Hayri Küp: “Kısır bir döngüde işlemler devam ediyor ve olan Edirne’nin tarihi dokusu yavaş yavaş yok oluyor.”

Hayri Küp: “Kısır bir döngüde işlemler devam ediyor ve olan Edirne’nin tarihi dokusu yavaş yavaş yok oluyor.”

  • Hayri Bey sizi tanıyalım?

Hayri Küp: 1971 Almanya doğumluyum. Edirne sanayisinde Mert Metal Doğrama isimli iş yerinin sahibiyim. Uzun yıllardan beri sektörün içindeyim. Azize Hanım ile evliyim, 2 kızım var. 1983 yılında dönüş yaptık.

  • Edirne de yaşıyorsunuz. Edirne tarihi ve turistlik bir kent. Size göre Edirne’de ki sorunlar nelerdir ve çözüm noktaları nedir?

Hayri Küp: Edirne tarih ve turistlik bir ilimiz. Dünyada Floransa’dan sonra en çok ve en geniş tarihi esere sahip il. Fakat turistlik açıdan yaşadığı sıkıntıları aşmaktan aciz kalmış durumda. Edirne merkezinde gördüğümüz birçok tarihi eserin özellikle evlerin kendi kaderine terk edilmiş olduğunu üzülerek görüyoruz. Yapılsa da prosedür gereği işlem yapılmıyor. Herhangi bir tarihi yapının restore edilmesi için çeşitli yerlerden izin alınması gerekiyor. Belediyenin izin verdiği projeye Yüksek Anıtlar Kurulu izin vermiyor, Anıtlar Kurulun olur verdiği yere belediye olmaz diyor. Kısır bir döngüde işlemler devam ediyor ve olan Edirne’nin tarihi dokusu yavaş yavaş yok oluyor.

  • Edirne’nin üç tane sınır kapısı var 3 tane nehri var. Dünyada üç nehrin içinden geçtiği sayılı kentlerden birisi Edirne. Biz bunun nimetlerinden yeterince faydalana biliyor muyuz?

Hayri Küp: Şöyle söyleyeyim. Yerleşim olarak memleketimiz çok güzel konumda.  Edirne hakikatten çok güzel bir şehir. Nereye giderseniz gidin denize 180 km. Nehirler dibimizde. Eskiden su taşkınları oluyordu. Şimdi onun önüne geçtiler fakat nehri etrafında insanların piknik yapabilecekleri kamelyalar, yemek yiyebilecekleri restoranlar ve kafeler gibi zaman geçirebileceği bir konektör kurulmadı. Karaağaç’a giderken Meriç Köprünü geçince sol tarafta bazı çalışmalara başlandığını görüyorum. İnşallah daha da iyi olacak. Meriç nehriyle ilgili bir şey yapılabilir mi? Yapılır tabiî ki muhakkak yapılır bir kısmı temizlendi fakat kum geldiği için tekrar sıkıntı yaşanıyor. Nehir daha farklı kullanılabilir mi. Kullanılabilir.

  • Edirne ye daha fazla turist çekmek için ne yapılması gerekir?

Hayri Küp: Turist Edirne’ye Selimiye Camii’ni, Eski Cami’yi, Üç Şerefli Cami’yi gezmeye ve ciğer yemeye geliyorlar. Kırkpınar dönemi olduğu zaman güreşleri seyretmek için sayar içine gidiyorlar. Senede bir gün de Kakava şenlikleri için Edirne’yi dolduruyorlar. Başkada turist çektiğimizi düşünmüyorum. Bunun dışında Alış-veriş için Bulgaristan vatandaşları ilimizi dolduruyor. Onlarda temel ihtiyaçlarını karşılayacak alışveriş yapıyorlar. Karınları aç ise yemek yiyip dönüyorlar. Edirne sanayisine herhangi bir şey yaptırmaya gelmiyorlar. Çünkü Edirne sanayisinde evleri veya iş yerleri için mobilya, demir doğrama gibi işler yaptırsalar bunun montajı için ustanın Bulgaristan’a gitmesi gerekiyor. Vize almak, gitmek sıkıntılı ve pahalı olduğu için sıcak bakmıyorlar.

Şu an maliyetler ucuz olduğu, Euro veya Bulgar Levası Türk lirası karşısında değer kazandığı için ihtiyaçlarını Edirne’den alıp götürüyorlar. Fakat bu korona hastalığı dolayısıyla da biraz risk taşıyor.

  • Türkiye ve Bulgaristan Turizm Bakanları geçtiğimiz günlerde İstanbul da buluştular. Her iki devletin gümrükteki geçişleri kolaylaştırmaları için karar aldılar. Corona vakaları hat safaysa ulaşmadıkça gümrükleri kapatmayacaklarmış. Siz Edirne Yeni Sanayi Sitesi Kooperatifi 2. Başkanısınız. Birinci Başkan Fikret Bey “Ben bundan sonra aday değilim diyor. Siz adaymısınız?

Hayri Küp: Aday değilim. Benim büyüklerim var. Onlar daha tecrübeli. Bize görev verirlerse sadece yönetimde görev alırım. Kooperatifte başkan olmak önemli değil önemli olan icraat ve üyelerin isteklerine taleplerine cevap vermek. O makam için kendimi hazır hissetmiyorum.

  • Edirne sanayisini yeni yerine sizce ne zaman taşınır?

Hayri Küp:: Edirne sanayisi bu durumda bana göre zor taşınır. Bazı esnaf arkadaşlar kulaktan dolma bilgilerle beni arayıp dükkanlarımızı satmışsınız diyorlar. Biz onların dükkanını nasıl satabiliriz ki. Tapusu onların üzerine. Biz satamayız. Edirne sanayisi mutlaka bulunduğu yerden başka bir yere taşınacak. Bu konuda bizim kooperatif olarak zaten bir çalışmalarımız var. Fikret Üstev abinin öncülüğünde birkaç esnaf arkadaşlarımızla kooperatif olarak yer alıp kendi dükkanlarımızı yapmayı planlıyoruz. Burası üç sene, beş sene, on sene sonra bir şekilde kaldırılacak yeni yerine taşınacaktır. Hani nasıl kalkar, Edirne Belediyesinin gücü yeter mi yetmez mi belli değil. Devlet bu işe el atar mı, atmaz mı o da belli değil. Dediğim gibi şehrin merkezinde kaldık.

  • Sanayi esnafı olarak sıkıntılarınız var mı, bunların çözüm noktaları neler?

Hayri Küp: Birinci sıkıntımız çırak ve kalfa. Bakıyorsun kahveler dopdolu, oturanların hepsi aylak ve beklide ceplerinde çay paraları yok. Adama diyorsun ki gel benle çalış. Direk kaç para vereceksin? Cumartesi Pazar tatil mi? Kaçta geleceğim kaçta gideceğim diyor. Bakıyorum esnaf arkadaşların birçoğunda yabancı uyruklu insanları çalıştırıyor. Afganistanlısı Suriyelisi Pakistanlısı onlar çalışıyorlar. Biz yanımıza yetiştirecek bu mesleği yapabilecek çırak ve kalfa bulamıyoruz. Bu da bizlerden kaynaklanıyor. Aman benim oğlum müdür olsun, aman benim olum memur olsun mantığı var. Herkes çocuğu sıcak ortamda çalışsın daha rahat etsin soğuk ortama girmesin. Hep bunun peşinde insanlar. Zaten nesil tamamen elektronik üzerine. Cebinde son model telefonlar tabletler elinde en iyi arabayla gezecek. Böyle bir nesil var. Babada varsa olacak babada olmasa olmayacak. Babanın belli başlı bir gayrimenkulü birikimi var kenarda. Baba gözlerini yumdu mu o onu belli bir süre idare edecek ama sonrası ne olacak. Sıkıntı burada hiç kimse ben çocuğumu sanayiye götüreyim burada çalışacaksın yok. Tamam okul eğitim de önemli ama şimdi 8 yıllık eğitim zorunlu oldu. Edirne Endüstri Meslek Lisesinde son sınıf öğrencisi dokuz tane öğrenci var. Yani zamanla bu meslekler hep körelecek yapacak usta bulamayacağız. Tabi bu ara da bazı iş yeri sahibi usta arkadaşlarımızda çırakları işten soğutuyorlar. Haftalıklarını düzenli ve tam vermiyorlar. Yaptığımız işin parasını alamadığımız için ücreti tam veremeyeceğim gibi bahaneler üretiyorlar. Çırak senin aldığın veya alacağın paraya bakmaz. O kendi ücretine bakar. Çünkü emek vermiştir, alın teri dökmüştür, hak etmiştir. Sanayimizin bir sorunu da kendi araçları olmayan çırak ve kalfalarımızın ulaşımı. Toplu taşıma araçları düzenli geçmiyor. Periyodik saatler uygulanıyor. İş saatlerinde ek seferler konmuyor. Yetkilerin bu konuya bir an önce çözüm bulmalarını istiyoruz.

Diğer taraftan sanayi de bu meslekler öyle bir duruma gelecek ki, bu mesleğin ustası kişiler, sektörde tutunabilenler çılgın paralar kazanacak. Benim zihniyetim de para kazanmak ikinci planda kalıyor. İlk önce müşteriyi memnun etmek geliyor. Müşteriyi memnun edersem o da beni memnun eder. Ben burada sadece demir doğrama yapmıyorum. Koltuk takımın, şöminesinden, barbeküsünden, ızgarasından, çelik çatısında, resim çerçevesinden metal üzerine her şeyi yaparım. Demirden yapıyorum ben bunları. Ama yanımda yetiştirebileceğim bir çırak yok. Eşim geliyor burada bana yardım ediyor. Çayımı kahvemi yapıyor. Çevrilecek malzemeleri çevirmeye yardım ediyor. Çalışacak kalifiye elemanı geçtik yetiştirmeye eleman bulamıyoruz.

  • Türk Milliyetçiliği bize kendi mantalitenize göre tanımlarmısınız?

Hayri Küp: Bana göre vatanını seven, yaptığı her işin uygulamasında önce ülkesinin menfaatlerini düşünen insan Türk Milliyetçidir. Sadece sevmekle de olmaz bu, sevgiyi göstermek lazım. Emek lazım çaba sarf etmek lazım. Vatan deyip geçmemek lazım. Vatan varsa biz varız. Dünya da birçok ülke var, birçok ülke gezdim fakat bizim bayrağımız gibi bir bayrak daha görmedim. Bizim insanımız gibi, Türk Milleti gibi hayır sever, yardım sever bir millet daha yok. Deprem olur tek yürek oluyoruz Darbe olmaya kalkıyor tek yürek oluyoruz. Herkes ama memurundan polisinden esnafından ev hanımından hepsinden yani. Arada karşı çıkanda olacak. Sonuçta beş parmağın beşi de bir olmuyor. Elbet poşetten çürük elma çıkacak. En yakın savaşımız bizim Çanakkale Savaşıdır. Bilmeyenler görmeyenler oralara gitsinler bir gezsinler özellikle rehber eşliğinde gezsinler ki memleketin nasıl kazanıldığını neler yaşanıldığını görsünler. Biz Türk Milliyetçisiyiz diyebiliyorsak, ürettiğimiz malın teknolojisi de bize ait olmalı. Havada uçan uçakta, teknolojisi de bize ait olmalı, düzenli vergimizi verip ülkemiz için katma değer sağlamalıyız, istihdam yaratmalıyız. En azından önce kendi kapımızın önünü süpürmeliyiz. Önce vatan, millet, bayrak demeliyiz. Çünkü onlar var ise biz varız bunu unutmamalıyız. Biz burada gayet rahat gezebiliyorsak kimse bize dokunmuyorsa gece saat 1 de 2 de eşimiz oğlumuz kızımız rahat gezebiliyorsa bu Vatanın bizim oluşundandır.

Edirne halkı MHP’lisi ile, AK Partilisi ile, CHP’si ile HDP hariç tüm siyasi parti mensupları ile Türk Milliyetçisidir. Edirne modern bir kenttir. İnsan burada daha rahatlar. Aslında Trakya böyle desek yeri vardır. Benim bir köküm Kırklareli de. Orada da aynı şekilde geç saatlerde gezseniz kimse kimseye karışmaz. Kimse kimseye bulaşmaz. Edirne de bizde de mesela olay olmaz. Olursa da zaten genelde Edirne dışından gelip yerleşmiş veya kişiler çıkarır. Ben Edirne yit seviyorum. Ankara, İstanbul, Silivri, Çorlu, Burgaz, Gelibolu, Tekirdağ, Çanakkale gibi Türkiye’nin birçok iline iş yaptım. Oradaki işimi bir an önce bitirip Edirne ye dönmek için can attım. Gezmeye gittiğimizde bile bir gece kalabiliyorum. Sıkılıyorum. Edirne’ye gelirken daha Sazlı dere bayırından Selimiye Camii nim gördüğüm gibi işte diyorum benim memleketim burası ve rahatlıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: