Hocaoğlu Cengiz: “Edirne’nin her sorununun çözümünü ve maddi kaynağını içinde bulabiliriz.”

Hocaoğlu Cengiz: “Edirne’nin her sorununun çözümünü ve maddi kaynağını içinde bulabiliriz.”

Hocaoğlu Cengiz: “Edirne’nin ner sorunun çözümünü ve maddi kaynağını içinde bulabiliriz.”
Hocaoğlu Cengiz: “Edirne’nin her sorunun çözümünü ve maddi kaynağını kendi içinde bulabiliriz. Uzakta aramaya gerek yok.”
  • Cengiz Benakman, Edirne’de doğumlu, kökeni Lofçalı. Uzun yıllardır Edirne’de esnaflık yapıyor. Hocaoğlu Cengiz lakapı ile Edirne’nin sevilen, sayılan renkli simalarından. Tarihi hafızası güçlü bir Edirne ve devlet sevdalısı.

Edirne’de gördüğünüz eksikler nelerdir? Çözüm önerilerinizle aktarırmısınız?

Hocaoğlu Cengiz Benakman: Edirne’nin eksikler saymakla bitmez. Her sorunun çözümünü ve gereken maddi kaynağı kendi içinde bulabiliriz. Uzakta aramaya gerek yok. Edirne’nin lokantalarında fiyat listesi yok, fiyat listelerini hazırlarken sadece Türkçe değil, İngilizce, Bulgarca ve Yunanca hazırlamak gerekiyor. Özellikle çarşıda tuvalet eksikliği var. Hijyen çok önemli. Turistlere temiz tuvalet imkânı yaratmak zorundayız. İstanbul’da olduğu gibi yerin altına tuvalet yapılabilir. 24 saat boyunca da vardiyalı olarak temizlikçiler bu tuvaletlerde çalıştırılabilir. Tuvalet ve fiyat listelerinden sonra en önemli sorun otopark sorunu. Yıllardır pazarın yan tarafındaki, eski kerestecilerin olduğu yer için otopark müsaadesi alınamadı. Hâlbuki çok uygun bir yer, otopark yapmak için. Orası rahat 1000 küsur araba alır. Dışarıdan gelen insanlar da araçlarını rahatça bırakabilirler. Bunlar yapılsın, arkasından tanıtım işleri gelecektir. Kaleiçi’nin durumu da üzerinde konuşulması gereken bir konu. Edirne’de turizm ile alakalı yatırım yapmak ve daha fazla turist çekmek istiyorsak Kaleiçi’ndeki evleri aslına uygun hale döndürmek ve o bölgeyi trafiğe kapatmak bir zorunluluk. Fransa’ya gittiğimde şunu gördüm: 1280’li yıllardan beri tarihi dokusu ve mimarisi ile ayakta duran, yıkılması önlenmiş, restore edilmiş binalar mevcut. Biz Kaleiçi’nin yani eski Edirne’nin, Edirne’nin gözbebeğinin siluetini 1970’li yıllarda bozmaya başladık. Bunun için de belediyeyi yönetenlerin vizyon sahibi olması gerekiyor. Türkiye’de Göynük, Mudurnu, Safranbolu, Beypazarı örnekleri var. Onlar betonarme bina yapmayı bilmiyor mu? Eğer 1970’li yıllardan itibaren şehri yönetenler ve vatandaş el ele verip Kaleiçi’ni berbat hale getirmeseydi, bugün Kaleiçi Safranbolu’dan daha iyi durumda olurdu. Edirne’de olanı muhafaza etmekte zor. Diyelim ki yatırım yapmak istiyorsunuz, o bölgedeki evlerden birini ayağa kaldırmak istiyorsunuz, anıtlar kurulundan ruhsat almanız bile iki yıl sürüyor. İşi yapacak usta bulmakta bile zorlanıyorsunuz. Bunun için anıtlar kuruluna ihtiyacınız var. Onlar da her türlü zorluğu çıkartıyor zaten. Az önce tanıtım sonraki iş demiştim. Tanıtımın en önemli ayağı da rehber ve kılavuzdur. Edirne tarihini bilen yerel rehberler, insanlara eşlik edecek kılavuzlar yetiştirmek zorundayız. İlk etapta bu sorunlar halledilmezse gelen turist sayısı gitgide düşer. Kaçan turisti geri götürmek zordur. Eğer turistler kaçarsa bir daha geri getiremeyiz. Yıllar evvel Edirne Ticaret ve Sanayi Odasında Başkan Vekilliği yaptığım dönemde Edirne’ye ağır sanayi girmesine şiddetle karşı çıkmıştık. İyi ki de bu işin olmasına karşı durmuşuz. O gün ortaya koyduğumuz alternatif plan şuydu: yine sanayi bölgesinde, Edirne Organize bölgesinde ıslak mendil, kolonya gibi üretim yapacak fabrikalar istihdam etmesi idi. Bu projenin hala gerçekleştirilebilir olduğunu düşünüyorum.

Edirne’nin yağlı güreşlerini de yeteri kadar tanıtamadığımız kanaatindeyim. Dünyada olimpiyatlardan sonra en eski spor güreş. Altı asırdır devam eden bir spor düşünün… Edirne neden buna rağmen Kırkpınar’ı satamıyor? Yine odadaki başkan vekilliğim döneminde Edirne’de bir fuar organizasyonu yapılması için çalışmalar yapmıştık. Fuarın yerini de belirlemiştik. Açıkcezaevinin çok yakınında bulunan balon binasının olduğu yerde 327 dönümlük bir arazi var. Bu arazi milli emlak kurumuna ait. İşte o araziyi düşünmüştük. Projemiz hazırdı, fuar alanına yapılacak otel, antrepo hizmetleri bile kafamızda belirlenmişti. En az 1000 esnaf bizim sayemizde ekmek yiyecekti.   Bizden o zamanın parası ile senelik 100 küsur milyar istediler, kira olarak. Yaptığımız proje sonunda bu ücreti 27 milyara kadar düşürdük. Gerekli protokoller imzalandı. Maalesef ticaret ve sanayi odasında bizden sonra gelen yönetim 27 milyarlık kirayı fazla buldu ve projeyi iptal oldu. Maalesef vizyonu olmayan insanlar Edirne’yi kat kat zenginleştirecek bu projeyi iptal ettiler. Fuar alanı Balkanlar’la olan ticaretimizi de geliştirecekti. Senede dört tane fuar yapsanız Edirne’nin kazanacağı parayı düşünün. Bizim fuar yeri için düşündüğümüz, Açık cezaevinin olduğu yer hala boş duruyor. Edirne’ye neden bir fuar alanı yapılmasın. Bizim gerçekleştirmemize müsaade etmedikleri fuar projesi çok çalışılarak yıllar sonra gerçekleştirilebilir diye düşünüyorum. Yine daha evvel düşündüğüm bir şeyi aktarayım size: Edirne merkezde bulunan askeriyenin orada işinin olmadığını düşünüyorum. Belediye oraya geçmeli, şu anki belediye binası da müze olarak kullanılmalı diye düşünüyorum. Ordu evinin şehrin merkezinde, şehrin göbeğinde ne işi var? Edirne’de bir sürü otel yapıldı. Hala insanlar kalacak yer bulamıyorlar. Edirne’de oteller yeterli diyorlar. Yeterliyse neden önemli günler ve organizasyonlarda insanlar konaklayacak yer bulamıyorlar? Kalacak otel bulamıyorsunuz, otellerde ya da kurumlarda konferans yapacak salon bulamıyorsunuz. Edirne’nin altı bile büyük bir tarihtir. Ziraat bankasından, Akbank’a, oradan aşağıya doğru Bizans sarayıdır. Bütün yapılar Bizans sarayının üzerine yapıldı. Saray Otel’in altı da orijinal saray mezarlığıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: