St. Av. Ahmet Tarık Hatipoğlu: “Izdırap çeken her canlı hukuk öznesi olarak kabul edilmelidir.”

St. Av. Ahmet Tarık Hatipoğlu: “Izdırap çeken her canlı hukuk öznesi olarak kabul edilmelidir.”

St. Av. Ahmet Tarık Hatipoğlu: “Izdırap çeken her canlı hukuk öznesi olarak kabul edilmelidir.”

  • Sizi Tanıyabilir Miyiz?
St. Av. Ahmet Tarık Hatipoğlu: “Izdırap çeken her canlı hukuk öznesi olarak kabul edilmelidir.”

St. Av. Ahmet Tarık Hatipoğlu: Edirne’nin Havsa İlçesi’nin Osmanlı köyündenim. Edirne Barosuna kayıtlı stajyer avukatım. Şuan Av. Koray Uymaz ’ın ofisinde stajımı yapıyorum. İstanbul Ticaret Üniversitesi mezunuyum. Seneye inşallah avukatlığa başlayacağım.

  • Nasıl Bir Edirne Hayal Ediyorsunuz?

St. Av. Ahmet Tarık Hatipoğlu: Edirne denince sadece Osmanlı İmparatorluğundan kalma bir başkent değil! Edirne Osmanlı’dan önce de vardı. Edirne’nin, ilkçağda Orta Asya’dan göç edip buraya yerleşen Traklar tarafından kurulduğu biliniyor. Daha sonraları, Büyük İskender zamanında Roma İmparatorlarından Hadrianus tarafından yeniden kurulmuşçasına imar edilen şehir, onun adına izafeten Hadrianapolis olarak anılmıştır. Bir aralar Bulgar egemenliğine geçmiş ve 1361 yılında I. Murat zamanında Lala Şahin Paşa tarafından fethedilene dek Bizans egemenliğinde kalmıştır. 1453 yılında İstanbul’un fethine kadar 92 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun payitahtı olan kent, daha sonraki yıllarda “Paşa Sancağı” adıyla Rumeli Beylerbeyliği’ne bağlı bir vilayet olarak kalmıştır. İmparatorluğun üniversite kenti olarak tanınan 17 yy.’ da Avrupa’nın en büyük beşinci şehri haline gelmiş olan Edirne, Trakya’nın İstanbul’ dan sonra ikinci büyük kentidir.

Öncelikle yollarının yapımı tamamlanmış, alt yapı sorunu kalmamış güzel bir Edirne hayal ediyorum. Daha çok turistik alanları keşfedilmiş, turizme açılmış bir Edirne hayal ediyorum. Bulgaristan’dan ve diğer Balkan ülkelerinden Edirne’ye yoğun şekilde misafirlerimiz geliyor. Bu gelişler şu anda dövizde ki kur artışına bağlı ama kur farkı olmasa da onlar için Edirne’yi vaz geçilmez yapacak unsurların ön plana çıkarıldığı bir Edirne hayal ediyorum.

Türkiye’de Edirne gibi bir şehir daha yok. Birçok şehri ziyaret ettim, birçok insan tanıdım ama Edirne insanı başka. Buraya gelen üniversite öğrencileri, memurlar bir daha geri dönmek, şehirden ayrılmak istemiyorlar. Edirne Serhat şehri. İstanbul’da okudum, ilk zamanlar orada kalmayı düşündüm ama Edirne insanı kendine çeken bir şehir. Yaşanacak huzurlu bir şehir.

  • Size Göre Edirne’nin Sorunları ve Çözümleri Neler?

St. Av. Ahmet Tarık Hatipoğlu: Öncelikle Edirne’de doğup büyüyen, benim gibi, okuyup belli bir eğitim alan gençler tekrar şehrimize geri dönmeli. Tabii ki Büyükşehirlerde iş imkânları daha fazla ve büyük kazançlar sağlama imkânı daha çok ama huzur yok. İstanbul çok kalabalık bir şehir. Edirne şartlarına göre elbette kazançları orada daha fazla ama şehrimizin daha çok güzelleşmesi ve gelişmesi adına gençler tekrar Edirne’ye geri dönmeli.

Edirne’de sorun ararsak çok. Çözüm noktaları da elbette var ama bunun çözümünü yetkililerden bekliyoruz. Neler yapılabilir hangi olanaklar sağlanabilir. O siyasilerin işi. Gerek mahalli idarede, gerek ise hükümette seçilmiş kişiler var. Ama bu kişilerin işlerine yeterli hassasiyeti göstermediğini sanıyorum.

Bence Edirne’nin sorunu ilk olarak alt yapı ve yollar. Bugün bir yere inşaat yapılmaya karar verildiğinde öncelikle insanlar o arazinin, o alanın su basıp basmadığına dikkate alıyorlar. Bugün baktığımızda Edirne’nin en büyük alışveriş merkezi Erasta, onun bile etrafındaki yollar yeni yapılmışken tüm Edirne’nin problemi yol ve alt yapı gibi geliyor bana.

Ayrıca Edirne’nin en eski semtlerinden olan Kaleiçi, Uzunkaldırım, Karanfil gibi semtindeki tarihi eserlerin restore edilmesi, tekrar halkın faydalanabileceği alanlara dönüştürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Daha sonrasında köprünün diğer ucunda bulunan Karaağaç Mahallesinin ayrı bir havası var. İstanbul’da yaşayan birkaç arkadaşım Edirne dendiğinde direk Karaağaçtan bahsediyor. Tabi bunda Karaağaçta bulunan Pazarkule Sınır Kapısının ’da etkisi var. Onun haricinde peynirimiz, aynalı süpürgemiz, tava ciğerimiz meşhur. Resmi tatillerde, dini bayram izinlerinde en çok tercih edilen şehirlerden birisi bizim şehrimiz. Gurbetçilerimiz de tatillerine Edirne’den başlamakta. Her şey Edirne’de başlıyor.

Bir hukukçu olarak Hayvan hakları ile alakalı birkaç şey söylemek istiyorum. Türk Medeni Kanunu’na göre hayvanlar eşya olarak sınıflandırılmakta. Mesela bana göre, ızdırap çeken her canlı hukuk öznesi olarak kabul edilmelidir. 1986 tarihinde Avusturya Medeni Kanunu’nun 285 – A hükmü eklenmiş. Bu hükümde; Hayvanlar eşya değildirler. Onlar özel olarak korunmalıdır. Hayvanların haklarına kavuşup, eşya olarak sınıflandırılmaları çözülmesi gereken bir sorundur.

Şuan Edirne’de hukuk anlamında da gelişmeler var. Şuan benim dönemimde 50 stajyer avukatız biz. Arkadaşlarım da Edirne’yi güzelleştirmeyi amaçlamakta. Yarın bir gün belki 20-30 tanesi hâkim savcı olup Edirne’mizi şehir dışında temsil edecekler. Onun haricinde arkadaşım Kerim Uzunismail ile beraber, Edirne’yi ele alarak bir sosyal sorumluluk projesi başlattık. ‘ Her arabada mama ‘ projesi başlattık. Bu ilk başta insanlar tarafından reklam olarak algılandı. Bu yanlış anlaşılmayı hemen düzelttik. Kerim arkadaşım ile birlikte Edirne’de yaşayan güzel insanlarla bir araya gelerek onlara mama teklifi sunduk ve onlarda sağ olsunlar bizi kırmadılar. Aldığımız mamaları tek tek paketledik ve stickerladık. Sokağa bırakılan, terk edilen birçok hayvan aslında evcil alınan hayvanlar. Bakamayan, ilgilenmek istemeyen sahipleri onları dışarıya atıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: