların hangi statüyle kuruma kabul edildiği değil, kurumda bulundukları süreçte güvenliklerinin nasıl sağlandığı ve kuruma dönmediklerinde hangi koruyucu mekanizmaların devreye girdiğidir.
REFAKATSİZ ÇOCUK NE DEMEK?
Refakatsiz çocuk kavramı, 18 yaşından küçük olup kendisinden hukuken veya geleneksel olarak sorumlu bir yetişkinin refakatinde bulunmayan çocukları ifade ediyor.
Bu tanım, çocuğun mutlaka anne ve babasını kaybettiği anlamına gelmiyor.
Düzensiz göç hareketleri sırasında ailesinden ayrılan, tek başına yolculuk yapan veya yanında bulunan yetişkinlerin yasal bakım sorumluluğu altında olmayan çocuklar da bu kapsamda değerlendirilebiliyor.
Türkiye’deki ilgili uygulamalar, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu başta olmak üzere çocukların korunmasına yönelik mevzuat çerçevesinde yürütülüyor.
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Bir çocuğun düzensiz göç kapsamında tespit edilmesi, onun yetişkin göçmenlerle aynı koşullarda değerlendirilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Çocukların bakım, barınma, sağlık, güvenlik ve gerektiğinde aileleriyle yeniden bir araya getirilme ihtiyaçlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.
EDİRNE’NİN SINIR KENTİ OLMASI OLAYI DAHA DA ÖNEMLİ KILIYOR
Edirne, Türkiye’nin Yunanistan ve Bulgaristan ile sınır komşusu olması nedeniyle uluslararası göç hareketlerinin yoğun biçimde gündeme geldiği şehirlerden biri.
Avrupa ülkelerine ulaşma amacıyla Türkiye üzerinden hareket eden düzensiz göçmenlerin kullandığı güzergâhlar arasında Edirne de yer alıyor.
Bu göç hareketlerine zaman zaman Afganistan, Pakistan, İran, Irak, Suriye ve başka ülkelerden gelen yabancı uyruklu kişiler de katılıyor.
Ancak 11 Ekim’de Edirne’deki kurumdan ayrılan 14 çocuğun hangi ülkelerin vatandaşı olduklarına ilişkin ayrıntılı bir resmî açıklama bulunmuyor.
Çocukların hangi tarihlerde ve hangi koşullarda tespit edildikleri, kuruma nasıl yönlendirildikleri ve aileleriyle bağlantı durumları da kamuoyuna açıklanmış değil.
Bu nedenle çocukların sınırı geçtikleri, göçmen kaçakçıları tarafından götürüldükleri veya belirli bir ülkeye yöneldikleri gibi iddiaları doğrulanmış bilgi olarak aktarmak mümkün değil.
ASIL SORU: 14 ÇOCUK AYNI GÜN KURUMDAN NASIL AYRILDI?
Bakanlığın açıklaması, çocukların market izniyle kurumdan ayrıldıklarını doğruluyor.
Ancak olayın ayrıntılarının anlaşılması için yanıtlanması gereken sorular bulunuyor.
- Çocukların yaşları ve özel korunma ihtiyaçları hangi ölçütlere göre değerlendirildi?
- 14 çocuğun aynı gün kurum dışına çıkmasına hangi koşullarda izin verildi?
- İzin sürecinde refakat, bilgilendirme ve güvenlik değerlendirmesi nasıl gerçekleştirildi?
- Çocukların kuruma dönmedikleri ne zaman tespit edildi ve kolluk kuvvetlerine ne zaman haber verildi?
- Kayıp çocukların bulunması amacıyla aile ve yakınlarına ulaşılması yönünde çalışma yapıldı mı?
- Çocukların göçmen kaçakçılığı veya insan ticareti tehlikesiyle karşı karşıya bulunup bulunmadığı araştırılıyor mu?
- Olayın ardından çocuk bakım kuruluşlarındaki koruyucu uygulamalar yeniden değerlendirildi mi?
- Çocukların bulunmasına yönelik çalışmaların sonuçları, kişisel hakları korunarak kamuoyuyla paylaşılacak mı?
Bu soruların sorulması, herhangi bir kurumun veya görevlinin peşinen sorumlu ilan edilmesi anlamına gelmiyor.
Ama 13 çocuğun güvenliğinden söz edilen bir olayda kamuoyunun, soruşturmanın gizliliğini ve çocukların özel yaşamını ihlal etmeyen ölçüde bilgilendirilmesi gerekiyor.
GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI VE İNSAN TİCARETİ RİSKİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ
Refakatsiz çocuklar, uluslararası göç hareketlerinin en korunmasız grupları arasında bulunuyor.
UNICEF’in çocuk koruma çalışmalarında, ailelerinden ayrı düşen göçmen çocukların insan ticareti, ekonomik sömürü, şiddet, istismar ve zorla çalıştırılma gibi ciddi risklerle karşı karşıya kalabildiği vurgulanıyor.
Bu genel uyarılar, Edirne’deki 13 çocuğun bu tür suçların mağduru olduğunun kanıtı değil.
Ancak kendilerinden haber alınamayan çocukların güvenliğinin sağlanması açısından bu olasılıkların yetkili birimlerce değerlendirilmesi önem taşıyor.
Çocukların kendi istekleriyle başka bir yere gitmiş olmaları, ailelerine ulaşmak istemeleri veya yeniden göç güzergâhına yönelmiş olmaları da araştırılması gereken ihtimaller arasında.
Mevcut bilgiler, bu ihtimallerden herhangi birinin gerçekleştiği sonucuna varmak için yeterli değil.
EDİRNE, ULUSLARARASI ÇOCUK KORUMA ÇALIŞMALARININ DA KAPSAMINDA
Edirne’nin refakatsiz göçmen çocuklarla ilgili çalışmalar bakımından önemi yalnızca coğrafi konumundan kaynaklanmıyor.
UNICEF Türkiye, 21 Ekim 2025 tarihinde duyurduğu Avrupa Birliği destekli program kapsamında İstanbul, İzmir, Edirne ve Van’da hareket hâlindeki çocuklara yönelik koruma, yönlendirme ve şiddetin önlenmesi hizmetlerinin destekleneceğini açıklamıştı.
Öte yandan Avrupa Konseyi tarafından 1 Ocak 2026 ile 30 Haziran 2027 tarihleri arasında yürütülen Türkiye’de Refakatsiz Göçmen Çocukların Korunmasının Güçlendirilmesi Projesi de kurumsal kapasitenin artırılmasını, bakım süreçlerinin geliştirilmesini ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesini hedefliyor.
Bu çalışmaların mevcut olayla doğrudan bağlantısı bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi yok.
Bununla birlikte yaşanan gelişme, refakatsiz çocukların korunmasına yönelik ulusal ve uluslararası çabaların önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
ÇOCUKLARIN HAKLARI VE KİŞİSEL BİLGİLERİ KORUNMALI
Olayla ilgili kamuoyunu bilgilendirirken çocukların güvenliği kadar özel yaşamlarının korunması da önem taşıyor.
Kimlikleri, fotoğrafları, kişisel dosyaları, aile bağlantıları ve kendilerini tehlikeye düşürebilecek bilgilerin yetkisiz biçimde yayımlanması doğru değil.
Arama çalışmalarına katkı sağlayabilecek bilgiler ise doğrudan emniyet veya diğer yetkili kamu kurumlarına iletilmeli.
Çocukların uyruğu, göçmenlik statüsü veya Türkiye’ye geliş biçimi ne olursa olsun, güvenli bir ortamda bulunmaları ve gerekli koruyucu hizmetlere erişmeleri öncelikli olmalı.
ÖNCE 13 ÇOCUĞUN GÜVENLİĞİ
Edirne’de yaşanan bu olayda resmî açıklamayla doğrulanan temel tablo açık: 14 refakatsiz yabancı uyruklu çocuk 11 Ekim’de izinli olarak kurumdan ayrıldı. Bir çocuk geri döndü. Diğer 13 çocuğun bulunmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.
Bundan sonraki süreçte yapılması gereken, olayın nedenlerini bütün yönleriyle ortaya çıkarmak ve çocukların güvenliğini sağlamaktır.
Sınır Ötesi Gazetesi olarak bu konunun yalnızca bir göç meselesi olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyoruz.
Ortada birbirinden farklı hayat hikâyelerine sahip olabilecek 13 çocuk var.
Hiçbirinin nerede bulunduğuna ilişkin doğrulanmış bir sonuç henüz kamuoyuna açıklanmış değil.
Göçmenlik statüleri üzerinden tartışma yürütmek, bu çocukların korunma ihtiyacını ikinci plana düşürmemeli.
Kamu kurumlarının çocukların güvenliğini sağlayacak çalışmalarını sürdürmesi, süreçle ilgili uygun düzeyde bilgilendirme yapması ve varsa uygulama eksikliklerinin giderilmesi kamu yararı bakımından önem taşıyor.
Çünkü bir çocuğun güvenliği söz konusu olduğunda asıl mesele nereden geldiği değil, güvende olup olmadığıdır.
Sınır Ötesi Gazetesi, olayla ilgili doğrulanabilir resmî gelişmeleri izleyerek kamuoyuna aktarmayı sürdürecektir.