Mehmet Eren: “Turizm konaklamalı olduğunda turizmdir”

Edirne Sanayici ve İş Adamları Derneği'nin (EDSİAD) Başkanı İsmet Açıkgöz ve Mehmet Eren

Mehmet Eren: “Turizm konaklamalı olduğunda turizmdir”

Edirne Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (EDSİAD) Başkanı İsmet Açıkgöz ve Mehmet Eren
  • Edirne’de turizm sektöründe faaliyet gösteriyorsunuz. Edirne turizmini değerlendirmenizi rica ediyoruz. Edirne’ye yeterince turist geliyor mu?

Mehmet Eren: Edirne’de Saray Otelin sahibiyim, dolayısı ile turizm sektöründe faaliyet gösteriyorum. Son bir, bir buçuk yıldır konaklamalı turizmde artış görülüyor. Bu da sevindirici elbette. Bilhassa Türk parasının değer kaybetmesiyle Bulgaristan ve Yunanistan’dan daha fazla konaklamalı turist ağırlamaya başladık. Aynı zamanda İstanbul’dan da konaklamalı turistler eskiye nazaran daha çok geliyor. Cuma ve cumartesi akşamları yaşanan yoğunluk bütün esnafımızı müspet etkiliyor, elbette. Edirne’deki ekonomi alışveriş sektörü sayesinde dönüyor. Konuya konaklamalı turizm ile girdim çünkü bana göre turizm konaklamalı olduğunda turizmdir. İnsanların şehrinizde kalmasını sağlarsanız turizm yapmış olursunuz.

Bizlerin de turizm ile ilgilenenler olarak bu işleri geliştirmek, katkı vermek, üstüne koymak görevini yerine getirmemiz gerekiyor. Üretmek, farklı fikirler geliştirmek zorundayız. Esnaf arkadaşlarımız özelinde ama Edirne genelinde turizm konusunda farklılıklara ihtiyacımız var. Edirne vizyonunu bir turizm ve tarım kenti olarak çizmiştir ve bu alanda ilerlemek zorundadır. Ancak öncelikle insanları turizm konusunda bilinçlendirmek gerekiyor. Bunun için de küçük yaşlardan başlamak lazım. Bana göre ilkokuldan başlayarak Edirne’de yaşayan çocuklarımız için milli eğitim müfredatına turizm dersi eklenmeli. İnsanlar Edirne’nin, Edirne’nin tarihi ve kültürel güzelliklerinin, bu güzelliklerin turizme katkılarının ne olduğunun bilincine vararak yetişmeli.

İnsanların bilinçlendirilmesi gerekiyor, evet. Ama bununla beraber işin niteliğinde de değişiklikler gerekiyor. Edirne’ye en yoğun turist gelen günler cuma, cumartesi ve pazar günleri. Pazar günlerinden sonra Edirne boşalıyor. Bu kabul edilemez. Bizim aradaki günleri doldurmanın yani Edirne’yi hafta içi de turizm konusunda cazibe merkezi yapmanın yollarını hep birlikte bulmamız gerekiyor. Bunun için Bulgaristan ve Yunanistan’da yaşayan emeklilerin çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çalışmayan, emekli olmuş komşularımızı Edirne’de misafir etmek için tur programları oluşturmalıyız. Daha uygun fiyatlarla, daha organize ve hafta içi günü gerçekleştirilecek programlar ile bu işe başlanmalı. Arz-talep dengesi oluşursa bu bir süre sonra konaklamalı turizme de dönüşür ve Edirne’ye gelen turist sayısı katlanarak büyür. Bu fikri iç turizmde de uygulayabiliriz. Bunun da yolu yine aynı noktadan geçiyor: eğitim! Bu altyapıyı oluştururken önce insanlardan başlayacaksınız. Eğer esnaflardan başlanır, bilinçlendirme yoluyla turizmin nasıl yapılacağı anlatılırsa çok daha fazla proje üretmek mümkün. Yeter ki esnaf arkadaşlarımız kanaatkar olsun, misafirlerimize nitelikli ve ucuz hizmet sunsun, saygın bir sunum yaparak Edirne’yi tanıtsın. Bu çalışmalar yapılırsa şehrimizde yedi gün yirmi dört saat turizm yapılır.

Önemli olan var olan tarihi eserleri; kültürel ve tarihi değerleri ‘satabilmektir’. Avrupa’daki turizm ülkeleri ne kadar çok turist çekerlerse çeksinler, reklam yapmaktan çekinmiyorlar, yatırım yapıyorlar ve kendilerini geliştiriyorlar. Biz de kentimizi tanıtmaktan ne olursa olsun vazgeçmemeliyiz. Bu iş süreklilik ister.

Edirne’mizin yurtdışı tanıtım fonlarına da ihtiyacı var. Bu fonlardan Edirne hala yararlanabilmiş değil. Bu çok üzücü. Edirne, Osmanlı devletine başkentlik yapmış, Türk milletinin çok önemli bir değeri. Ancak turizm bakanlığımızın dış kaynaklı fonlarından yararlanabilmiş değiliz. Neden önümüzdeki yıllardan biri de Edirne Selimiye yılı ilan edilmesin? Geçtiğimiz yıl Urfa Göbeklitepe yılı olarak ilan edilmişti, örneğin. Bir yıl içerisinde herkes Göbeklitepe’yi öğrendi. Biz de kent olarak bu işe özveri ile topyekun katılırsak biz de Türkiye’de Selimiye yılı ilan ettirebiliriz. Böylece bütün dünyada Selimiye konuşulacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: