Komünist Rejimin Türk Toplumuna Asimilasyon Zulümleri Kınandı

Komünist Rejimin Türk Toplumuna Asimilasyon Zulümleri Kınandı

  • Bulgaristan’da 1989 yılında sona eren komünist rejimin, Türk ve Müslümanlara yönelik asimilasyon amaçlı baskı ve zulümleri törenle anıldı.

Ülkenin kuzeydoğusun’da ki Şumnu kentine yakın Demir Baba Tekke bölgesinde binlerce Türk ve Müslüman, Bulgaristan’da soğuk savaşın sona ermesiyle 1990’da devrilen komünist rejimin Türk ve Müslüman toplumuna asimilasyon politikaları çerçevesinde uyguladığı baskı ve zulümleri andı.

Bulgaristan Parlamentosunda üyelerinin çoğunluğunu Türk ve Müslümanların oluşturduğu, muhalefetteki Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) partisinin himayesinde düzenlenen törende, komünizm rejiminin son döneminin acı olayları bir kez daha hatırlatıldı.

Bulgaristan Müslümanlarının kutsal kabul ettiği Demir Baba Tekke’de Covid-19 salgını nedeniyle iki yıldır gerçekleştirilemeyen etkinlik, Bulgaristan ve Avrupa Birliği (AB) marşlarıyla başladı.

Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğünün Yüksek Dini Şura Başkanı Vedat Ahmet, Bulgaristan’da komünist rejimin asimilasyon kampanyasında hayatını kaybedenler için dua etti.

‘Memleketimizde barış, dünyada barış’

Anma töreninde konuşan HÖH Genel Başkanı Mustafa Karadayı, ‘Vatanımızda demokrasi uğruna mücadelemizin nöbeti hala devam ediyor’ dedi.

Karadayı, Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözünden esinlenerek, ‘Memleketimizde barış, dünyada barış’ sloganını seçtiğini anlattı.

Atatürk’ün bu sözünün Bulgaristan’ın bugünlere gelmesine vesile olduğunu dile getiren Karadayı, ‘Vatanımızda komünizm rejiminin çöküşünden 32 yıl sonra bizler hala savaşımızı sürdürüyoruz. Eski komünizm baskıcı rejimini aratmayan, bugünkü İçişleri Bakanlığının kendi vatandaşlarına karşı aynı eski komünist baskı rejiminin baskı araçlarını kullandığını görüyoruz’ ifadesini kullandı.

‘Geçmişini hatırlamayan halk geleceğini de inşa edemez’

HÖH partisi Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Yordan Tsonev de ‘Biz bu mücadeleyi hatırlıyoruz ve hatırlamaya devam edeceğiz. Çünkü o, Bulgaristan tarihinin önemli bir parçasıdır. Geçmişini hatırlamayan halk geleceğini de inşa edemez’ diye konuştu.

Türkiye’nin Sofya Büyükelçiliğinin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla düzenlediği ‘Mustafa Kemal’in Sofya Günleri’ isimli belgeselin galasına katıldığını aktaran Tzonev, şunları kaydetti:

‘Filmde Atatürk’ün hayatı boyunca Bulgaristan ve Türkiye arasındaki iyi komşuluk, dostane ilişkilerin olması uğruna nasıl emek verdiğini görmekten etkilendim. ‘Bulgaristan’a karşı çıkan herkes Türkiye’ye de karşıdır’ diyen Atatürk’ün bu sözünden etkilenmemek mümkün değil. Mustafa Kemal’in bu sözlerinden esinlenerek, Bulgaristan’daki Türk ve Müslümanlara karşı çıkanlar, bizim hepimize karşı çıkmış olurlar.’

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajı

Törene katılan Türkiye’nin Burgaz Başkonsolosu Senem Güzel, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajını okudu.

Mesajda Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadelere yer verdi:
‘Bütün şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi saygıyla anıyorum. Bulgaristan Türklerinin kimlik, demokrasi ve özgürlük mücadelesi, komünist rejime vurulan en büyük darbelerden biri olmuştur. Bu şanlı direniş, kesin, şüphesiz, tüm Doğu Avrupa’daki özgürlük ve demokrasi hareketleri tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır. Asimile edilmek için isimleri asimile edilmeyi çalışılan, dini inançlarının gereklerini yerine getirmeleri engellenen, en temel hak ve özgürlükleri gasbedilen, bu politikalara karşı çıktıkları için toplama kamplarına sürülen soydaşlarımızın, komşu Bulgaristan’ın eşit ve önemli vatandaşları olarak hayatlarını refah içinde sürdürmeleri temel beklentimizdir.’

Törene HÖH partisinin Bulgaristan ve Avrupa Parlamentosundaki milletvekilleri, yerel meclis üyeleri ve diğer temsilcileri de katıldı.

Ayrıca, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşında yaşadığı ağır mağlubiyet sonrası Türkler azınlık kaldıkları çoğu bölgede baskı ve zulümlere maruz kalmışlardı. Bu zulümlerin yaşandığı ve milli kimliğin örselendiği yerlerden birisi de Bulgaristan’dı. Bulgaristan’da 1946’da kurulan Komünist hükümet de tıpkı Rusya’daki gibi öncelikli tehdit olarak Türk kimliğini ve dilini görmüş, dil ve kimliği baskılamak için türlü yaptırımlar ve kısıtlamalara gitmişti. İsimleri değiştirilen, dinlerini yaşamalarına izin verilmeyen, kültürleri ve gelenekleri yasaklanan “Bulgaristan Türkleri” uzun yıllar devam eden bu baskılara tepki göstererek kimliklerini korumaya çalıştılar.

24 ARALIK 1984 BULGAR ZULMÜNE DİRENİŞ GÜNÜ

Bulgaristan Hükümeti 23 Aralık 1984 günü “Yeniden Doğuş” adını verdiği asimilasyon politikası ile özellikle Kırcaali ve Hasköy bölgelerinin dünya ile ilişkisi kesilerek halkı askeri abluka altında zorla Bulgar kimliğini kabul etmeye zorlamıştı.

24 Aralık 1984 günü Tosçalı, Hallar, Karamusalar ve Amatlar köylerinden toplanıp Eğridere (Mlaçino) köyünde bir araya gelen binlerce Türk, baskıcı Bulgar Komünist Partisini protesto ettiler. Polis zor kullanarak ve ateş açarak kültürlerini ve milli değerlerini korumak için sesini duyurmaya çalışan Türkleri dağıttı.

BULGAR ASKERLERİ TÜRKAN BEBEĞİ ÖLDÜRDÜLER

Sonraki birkaç gün boyunca devam eden gösterilerde çok sayıda can kaybı yaşandı. 26 Aralık günü Killi köyünde toplanan halkın içinde Fatma Öztürk’de kucağında 18 aylık bebeği Türkan ile birlikte yerini almıştı. Bulgar askerlerinin açtığı ateşle oracıkta can veren Türkan bebek Bulgaristan Türklerinin direnişinin sembolü oldu.

Türk toplumunun önde gelenleri “Belene” toplama kampında ağır şartlar altında cezalandırıldılar.

Sonrasında beş yıl boyunca baskılar gittikçe arttı, pek çok Türk faili meçhul cinayetlere kurban giderken pek çoğu da kayıp olarak kayda geçti. Bulgar Komünist diktasının can güvenliği tehdidi, Türkçe konuşma, aile ve soy bildiren ünvanlarda Türkçe yasağı, eğitimin ve çalışmanın engellenmesi gibi çeşitli asimilasyon baskıları sonucu yarım milyondan fazla Türk de Türkiye’ye göç etmeye zorlandı.

Bulgaristan Türkleri üzerinden 36 yıl geçmesine rağmen 24 Aralık ve sonrasında yaşanan acı günleri “24 Aralık Bulgaristan Türklerinin totaliter rejime ve soykırıma direnişini ve kurbanlarını anma günü” olarak hatırlayarak çeşitli anma etkinlikleri düzenliyorlar.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: