“Şehit ailelerine ürünlerimiz bedelsizdir. Bedeli önceden ödenmiştir.”

“Şehit ailelerine ürünlerimiz bedelsizdir. Bedeli önceden ödenmiştir.”

  • Kendinizi tanıtır mısınız?

Davut Topalova: 1981 Edirne Kıyık doğumluyum. Baba tarafından dedelerimiz Kırım’dan Selanik’e oradan da Edirne’ye göç etmişler. Anne tarafım da Bulgaristan Kırcaova bölgesinden göç ederek Edirne’ye yerleşmiş. Ben de doğma büyüme Edirneliyim. 1998 yılından beri çarşıda esnaflık yapmaktayım. Edirne birçok ticaret kolunda faaliyet gösterdim. Restoran çalıştırdım, sebze-meyve ticareti yaptım. Son olarak da ayakkabı sektöründe faaliyet göstermeye başladım. Hüseyin Alp isminde bir çocuğum var. Şaban Makas kardeşimle birlikte ayakkabı sektöründe faaliyet gösteriyoruz.

  • Röportajımıza şu soru ile başlayalım: Neden ayakkabı sektörü? Daha evvel birçok sektörde faaliyet gösterdiniz. An itibariyle ayakkabı sektöründe Edirne’ye hizmet ediyorsunuz. Kısacası neden ayakkabı? Birde kapınızda asılı “Şehit ailelerine ürünlerimiz bedelsizdir. Bedeli önceden ödenmiştir.” Yazılı afişiniz var. Neden?

Şaban Makas: Ayakkabı satan mağazalar her daim ilgi ile izlediğim mağazalar olmuştur. İşin açıkçası güzel bir sektör olduğunu düşünmüşümdür her daim. Ayakkabı hem güzel bir aksesuardır, giydiğiniz kıyafet ile birleştiğinde hem de yürümenizi kolaylaştıran yahut zorlaştıran bir ihtiyaçtır neticede. O nedenle ayağın rahat olması, ürünün ayağınızda güzel durması mühimdir. Bütün bu düşünceler oldukça cezbedici idi ve bu işe girmek noktasında tereddüt etmedik. Kapıda ki afişi reklam konusu yapmayalım biz onu reklam olsun diye başka esnaf arkadaşlarımıza da örnek olmak için astık. Bizim zaten şehit ailelerinden sattığımız ürünün bedelini almamak gibi bir uygulamamız var.

  • Ayakkabı alırken nelere dikkat etmek gerekiyor?

Şaban Makas: Ayakkabı güzel bir aksesuardır ayakkabı, giydiğiniz kıyafet ile uyumlu olduğunda sizi şık gösterir. Elbette estetik önemlidir ama bunun kadar giydiğiniz ayakkabının modelinin rahat olmasına da dikkat etmelisiniz. Ayağınıza giydiğiniz ayakkabı size yakışmış olabilir ama ayağınız içinde rahat değilse, örneğin ayakkabı ayağınıza vuruyorsa, yara yapıyorsa hiç bir kıymeti kalmaz. Demek ki yakışması kadar ayak sağlığına da önem vermek gerekiyor.

  • Uzun yıllar Edirne’nin birçok sektöründe faaliyet gösterdiniz. Bu yüzden iç piyasaya hakimsiniz. Bu tecrübeye sahip birisi olarak, Edirne’deki turizm faaliyetlerini değerlendirmenizi rica ediyoruz.

Davut Topalova: Edirne’de oldukça yoğun bir turist potansiyeli var. Elbette yüzlerce yıllık bir tarihten bahsediyoruz ve bunun da bir getirisi var. Ama bunu arttırmak mümkün. Bence Edirne imkanları itibariyle henüz potansiyeline ulaşamadı, bu manada. Öncelikli sorunumuz turistleri karşılama noktasında başlıyor. Bütün Edirne halkı, başta esnaflar olmak üzere, bizim için bir geçim kaynağı olan yabancı misafirlerimize daha hoşgörülü davranmalı ve topyekun Edirne olarak, turistlere daha fazla imkan yaratmalıyız. Örneğin, turistlerden otopark ücreti alınmayarak bu işe başlanabilir. Edirne’de otopark, tuvalet, sosyal tesis gibi ihtiyaçlar arttırılmalı ve özellikle Saraçlar da turistlere cazip gelecek yeni sosyal tesislere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu ihtiyaçlar giderilirse bana göre Edirne daha fazla turist çekecektir.

  • Edirne hakkında neler söylemek istersiniz? Bir durum değerlendirmesi yapmanızı rica ediyoruz.

Davut Topalova: Edirne büyük bedeller ödeyerek, büyük işgaller görerek, esaretler altında kalarak ayakta kalmayı başarmış Türk şehirlerinden birisi. Burada yaşayanlar devletin ne demek olduğunu çok iyi bilir ve o yüzden kıymetini de çok iyi bilirler. Burada devletimizin mührü olan büyük eserler var. Selimiye Camii, Eski Cami gibi eserlerde Edirne’deki Türk-İslam mührünü tüm dünyaya gösterir nitelikte. Başta camilerimiz olmak üzere birçok tarihi eserimiz bütün heybeti ile ayakta duran bir şehir. Bu eserler elbette bizim yüz akımız ancak şehrimizin birçok eksiği olduğunu da göz ardı etmemek lazım.

Konuya mevcut eserlerimize yeteri kadar sahip çıkmadığımızı söyleyerek başlamak isterim. Tarihi eserlerimizin tanıtımını gerektiği ölçüde yapmıyoruz, çevre düzenlemeleri konusunda eksiklerimiz var ve tarihi eserlerimizin etrafını yeterince temiz tutmuyoruz. Buna en güzel örnek olarak Selimiye Camii’ni verebiliriz. Bununla birlikte hemen herkesin hemfikir olduğu sorunlar var. Edirne’mizin çevre düzenlemesi konusunda sıkıntıları var. Bununla beraber şehir merkezinde çok ciddi bir tuvalet ve otopark sorunu var. Konaklama sisteminde de sıkıntılar var. Otel sayımız çoğaltılmalı ve mevcut otellerin niteliği artırılmalı. İstanbul’a çok yakın bir şehir olmamız dolayısıyla ilimize günübirlik gelen turistler şehrimizde biraz kalıp hemen İstanbul’a dönüyor. Edirne’ye gelen turistlerin burada konaklaması için eğlence sektörüne yatırım yapmamız gerekiyor. Edirne’de insanların kalmasını kolaylaştırmak için burada sosyal imkânları geliştirmeliyiz, eğlence araçları yaratmalıyız.

Ayrıca Kaleiçi’nin de yapısının bozulduğunu görüyoruz. Burada birçok tarihi ev var, çoğunu değerlendiremediğimiz gibi sonradan yapılan betonarme evler ve yıkılmaya yüz tutmuş. Bu evler nedeniyle şehrimizin yüz akı olan Kaleiçi’nin yapısı iyiden iyiye bozuldu.

Edirne üç yüz yıl evvel Paris, Roma gibi şehirlerle yarışan bir kentti. Bugün maalesef Türkiye’de birçok açıdan geri kalmış, geri bırakılmış bir şehir.

Edirne üç nehrin kucakladığı bir şehir olmasına rağmen bu doğal nimetten de yeteri kadar faydalanamadığımız kanaatindeyim. Keza Edirne, Meksika’dan sonra dünyanın en büyük ikinci sınır kapısına sahip. Kapıkule’den her gün binlerce insan, binlerce araba geçiyor ama şehrimiz bunun nimetlerinden de yeteri kadar faydalanamıyor. Araçların çoğu şehrimize uğramadan, transit geçiyorlar.

Kırkpınar gibi bir nimetten de yeteri kadar faydalanamadığımızı söylemek gerekiyor. Kırkpınar, panayır havasından kurtarılamadı. İzmir fuarı dünyanın ilgisini çekiyorken biz iki yıldır Kırkpınar’a insan çekemez hale geldik!

  • Türk Milliyetçiliği size göre ne demektir? Tanımlarmısız.

Davut Topalova: Türk Milliyetçiliği fikri tarihi kökleri olan bir düşünce sistematiğidir. Bu tarihi köklerini de ata toprağı olan Türkistan’dan alır, Anadolu’ya getirir, Balkanlara, oradan da orta Macaristan’a kadar götürür. Gittiği her yerde kendi örfünü, âdetini, geleneklerini muhafaza eder. Muhafaza ettiğimiz tüm kültürel, tarihi değerlere ve düşünce sistematiğine de Türk Milliyetçiliği diyebiliriz.

  • Ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren bir esnaf olarak sormak istiyoruz: Ayakkabı alırken nelere dikkat etmek gerekiyor? Okurlarımıza anlatmanızı rica ediyoruz.

Davut Topalova: İyi ayakkabı deriden olur demek mümkün. Diğer maddelerden yapılan ayakkabılar bir yere kadar ayak sağlığını korur. Ama deriden yapılmış ayakkabılar ayağımızı her daim sağlıklı tutacaktır. Modele göre değil, ayağımızın rahatına göre ayakkabı seçmeliyiz.

  • Edirne’nin en işlek yerinde ayakkabı mağazanız var. Edirne ekonomisinin merkez noktasında çalışan birisi olarak, Edirne ekonomisini, piyasaları değerlendirmenizi rica ediyoruz.

Davut Topalova: Yunan ve Bulgar misafirlerimizin alışverişe gelmesi dolayısıyla Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri piyasalarda hareketlilik görmek mümkün. Edirne halkının ekonomik sıkıntıları oldukça yüksek. O yüzden sadece Yunan ve Bulgar misafirlerimizin katkıları ile piyasalar dönüyor. Edirne’de Bulgaristan ve Yunanistan’ı da işin içine katarak serbest ticaret bölgesi kurulması gerektiğini düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: