Hükumeti savunmayalım ama hepimiz aynı gemideyiz!..

Hükumeti savunmayalım ama hepimiz aynı gemideyiz!..

    Cengiz Gültekin

Bundan 100 yıl önce bu coğrafyada ne yaşandı ise şimdi de aynısı yaşanıyor.

Hani dış etkenler deniliyor ya, o adamlar boşuna hükumet düşer ise dolar 2 lira düşer demiyorlar!

Dolar nasıl düşer?

Sen çekil kardeşim, Adam Suriye’de kursun terör devletini bak dolar nasıl düşüyor.

Vazgeç Kıbrıs’tan bak dolar nasıl düşüyor.

Ege’de Yunanın tezlerini kabul et, Libya’dan çekil, Mavi Vatan’dan vazgeç, Azerbaycan’ı yalnız bırak bak dolar nasıl düşüyor.

Dolar 2 lira düşecek diye biz vatanı teslim edeceğiz, nerede görülmüş!

Siz emperyalizme teslim olmuşsunuz farkında değilsiniz.

Dışarıdan rüzgâr esecek bu arkadaşlar yön değiştirecekler. Kimse aklını peynir ekmek ile yemedi. Bize kimse şunu dayatmasın;

Ya, bütün dünya bolluk bereket içinde herkes müthiş bir hayat yaşıyor, Türk ekonomisi yerinde sayıyor. Öyle mi?

Merkez Bankası Eski Baş Ekonomisti Türkiye’ye 2,5 milyar para giriyor diye, hükumet değişir ise dolar 2 lira düşer diyebiliyorsa bu Türk Ekonomisinin, Türkiye Cumhuriyetinin bilinçli bir şekilde hedef alındığının itirafıdır.

Tamam, bu hükumeti savunmayalım ama hepimiz aynı gemideyiz.

Beğenseler de, beğenmeseler de. Küresel bir kriz var ve Allah’tan bu süreci yönetebilen birileri var.

Faizi yükseltilsin deniyorlar değil mi? Peki, bu faizi yükseltince kim kazanıyor? Asgari ücretli ve dar gelirli mi kazanıyor? Küçük esnaf mı, küçük sanatkâr mı kazanıyor? Hayır! Her zamanki gibi Türkiye’yi yıllardır sağan para baronları kazanıyor. En az 500 bin doları olanlar kazanıyor.

Şu anda dünya’ da 1929 yılında görülen ekonomik buhranından sonra yaşanan en büyük buhran yaşanıyor. Biz bu büyük daralmaya rağmen, tedarik zincirleri ve ham madde fiyatlarının tavan yapmasına rağmen, buna tamamen hükümetin kusuru der isek olmaz.

İster inanın ister inanmayın. Geçen sene pandemi döneminde Çin ile beraber büyümeyi başarabilen iki ülkeden biri olduk. Fabrikalar 3 vardiyada çalışıyor. Bu ülke ihracatta rekor kırabiliyorsa fabrikalar bu krize rağmen 3 vardiya çalışıyorsa bu ülkenin sıcak para ekonomisinden vazgeçip, üretime dayalı bir ekonomi modelini benimsemesinden kaynaklanıyordur.

En büyük bedeli dar gelirli, asgari ücretli çalışanlar ödüyor. Eğer işçi olmaz ise üretimde olmaz. Ama herkes şunu iyi bilsin ki Türkiye sıcak para dayalı ekonomik modelinden, üretime dayalı ekonomi modeline geçmeye çalışıyor. Uzun yıllar öncesinde yapması gereken buydu. Bugün bunu yapıyoruz. Bunun meyvelerini de eninde sonunda alacağız. 2001’in Türkiye’si ile bugünün Türkiye’si aynı değil. Bu gün pandemiye rağmen ayakta kalabilmeyi becermiş bir Türkiye var. Yatırımlara devam ediyor bu bile aslında takdire şayan bir durum.

Atatürk’e göre millet, kan veya ırk birliği değil; kültür ve mensubiyet birliği demektir. “Türküm” diyen herkes Türk’tür. Türkiye’de son zamanlarda milliyetçilik yükseliyor, ulusal kimlikte artışlar oluyor diye bazı kesimler tereddüde düşüyorlar. Sanki ülkede Atatürk milliyetçiliğin yükselmesinden rahatsızlık duyuyorlar. Kaos ortamı oluşturuyorlar. Bunu iyi analiz etmemiz lazım. Türkiye’de Atatürk milliyetçiliğin ne anlama geldiğini herkesin bilmesi gerekiyor. Acaba milliyetçilik derken ne kastediliyor? Korkulan, içinde emperyal hedefler taşıyan, saldırgan, komşularına, etrafa zarar veren, Batılıların hastalıklı, Nazi yahut Faşist akımlarına benzer ırkçı bir anlayış mı kastediliyor? Korkulan bu mudur? Yoksa her vatansever insanımızın taşıması gereken duyguları anlamında, bu ülkenin başarılarıyla sevinen, üzüntüleriyle üzülen ve bu topraklar üzerinde yaşamanın şerefini, hassasiyetini iliklerine kadar sindirmiş bir anlayışı mı ifade ediyor? Atatürk Milliyetçilerinin dün olduğu gibi bugün de benimseyip savundukları milliyetçilik tanımı ve milliyetçilik anlayışı budur.

Ben Devletimin Milletimin Yanındayım Ya Siz Neredesiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: